UÇMAĞA VARAN 2015 – DOĞAN 2016


                                                      GÖNÜL TAHTINDAN

                                         UÇMAĞA VARAN 2015 – DOĞAN 2016

            Su gibi akıp giden, geri dönüşü mümkün olmayan ve geçen zaman içinde insanın keşke o dönemde şöyle yapsaydım, böyle yaşasaydım diye pişman olup hayıflandığı değerlerden yani en kıymetli hazinelerden biri zamandır.

            Söz konusu değer ve bir hazine olan zaman hakkında değişik yer ve mekanlarda zaman zaman söz eder, kıymetinin bilinmesi noktasında düşüncelerimizi belirtmekteyiz.

            Bugün; bizlere bazen acı bazen de tatlı hadiseler yaşatan, acısıyla tatlısıyla sürekli yaşadığımız hazineden yani geçen zamandan, tatlı ve olumlu hadise ve gelişmelerden öte acı ve olumsuz hadise ve gelişmelerin çok daha fazla yaşandığı zamandan, içinde bulunduğumuz ve Allah nasip ederse bugün gece saat 24’te kurtulacağımız, yani İslamiyet’in kabulü öncesi Şamanca uçmağa varan (ölen) 2015’ ten ve de inşallah 2015 yılı gibi olmayacağını ümit ettiğimiz ve doğumunu umutla beklediğimiz 2016’ dan bahsedeceğiz.

            Nasipse bugün gece saat 24.oo itibariyle geçmiş zaman sınıfına girecek, bir diğer ifadeyle Uçmağa Varan 2015 derken aklımıza pekte hoş şeyler gelmiyor doğrusu.

2015 derken; olumsuz hadise ve gelişmelerin olumlu hadise ve gelişmelerden çok çok fazla yaşandığı bir yıl geliyor akla.

Böyle düşünmeyenler olabilir, söz konusu yılda hayatı tozpembe yaşamış olanlar öyle düşünmemiş olabilirler ama biz öyle düşünüyoruz. Çünkü hayat sadece ve sadece bizle ibaret değil, sadece bizim yaşantımız ile mukayese edilmez ve değerlendirilemez, toplumsal değerlendirilmesi gerekir.

Şahsi veya ailevi olarak yaşantınız olumlu geçmiş, tozpembe bir hayat yaşamış olabilirsiniz ancak eğer insanım, adam gibi adamım diyorsanız bu sizce bir ölçü olmamalı, olumsuz bir hayat ve zaman geçirmiş ve (görünen o ki bundan sonrada öyle geçecek)  bundan böylede hayatı olumsuz geçirecek olanları bir kenara atıp unutamaz ve olumsuz yaşamlarına karşı duyarsız kalamazsınız. Yok, eğer insan değilim diyorsanız hayatı ve yaşamı kendinizden ibaret biliyorsanız ona bir diyeceğimiz yok.

Evet; uçmağa varacak olan 2015’in sicilinin yaşanan bir iki olumlu gelişme ve hadiselerin dışında pekte temiz olduğu söylenemez.

Çünkü 2015; Olumsuzlukların yılı, acı ve kederin çokça yaşandığı bir yıl oldu.

Milli ve manevi değerlere yani vatana, millete ve dahası değerlere karşı ihanetin çokça yaşandığı,

Vatanlarından göç nedeniyle uzak diyarlara (Gurbete) düşüp aç ve susuz kalanların,

Çelme takılarak düşürülüp rencide edilenlerin,

Göç uğruna denizde boğulanların,

Organ mafyasının elinde ölüme gidenlerin,

Nafaka temininde ahlaksız tekliflerle karşılananların,

İmkansızlık nedeniyle göç edemeyenlerin namus ve şereflerinin tarumar edildiği,

Ecdat yadigarı ve emaneti olan vatanımızı Çanakkale de yenilgiye uğrayan (duel’lerin)  devletlerin o günün hazımsızlığından olacak ki aynı manzarayı yaşamak ve yaşatmak adına istila girişimlerinin,

Ekonomik darboğaza girişimizin,

İstihdam alanlarının çoğunun iflas veya mesnetsiz rencide edilişleri sonucu kapanışlarının yaşandığı ve yeni istihdam alanlarının oluşmadığı,

Yıllar önce verilen tavizler sonucu terörün zivanadan çıkıp zirve yaptığı ve bu sebeple şehit vermediğimiz günümüzün olmadığı,

İnsan ölümlerinin, vatan bekçiliğini yapan evlatlarımızın şehit edilmesinin yanında hem milli hem de manevi değer taşıyan yer, mekan ve mabetlerin yakılıp yıkılarak tahrip edildiği,

Kardeşi kardeşe düşürüp bunun üzerinden iç çatışma çıkarıp ülkenin bölünmesine çalışıldığı ve gayretinde olunduğu,

Vatanın bölünmesine yönelik ihanet kokan tekliflerin yapıldığı, görüşlerin ortaya atıldığı,

Ezeli düşman olan ancak bir dönem dost kabul edilen (Bu nasıl dostluk sa) Rusya uçaklarının sınırımızı ihlal edişi sonucu düşürüldüğü sebebiyle olmadık polemiklerin yaşandığı ve ekonomik sıkıntıyı aşmak adına denizde boğulmaktansa yılana sarılmak evladır misali tüm dünya Müslümanlarının sonunu getirme düşüncesi taşıyan ve taşımakta olan İsrail ile ekonomik anlaşmanın sağlanmak üzere olduğu,

Yaşanması ve gerçekleşmesi gereken milli ve manevi değer taşıyan (Elazığ’da yaşanması gereken) 23. Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları ve gibi etkinliklerin gerçekleşemediği,

Siyasetin allak bullak edildiği, kişi ve kişilerin ikbali uğruna toplumun geleceği ve ekonomik durum düşünülmeksizin seçimlerin kısa süreli gerçekleştiği,

Kişiliğin belirtisi ve ifadesi olarak bilinen ve düşünülen ERDEM’ in siyasilerce gerçekleştirilmediği yerine erdemsizliğin baş gösterdiği ve şu an aklımıza gelmeyen daha nice olumsuzlukların yaşandığı bir yıldır ve böyle bir yıl olarak ta gelir akla 2015 yılı..

Yukarıda ifadeye çalıştığımız gibi 2015’ te yaşanan bunca olumsuzluğun yanında yüreğimize su serpen biri iki olumlu hadise de yaşanmadı değil doğrusu.

Bunlardan biri ve en önemlisi, gurur duymamıza sebep olan güzel ve anlamlı gelişme; Mardin- Savur ilçesi doğumlu yüksek tahsilini yurt dışında yapan, Prof. Dr. Aziz SANCAR Bey’ in yaptığı bir çalışmanın Kimya Nobel Ödülüne laik görülmesi ve ödül töreninde göğsünü gere gere Ben Türküm demesi ile Türkiye’ye davet edilip onurlandırılması ve de ödülünü TSK emanet etmesi,

Ahıska Türkleri’ nden 300 ailenin Türkiye’ye getirilip Erzincan’ın bir ilçesine yerleştirilmiş ve halkımız tarafından gerekli yakınlığın gösterilmiş olması.

Suriye’ deki soydaşlarımız olan Bayırbucak Türkmenleri’ ne ülkenin her tarafından olduğu gibi özellikle Elazığ ilinden de tırlar dolusu yardımın gönderilmesi,

Elazığ’ın eski yerleşim yeri olup tarihi ve kültür zenginliği tartışılmaz olan HARPUT’ un SÜT KALESİ’ n de kazı çalışmalarının yapılması ve çalışmalar esnasında tarihe ışık tutacak, geleceğe yön verecek bulguların, eserlerin bulunmuş olması,

Elazığ’ın Karakoçan ilçesine DOĞAL GAZ’ ın gelmesi için Kaymakam Cemil SARIOĞLU Bey tarafından başlatılan abone olma kampanyasının beklenenin çok üstünde gerçekleştiği ve işin Elazığ Milletvekillerine kaldığı ve gibi olumlu gelişmeler de yaşandı.

Sonuç olarak diyoruz ki;

Ülkemiz, milletimiz ve de dünya üzerinde var olan samimi ve gerçek Müslümanlar, Müslüman Türkler üzerinde oyunların çokça oynandığı,

Özellikle de Türkler üzerinde entrikaların döndüğü, olumsuzlukların baş döndürdüğü 2015 yılı gelmemek ve illetini gireceğimiz yıl olan 2016’ ya bulaştırmadan uçmağa varsın,

Bu gece doğacak olan 2016 yılı ise;

Bu aziz vatana ve bu aziz millete, bütünlüğü bozulsun istenen Aziz Türk Milletine huzur ve saadet getiren, Milletin bağrından çıkmış, gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetleri ile Emniyet mensuplarına zeval vermek isteyenlerin emellerinin kursaklarında kalmasını sağlayan, Milli ve manevi değerlere ihanet eden ve edenlerin uşağı olanların kahru perişan olmasına vesile olan, İstihdamın çoğalacağı ve işsizliğin azalacağı, Ölümlerin az, şehitlerin hiç olmayacağı ve gibi olumlu gelişmelerin bolca yaşanacağı bir yıl olsun diyoruz.

2016 yılı; 2015’te olduğu gibi değil mutlu ve huzurlu yaşayarak eskiyip yaşlanacağımız bir yıl olacak inşallah. 2015’ te yaşadığımız olumsuzluklardan ders alıp beraber yaşadığımız insanlara daha bir sevgi dolu olmamız, vatanın bütünlüğünü önemsememiz, milletin ve de milli ve manevi değerlerin kıymetini bilmemiz gerek. Yoksa olumsuz geçen 2015’ te olduğu gibi Allah Muhafaza aynısını yaşamış olacağız.

Millet olarak olumsuzlukları yaşamamak adına akılcı düşünce ve erdemce bir yaşam umuduyla yeni yıla merhaba.. 

 

 

                                                                   AYETLER

*Kötü niyet ve fiillerini insanlardan gizlerler de Allah’tan gizlemezler; halbuki onlar O’nun razı olmadığı sözleri geceleyin düzdükleri zaman Allah yanı başlarında idi. Şüphesiz Allah onların yaptıklarını kuşatmıştır. Nisa:108

*İşte siz öyle kişilersiniz ki dünya hayatı uğrunda onlardan yana savaştınız. Ya kıyamet günü onlar adına Allah ile kim savaşacak ve kendilerine kim vekil olacak? Nisa:109

*Kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra Allah’tan af dilerse, Allah’ı Gafur ve Rahim, çok bağışlayıcı ve çokça merhamet edici bulur. Nisa:110

*Kim bir günah elde ederse onu ancak kendi aleyhine elde eder. Şüphesiz Allah bilendir ve yegane hikmet sahibidir. Nisa: 111  

                                                             GÜZEL SÖZLER

*Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sayısız felaketler içinde ahlakının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının, kısaca bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin, kalbidir, zihnidir. M. Kemal ATATÜRK

*Bizim dilimiz, bir imparatorluk dilidir. Her dil imparatorluk dili olamaz. Çünkü her millet imparatorluk kuramaz. Nihad Sami Banarlı
*Gönlü ve sözü bir olmayan kişinin yüz dili bile olsa, o gene dilsiz sayılır. Mevlâna
*Kamusa (sözlüğe) uzanan el, namusa uzanmıştır. Cemil Meriç
*Dilini kaybeden bir millet, her şeyini kaybetmiş demektir. Peyami Safa

*Yalan ve yanlışın arkasına sığınıp gerçekleri göz ardı edenlerin geleceklerinin pek parlak olduğu söylenemez.  M. Dursun AKSOY

 

                                                      BUNLARI BİLİYORMUYDUNUZ?

*Kudüs’ün ikinci halife Hz. Ömer, 1187’de Selahaddin’i Eyyübi, 1517’ de ise Osmanlı Türkleri tarafından olmak üzere 3 kez fethedildiğini,

*Bir fikir ve ilim adamı olan FARABİ’ nin Türk ve iyi bir siyaset felsefecisi olmasına rağmen İran- bugünün Rusyası-Kazakistan ve Mısır gibi devletlerin sahiplenip adına Posta Pulu bastırdıklarını ve de Suriye’nin başkenti Şam’ın Babusağir’ de medfun olduğunu,

 

RAHMET VER ALLAH’IM 
Resulün yüzü suyu hürmetine 
El açıp sığındık merhametine 
Muhtacız bereketli rahmetine 
Hayırlı rahmet isteriz Allah’ım 
     Karla süslenir dağlar ile taşlar 
     Yalvarır havada uçuşan kuşlar 
     Secdeye eğilip kapandı başlar 
     Hayırlı rahmet isteriz Allah’ım 
Aciz kulunuzum kusur bizdedir 
Ekini kar ister tohum yüzdedir 
Bütün canlıların gözü sizdedir 
Hayırlı rahmet isteriz Allah’ım 
     Kıtlıktan imtihan etme kulunu 
     Yeryüzüne açın rahmet yolunu 
     Doldurunuz barajların gölünü 
     Hayırlı rahmet isteriz Allah’ım 
Ya Rab rahmetin meleğe söyle 

Masumların duasın kabul eyle 
Belki yola geliriz bundan böyle 
Hayırlı rahmet isteriz Allah’ım 
     Dereler kurudu toprak yarıldı 
     Ağaçlar susanmış dallar kırıldı 
     Ahmet yalvarır Kur’an’a sarıldı 
     Hayırlı rahmet isteriz Allah’ım 
     Ahmet DEMİR/Elazığ-Keban

 

BEN SENİ SEVDİM EFENDİM 
Sensin iki âlemin Ay’ı, güneşi 
Sönüverdi her bir küfrün ateşi 
Ayan oldu peygamberimin gelişi 
Ben, O İki Cihan Güneşi’ni sevdim. 
     Sarmışken dünyayı zulmet perdesi 
     Sundun insanlığa kurtuluş reçetesi 
     Sendedir insanlığın huzuru, neşesi 
     Ben, senin O ‘’Hak Yolu’nu’’ sevdim. 
Ab-ı hayat sundun kurumuş gönüllere 
Can geldi kavrulmuş toprağa, çöllere 
Miski amber kokunu sundun güllere 
Ben, senin O gül kokunu sevdim… 
     Karanlık dünyalara ışıksın, nursun 
     İnsanlık âlemine yegâne umutsun 
     Sıkılmış gönüllere akan huzursun 
     Ben, senin O aydınlık nurunu sevdim. 
Hürmetine yaratıldı bu cihanı âlem 
Anlatamaz seni ne dil ne de kalem 
Ey nebiler nebisi, size selatü selam 
Ben, O sevgililer sevgilisini sevdim. 
     Tüm yaratılanların en şereflisi 
     Peygamberler içinde en yücesi 
     Allah’ın övdüğü, nebiler nebisi 
     Ben, O övülen peygamberi sevdim. 
Hep doğru sözlü, tatlı dillisin 
En büyük övgünün timsalisin 
Sen ki Muhammed’ ül Emin’sin 
Ben, O güzel isimlerini sevdim. 
     Övülmeye daha çok layıksın 
     Gönüllerin yegâne sultanısın 
     Çaresiz dertlerin dermanısın 
     Ben, O sultanlar sultanını sevdim. 
Ben, seni hiç görmeden sevdim

Senin yoluna, gönlümü verdim 
Seni sevmek, en büyük derdim 
Ben, senin O sevgini sevdim…

     Sana olan sevgimiz asla bitmez 
     Sensiz bu dünya beş para etmez 
     Seni anlatmaya kelimeler yetmez 
     Ben, senin O örnek hayatını sevdim. 
Ayağının bastığı O toprak olaydım 
Dilde, gönülde en çok seni anaydım 
Yoluna, kurban olmak için varaydım 
Ben, senin O Kur’ an Yolu’nu sevdim. 
    Fevzi ÖZDEMİR  


YANARIM

Bir,

Geçen günlere

Yanarım;

Bir de,

Gönül yoldaşını

Bulmak için,

Sevdalı olduğum

Gelecek,

Her yeni güne…

 

Medet ey yâr desem,

İmdat desem

Feryd-ı figan etsem

Nafile…

Tükenir kudretim

Hücrelerim ile

Birlikte…

İşte bu yüzden,

Yarsız

Geçen her güne

Yanarım.. 

Zeynel Abidin BAŞARAN/Elazığ

 

ELAZİZE YOLUM DÜŞMÜŞKEN

Halpıtlıdır benim asıl sülalem

Engel tanımam oynatırım kalem

Gakoş olduğumu bilsin tüm alem

Okunur tarzdadır benim makalem

     Kömürhandan geçtim vardım Hazara

     Selam getirdim şaire yazara

     Hazar hayranıyım güzel manzara

     Kıymet biçmiyorlar insem pazara

Bırakın Hazarda geleyim dile

Yaşama bağlanmam çekersem çile

Yaşlı misafirim gelmişim bile

Dostluk hatırına vurmayın sile

     Kaldırım kuşuyum dost olun bana

     Kalem defterimle indim meydana

     Mithat Yılmaz dosttur yakındır cana

     Selam Dursun Aksoy Selamım sana

Ömrüm tükeniyor bitmiyor gurbet

Barışa huzura kalmışım hasret

Asalın biriyim istemem heybet

Malatya Elazığ benim memleket

     Elime aldım gurbet bavulumu

     Bekleyenim var bekliyor yolumu

     Gurbet kırdı kanadımı kolumu

     Kaldırım yuttu paramı pulumu

     Mahmut ALDEMİR/Adıyaman- Çelikhan

                                                   

AMANSIZ SEVDAYA DÜŞMÜŞ İSTANBUL 
Duydum ki hazanı görmeden solmuş, 
Sararmış yapraklar dökmüş İstanbul. 
Baktım ki sevgiyi bilmeden yanmış, 
Bahtının derdine düşmüş İstanbul. 
     Sümbülün dalına sormadan konmuş, 
     Bahçıvan sinene vurmuş İstanbul. 
     İçeri girmeden kapıdan kovmuş, 
     İzinsiz bahçeye dalmış İstanbul. 
Çamlıca yolları dolanır gider, 
Aklımı başımdan alır İstanbul. 
Aşık tepesinden beni seyreder, 
Uzaktan bir selam yollar İstanbul. 
     Sen ki; sana kimler aşık olmadı, 
     Sen kime aşık oldun İstanbul? 
     Aşık olan yandı sana doymadı, 
     Senden öte sana aşık İstanbul. 
Yalvardım kapında ümitle durdum, 
Açmadın kapını bana İstanbul. 
Söyle kimi gördün, kime vuruldun? 
Amansız sevdaya düşmüş İstanbul. 
Mustafa KURT/Balıkesir-Bigadiç

 

VIZ GELİR TIRIS GİDER

Beyler, sizin zulmünüz

Vız gelir tırıs gider!

İtliğiniz, ilminiz

Vız gelir tırıs gider!

     Baş kaldırdım düzene

     Ezileni ezene

     Topunuz bu ozana

     Vız gelir tırıs gider!

Kurduğunuz şu hızar

Baş kesse azar azar

Şah olsanız ne yazar!

Vız gelir tırıs gider!

     Sizin olsun makam, şan

     Eğilemem çıksa can

     Kurt boynu bükülmez lan!

     Vız gelir tırıs gider!

Assanız, vursanız ne!

Hedefte görseniz ne!

Fizana sürseniz ne!

Vız gelir tırıs gider!

     Havuroğlu er caymaz

     Birleşse şaki, aymaz

     Oğlumun kuşu duymaz

     Vız gelir tırıs gider!

     Kenan ÇARBOĞA/Sivas-Gemerek

 

                KIRILSIN

Her gün bir hanede yürek yanarsa

Sabrın da sınırı var bilir misin?

Kırıp döküyorsun nerde ne varsa

Sana silah veren eller kırılsın

     Ne bitmez bir kinmiş uzar da uzar

     Kullanan haçlı da azar da azar

     Onu sevindirir türlü genç mezar

     Beynini yıkayan diller kırılsın

Bu ülke nasılsa çıkacak düze

Elbet bir gün gece döner gündüze

Acıman yok bıraktığın öksüze

Sana arka çıkan beller kırılsın

 Tuncer SÖNMEZ/Tunceli-Hozat

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
11Ekm
03Ekm

Eylül’de hazanlaşmayan!..

27Eyl

Biz korkuyoruz!..

20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.