VATAN VE BUGÜNLERDE VATANIMIZDA YAŞANAN’


           Her insanın, her toplumun ve her milletin kendine özgü bazı değerleri, milli ve manevi değerleri vardır.

İnsanların, toplum ve milletlerin sahip olduğu, sahiplendikleri değerleri, milli ve manevi değerlerin tümünü bünyesinde barındıran asıl değer vatandır. 

            Vatan; milli ve manevi değerler çerçevesinde olan ve bu yolda yaşam kavgası veren bir insan için, bir toplum veya bir millet için ayrı bir değerdir, olmazsa olmazıdır hele hele biz Aziz Türk Milleti için.

            Bulunduğu yer her nere ve her ne şekilde olduğunu bilmediğimiz efsaneleşmiş Bülbülü, gül’e aşıklığı ile efsaneleşmiş olan bülbülü alıp altın kafese koymuşlar O yine ‘’Ah Vatan, Ah Vatan’’ demiş. Koyulduğu altın kafesi geldiği yere tercih etmemiş ve beğenmemiş olacak ki alındığı yer olan vatanına duyduğu özlem ve hasretinden dolayı isyan ederek ‘’Ah Vatan Ah Vatan’’ demiş.

            Çünkü Vatan;

            Hürriyet,

            Bağımsızlık,

            Özgürlük demektir.

Vatan;

            Milli ve manevi değerlerin istenildiği şekilde yaşanması,

            Kainatı sevgilisinin sevgisi uğruna yoktan var eden Allah’ın emirlerinin,

            Sevgisi uğruna yaratılan kainatın efendisi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ (s.a.s) in sünneti seniyesinin özgür ve bağımsız bir şekilde yerine getirilmesi demektir.

            Vatan;

            Sevgi,

            Sevda,

            Aşktır, Aşk demektir.

            Vatan;

            Namus,

Şan,

Şeref demektir.

Vatan;

Kutsal,

Uğrunda ölünecek,

Şehit olunacak kadar kutsaldır.

Olmazsa olmazdır vatan bir millet için hele hele bir lütuf olarak Allah tarafından bizlere bahşedilen ve üstünde Peygamberimizin duası bulunan,

Peygamberleri,

Nebileri,

Evliyaları,

V e de din için,

İman için,

Kendi (Vatan) için,

Üstünde dalgalanan bayrak için binlerce- on binlerce şehidi bünyesinde medfun kılan, bizlerin görmediği, görüp de kıymet ve değerlerini bilmediği Allah dostlarını üstünde barındıran, bizlerin yaşadığı, yaşamını idameye çalıştığı Ana vatanımız,

            Tüm unsurlarıyla asırlardır bir arada yaşamış, her türlü desise ve entrikalara rağmen bir arada yaşamakta, birçok bedeller ödemiş ve halen daha ödemeye devam ederek yaşamaya devam eden biz Aziz Türk Milleti’nin var olduğu Vatan, Ana Vatanımız, Türkiye Cumhuriyeti Toprakları ve hamisi olduğu topraklardır.

            Evet; vatan böyle bir şey, kelimelere sığmayacak, kelimelerin kifayet etmeyeceği kadar kutsaldır.   

            İşte vatan; hasbel kader kendimizce anlatmaya çalıştığımız bu…

            Bu değer ve özellikte olan vatanın, vatanımızın değer ve kıymetinin bilinmemesi, vatana karşı olan vefasızlık ve ihanetin gün geçtikçe var hızla doruğa çıkması kabul edilir değil hele de şu son dönem ve günlerde.

            Sadece konuşma ifadesi olmaması nedeniyle insanlardan farklı olan bazı hayvanlar; yerlerinin ve vatanın ne olduğunu bilmesine rağmen Eşrefül Mahlukat olarak yaratılan insanların (Geneli değil bazı insanların) yerlerini bilmemesi, vatan diye bir değerin varlığından habersiz olması, haberi olanların da vatana karşı vefasız olması, ihanet içerisinde bulunması düşündürücü doğrusu.

            Ne yazık ki bugünlerde ülkemizde, cennet misali ana vatanımızda yaşanan ve yaşanmakta olan da bu…

            Vatanımızda olumsuzlukların yoğun yaşandığı bugünler bizlere bir şeyler hatırlatıyor.

Bugünlerde vatanımızda yaşananlar ve yaşanmakta olan olumsuzluklar bizlere neyi hatırlatıyor dersiniz?

Bugünlerde özellikle de şu son günlerde ülkemizde yaşanan ve yaşanmakta olan olumsuzluklar;

Haçlı zihniyetinin yıllar önce yarattığı kaos ortamını,

Yaratılan kaos ortamında kardeşin kardeşi vurduğunu,

Askerin ve polisin olmakla beraber kamuda çalışanların şehit edildiklerini,

Devlet malına (Daireler, okullar ve kışlalar) yakma, yıkma ve talan etme ile zarar verildiğini,

Dinin istismar edildiğini,

Dindar olmadığı halde dindar geçinerek gayri Müslimlere olduğu gibi Müslümanlara da zulmeden örgütler, terör örgütleri bahane edilerek İslam’ın ve Müslümanlığın karalandığını,

Milli servete zarar verildiğini ve bunun sonucunda az çok başlamış olan ekonomik gelişmede 20-30 yıl geriye vurduğumuzu ve bunun karşısında da haçlı zihniyetinin keyiflenme sonucu ağzından akıttığı salyayı,

Milletin çok az bir kısmı, dışa bağımlı olmuş ve kendi kişiliğini satarak uşak olmuşların vatana ve millete karşı vefasızlığını,

Sadakatsizliğini,

Kısaca tüm değerlere, tüm değerleri bünyesinde barındıran Vatana, Ana Vatanımıza karşı ihaneti hatırlatıyor.

Evet; ne yazık ki bugünlerde yaşanan ve yaşanmakta olan olumsuzluklar geçmişte yaşanan tüm olumsuzlukları hatırlatıyor.

Bugün yaşanan olumsuzluklar geçmişte yaşananın iki katı kadar fazla diyebiliriz. Çünkü çevremiz ateş çemberi. Geçmişte bir iki tarafımız ateş çemberinde idi bugün ise dört bir tarafımız ateş çemberinde.

Arıların deliğini temizlemez çomak sokar dağıtırsanız, yılanların başını ezmez kuyruğunu koparır yaralı bırakırsanız gün gelir arılar güçlenerek döner dolanır sizi sokmaya, yılanlar ise ısırmaya çalışır. Isıramaz ve sokamaz olsalar bile uğraştırırlar.

Arıların deliğini yok edip temizlemez, yılanların başını ezmez kuyruğunu koparır yaralı bırakırsanız daha çoook uğraşırsınız.

O nedenle siz siz olun size zarar veren ve verecek olduklarına inandığınız haşereleri baygın ve yaralı bırakmayın, imha edin ki dönüp dolanıp günün birinde size hem maddi hem de manevi anlamda zarar vermeye kalkmasınlar, değerlerinizi yok ederek sizi yok etmeye kalkışmasınlar.

Her haşerenin bir zehiri varsa ki vardır her zehirin de bir panzehiri vardır. İlla ki…

Allah vatanımızı, milletimizi her türlü şer, bela ve musibetten muhafaza kılsın, İslam’ı karalayan ve Müslümanlığı istismar eden, vatana ve millete zarar veren şer ve şer güçleri defu ref eylesin, kahhar bi ismi sıfatıyla kahretsin.

                         CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI

Asıl anlamı Üniversite olan ancak ibadetgah olarak değerlendirdiğimiz ve Allah’ın evi olarak ifade edilen ve bilinen Camilerimiz ve de bu kutsal mekanlarda görev yapan, yapmakta olan din görevlilerimiz için ön görülen bu haftayı en içten duygularımla kutlarım.

Camilerimizin amacına uygun, edep ve adap dairesinde değerlendirilmesini diler, buralarda görev yapan, yapmakta olan din görevlilerin de vicdani ölçülerde görevlerini yerine getirmelerini temenni ederim.

Bir şey çok iyi bilinmelidir ki, nasıl ki milli ve manevi değerlere karşı olan bilinçsizlik ve sorumsuzluğun sebebi aileler ve mesleklerin anası olan öğretmenler ise;

Günümüzde toplumun büyük çoğunluğunda var olan dini inanç ve din kültüründe ki zafiyetin baş sorumlusu yine aileler olduğu gibi toplumun gözde birimlerinden olup görevlerini vicdani ölçülerde yerine getirmeyen din görevlileri ile din kültürü eğiticileridir de.

Herkesin askeri ve polisi, savcı ve hakimi Allah’tır, Allah’ın verdiği vicdandır.

 

 

 

           

                            ELAZIĞ TÜRK OCAĞI BAŞKANLIĞININ BASIN AÇIKLAMASI

                                          Kıymetli Basın Mensupları, Büyük Türk Milleti,

Bir haftadan beri Cumhuriyet tarihinin en ağır, en buhranlı günlerini yaşıyoruz. İç ve dış tehditlerin, küçümsenecek yanı kalmadı artık. Hat hudut tanımayan şer güçleri, ülkemizi yangın yerine çevirdi. Yetkililer ise saldırıları, sadece kınıyor ama elden geldiğince olayları küçültüp geçiştirmeye çalışıyor. 

Millet, çaresizlik içinde kıvranırken teröristler, maalesef her yerde isyan provası yapıyor. Ülke sathında harekete geçme kabiliyetini, deniyor. İktidar, “Barış süreci” deyip laf üretmenin, milleti oyalamanın dışında bir şey yapmıyor. IŞİD’ e karşı meydan okumayı, Suriye sınırında göstermelik askerî tatbikat yaptırmayı marifet addediyor.

Halkımız şunu iyi bilsin ki sahnede çok çirkin bir oyun oynanıyor. Oyuncular yerli ama yönetmenler yabancı. Onun için figüranlar, kendi bildiğini değil, eline verilen senaryoyu icra ediyor. İşin garibi, ülkesine yaptığı hıyaneti de kahramanlık zannediyor.

Tarih okuyanlar bilir ki Kahramanlar;

Sahnede değil, cephede;

Sokaklarda değil, er meydanında belli olur…

Onu bunu Kobani’ ye göndermek yerine yüreği olan kendisi gider, marifetini orada gösterir. Yaptığı yiğitlik kadar herkesten alkış alır. Ama nerde?... Düşünen kim? Halbuki bütün destekçilerinize rağmen IŞİD’ e karşı bir ilçeyi dahi savunamıyorsanız işte. Hiç olduğunuzu nedense anlamıyorsunuz.

             Sizin yiğitliğiniz, masumlara mı?

Millete hizmet eden araçlara mı?

Muhterem vatandaşlar…

Bu sokak kabadayılarına inanmayalım. Maceraperestlerin çağrısına uymayalım. İç savaş çıkartılan ülkelerin haline bakıp ibret alalım...

Aynı senaryo Afganistan’da, Irak’ta oynanmadı mı?

Din kardeşlerimizin ne hale geldiğini görmedik mi?

Şimdi de Libya ve Suriye… 1.5 milyon Suriyelinin Türkiye’de işi ne, hiç düşündünüz mü? Öyleyse neden yanlışta direniyor, neden bataklığa doğru ilerliyorsunuz?

            Türkiye olmasa bu ümmet-i Muhammet’in hali nice olur?

            Bu gün olduğu gibi başı dara düşenler; nereye kaçar, kime sığınır?..

Elazığ Türk Ocağı olarak PKK’nın milis kuvveti, sokak teröristlerine diyecek bir şeyimiz yok. Ama yöneticilere ve sağduyu sahibi vatandaşlarımıza söyleyecek çok şeyimiz var.

Lütfen aklınızı başınıza alın;

“Hıristiyan ve Yahudileri dost edinmeyin”

Tatlı sözlerine kanmayın.

Gâvura ülkemizi çiğnetmeyin.

Toprağın altındaki şehit dedelerinizin kemiklerini sızlatmayın.

Müminseniz, müminle kardeş olun…

Daha ne diyelim, Türk Ocağı olarak bizden hatırlatması. Saygılarımızla…

                                                                                          Lütfi Parlak Elazığ Türk Ocağı Başkanı

 

                                                                             AYETLER

*Yahudi olanlardan bazıları kelimeleri konuldukları yerden değiştirirler ve dillerini eğerek, dini yererek ‘’İşittik ve isyan ettik!’’ dinle dinlemez olası! Raina (bizi güt, bizi gözet a çoban) derler. Eğer onlar ‘’seni dinledik ve itaat ettik, işit ve bize bak’’ demiş olsalardı kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Halbuki inkarcıları yüzünden Allah onlara lanet etmiştir. Artık onların pek azı hariç inanmazlar. Nisa:46

*Ey kendilerine kitap verilenler! Bir takım yüzleri silip de enselerine çevirmezden veya onları Cumartesi dostlarını (1) lanetlediğimiz gibi sizi de lanetlemeden elinizdeki kitabı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimize (Kur’an’a) inanın. Gerçekten Allah’ın emri olagelmiştir. Nisa:47

*Allah kendisine ortak koşulmasını asla affetmez, bundan başkasına (Ortak koşma dışında ki günahları) istediğine bağışlar. Kim ki Allah’a ortak koşarsa gerçekte pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur. Nisa:48

                                                                       GÜZEL SÖZLER

*Sevgim - Millete! Vurgunluğum- Azadlığa ve adalete! İtaatim- Hocalarıma! Borcum- Dostlarıma ve meslektaşlarıma! Nefretim- Yalancılara ve ikiyüzlülere! Ebulfez Elçibey

İnsanlıktan nasiplenmemiş nasipsizlerin nasipsizliğidir kalbin hüzünlenmemesi ve gözün yaşarmaması. M. Dursun AKSOY

 

AH KAPTAN

Hüzün bakışlı Kaptan Siyah sana çok yakışıyor.

Dalınca gözlerine insan sana alışıyor

 Ah Kaptan!

Yine mi sabahlayacaksın ezan okumak üzere

Horozlar ötmek…

Dertlerini dökmek zor mu bu kadar

Bir taş bir tatlı canın böbreğinde dökülür ansızın.

Hissederim sancısını, yalnızlığını, sahipsizliğini…

Bin yaş senin benli gözlerinde dökülür

Anlarım çaresizliğini, ihmal edilmişliğini…

Bir taş milyon yaştır sende…

Bir kalp kırılır, canına batar kırıklıkları o canın

Ruhuna batar, kanatır, acıtır da acıtır.

Susma Kaptan, bu neyin sessizliği, bu neyin ifadesi?

Sesini duyduğunda çocukça mutlu olurken

Susarken dahi yanında olduğunu bilirken

Bu boş vermişlik yakışır mı sana?

Bu kendini koyuvermişlik şık durur mu sende?

Hüzün akıyorsun baştan ayağa, hüzün kokuyorsun

Hüzün senin adın Kaptan, duyuyor musun beni?

Yağmur var bu gece şehirde Kaptan

Gözlerinde yaş var yine.

Sen mi ıslatıyorsun yeri yoksa!

Espri bile yapıyorum halime bak

Ağlıyorsun bak, barajın mı olacak bu denli!

Barajın mı dolacak gözyaşlarınla.

Acılar barajı olsun bari adı

Sevgiliye elektrik mi vereceksin -Bak yine espri yaptım-

Allah aşkına, bak şu haline Kaptan!

Adamım kendine gel, sonra dünyaya, sonra bize…

Terk et içinde mahkûm olduğun hazan kulübesini

Yakup mu olacaksın?

Bak Yusuf yüzlü, Yusuf gönüllü Kaptan,

Züleyha tavırlı, işveli yâre bak!

Ne kadar da sakin ne kadar da emin

Ne kadar da umursamaz, takmaz.

Yaranı taze tutar her daim

Daha çok pişman olacaksın der

Daha çok ağlayacaksın der.

Seni hiç ama hiç bilmiyor ki Kaptan

Kaç ummanı alt ettiğini, kaç fırtınayı mat ettiğini

Kaç dağ acısını fethettiğini…

Bilir mi şimdi neden Kaptan’ın

Gemisini terk ettiğini, anlayabilir mi? Sanmam.

Vakit çok geç sabah olacak nerdeyse uyu Kaptan

Sigaraya mı başladın, yok artık daha neler!

Gözlerinde şafak atmış baksana

Ne kadar da kızarmış, dur bakayım ağladın mı yine

Ah Kaptan!

Bu hal reva mı sana, bu vaziyet seza mı?

Gül yaprağına çiğ tanesi düşmüş, kirpiklerin ondan ıslanmış

Ölürüm ben sana Kaptan, ölürüm ben sana.

Dayanamam ağlama.

Kanama içten içe, pansuman olamam.

Yar eli istersin olamam, yar eli bıçak eli

Baksana yüreğine

Kimin eli var bıçakta, kimin eli kanlı bu aşkta

Kimin umurundasın kaptan!

Kimin takmışlığında, bir nehir gibi sana akmışlığında…

Yapma be Kaptan böyle de sevilmez ki! Bu kadar da ölünmez ki!

Senin türkünü bilmiyor belki, kalbini görmüyor sanki!

Canlı canlı gömüyor işte seni, razı olma

İlk toprağı yedin üzerine tamam da

Tam gömülmediğin sürece ölü değilsin be Kaptan!

Ölü değilsin be Kaptan!

Uykunu çalanı unut, kalbine mühürleyeni sil…

Bir kalemde silinecek denli ucuzsan eğer

Bir gözyaşı kadar dahi ehemmiyetin yoksa

Kadrin böyle biliniyorsa, ağlamak boynuna asılıyorsa bir ferman gibi

Ne bileyim be Kaptan bu hal iyiye işaret değil!

Bir şey olacak sanki, bir şey olacak sana…

Ah Kaptan,

Demek sevgilinin koyduğu yağda kavrulacaksın yine

Yanacaksın alev alev, pişeceksin ateş ateş

Ah Kaptan, aşksın sen biliyor musun?

Bakan yanar artık, dokunan küle döner, takılan kula döner.

Ben gidiyorum Kaptan, seni ayrılığınla baş başa koyuyorum

Sancınla koyun koyuna bırakıyorum.

Çilen biterse gelirsin ardımdan

Sen Kaptansın biliyorum, Kaptanımsın her zaman.

Kaptanımsın, ustamsın, kahramanımsın.

Aşkın açık olsun “Allah’a emanet ol” demedi sevgili sana biliyorum

Deseydi eğer bu duanın gereği

Ölmeden de ölse mutlaka uykunu alanı görürdün, görürdün be Kaptan.

Ha unutmadan Kaptan!

Elazığ’ı niye o kadar sevdim diye soruyordun ya bana

Şimdi biliyorum ben bu sorunun cevabını Kaptan bir numarasın inan.

Sevgili bunu bilirse ne ala, Ela-zığ  demiştin değil mi?

Acı içinde dahi harikasın Kaptan!

Gürhan GÜRSES/Elazığ-Karakoçan

 

 BENLİKTİR BENLİK

Hikmetten uzak

Kalplere tuzak

Helaka mutlak

Benliktir benlik

Benliktir benlik

Sen ben nedir ki?

Değil mi ki?

İblise mevki

Benliktir benlik

Benliktir benlik

İlim irfandan

Edep erkândan

Kaçar Rahman’dan

Benliktir benlik

 

 

Onda zahitlik

Yoktur ahitlik

Olmaz şahitlik

Benliktir benlik

 

Müminden kaçar

Hikmetten naçar

Kin, nefret saçar

Benliktir benlik

Benliktir benlik

 

Nefsin aynası

Batılın asası

Şerrin atası

Benliktir benlik

Benliktir benlik

 

Müşrike haldaş

Kendine yandaş

Gaflete yoldaş

Benliktir benlik

Benliktir benlik

 

Günahın yolu

Ön yargı dolu

Münkirin kolu

Benliktir benlik

Benliktir benlik…

Zeynel Abidin BAŞARAN/Elazığ

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

06Eyl

Şahit ve Şahitlik

30Ağs

Yanlış yanlıştır…

16Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.