YANLIŞ SEÇİM KURBANI BİR İLÇE


                                                                 GÖNÜL TAHTINDAN

                                                 YANLIŞ SEÇİM KURBANI BİR İLÇE

            Canlı ve cansız varlıkların var olup canlı varlıklar içerisinde Eşreful Mahlukat olan biz insanların hayatını idameye çalıştığı kainatın, bir diğer ifadeyle fani dünyanın yaratılışı bir sevgi uğrunadır.

Kainatı, bünyesinde barındırdığı değerlerle güzel kılan sevgidir.

            İnsanı ve insani değerleri güzel kılan da sevgidir.

            Sevginin güzel kıldığı insanın bulunduğu yeri güzel kılması veya çirkinleştirmesi yani, yaşamını idameye çalıştığı mekanın güzelliğini veya çirkinliğini sağlayan unsur yine sevgidir, sevgiyle dolu insanda var olan samimi sevgidir.

            Bu da ne, bu ne anlama geliyor?

            Sevgide samimiyetsizlik mi olurmuş?

            Evet sevginin de bir derecesi var.

Bir gerçek ve samimi bir sevgi bir de riyaya, takiyeye dayalı samimiyetsiz bir sevgi var.

Günümüzde yaşanan bir takım olumsuz hadise ve gelişmelerin, bazı belde ve mekanların yanlış seçim kurbanı oluşlarının altında yatan sebepde bu zaten,  samimiyetsiz sevgidir.

            Güzel yaratılan insan kendine sunulan sevginin değerini bilmez veya onu uygulamada hata yaparsa var olduğu mekanı da güzelleştirmek yerine sevgiden uzak, nefret ve kine dayalı bir hale sokar ve çirkinleştirerek yanlış seçim kurbanı olmuş olur..

            İnsanın sevgi dolu ve sevgiyle iç içe olması, yaşamını da o ölçülerde sürdürüp var olduğu mekanı güzelleştirmesi sevgiye, gerçek sevgiye dayalı aklı selim ve mantıklı bir seçim yapmasıyla olur.

Nasıl ve ne şekilde yaşaması gerektiği noktasında sağlıklı bir seçim yapmasıyla...

            Arkadaşlarınız, komşularınız veya birlikte yaşamak zorunda olduğunuz herhangi birileri sizin gibi düşünmeyebilir veya hareket etmeyebilir ancak toplumsal olarak uymanız gereken ortak noktada birleşme zorunluluğunuz vardır sevgi gibi, beraber yaşanılan yerin ve mekanın geleceği adına, o yer ve mekanda yaşamakta olan ve olacak insanların geleceği adına sevgide buluşma ve yanlış seçim yapmama gibi.

            Bu satırları okuyan biri işi siyasi veya ideojik bağlamda değerlendirebilir ve öylede düşünebilir. Bizim burada anlatmak istediğimiz bu değil; işin sosyolojik boyutuyla insanların sevgiye dayalı birlikteliğidir, yaşadıkları yerin daha iyi şartlarda olması noktasında beraberliklerinin insani ölçüler içerisinde sevgiye dayalı olmasıdır.

Bunun yolunun da yanlış değil doğru bir seçimden geçmektedir diye düşünüyoruz.

Seçim bir tercihtir doğruyu veya yanlışı seçmek gibi. Bu, siyasi olarak ta değerlendirilebilir sosyolojik olarak ta.

Bu nasıl olur veya olabilir diye soranlara diyoruz ki;

            Yanlış değil içerisinde sevgi bulunan ve barınan aklı kullanıp sağlıklı mantık yürütme yoluyla;

            Bizleri yoktan var kılan, her türlü nimeti sunan Allah’a samimi ölçülerde bir kul olarak emirlerini yerine getirmek, bu ölçülerde kul olanlarla beraber olmak, birlik ve beraberlik içinde bulunmak,

            Bilgi noktasında gelişmeyi sağladığı ve yaşadığımız kainatı iyi tanıyıp anlamamız için çok önem arz eden ‘OKU’ emrinin mıuhatabı, Efendiler efendisi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’(s.a.s) in hadisleri doğrultusunda hareket etmek, içinde sevgi bulunan insanlık adına arkadaş, komşuluk, iş ortaklığı, sorumlu olunan kurum ve kuruluş idaresi ilişkilerimizi bu ölçülerde geliştirmek, geliştirenlerle beraber olmak,

            Huzur ve refahı bozan kişi ve kişilerle hemhal olmamak, o ve benzeri tarzda olanları arkadaş ve komşu edinmemek, arkadaş ve komşu olmalarına zemin hazırlamamak,

            Vatana ve vatana sevdalı insanlara sadakatle bağlı olmak,

Vatanın ve vatanın sevdalı insanlarına ait değerlerin koruyucusu olmak ve koruyucusu olanın yanında olmak karşısında olanların hamiliğini yapmamak.

Dördüncü Halife Hz. Ali (r.a) ‘’Fasık ve günahkar kimselerle arkadaş olmaktan kaçın, çünkü kötülük kötülüğe kavuşur’’,

Yine büyük insan, ilim-irfan sahibi, manevi mimarların piri Şeyh Ahmet Yesevi ‘’Ey dostlar! Sakın ha cahil olanlarla dostluk kurmayınız’’,

Elazığ’ın ve dolayısıyla Karakoçan’ın yetiştirmiş olduğu Şair ve Yazar Fadıl KARLIDAĞ ‘’Bir şehri, bir mekanı, bir yeri sevmenin ölçüsü Yüce Peygamberin Uhud  Dağı için söylediği şu sözlerin anlamını kavrayabilmektir: “Uhud bir dağdır. Lakin biz onu severiz o da bizi”. Doğup büyüdüğümüz, havasından suyundan içtiğimiz bir yerin bizler için taşıdığı anlam bu hadiste ifadesini buluyor’’ gibi bu ve benzeri anlamlı sözler bizlere yukarıda ifadeye çalıştığımız üzere çevremizde sağlıklı bir ortamın oluşup var olması, bizlerin sevgiyle bütünleşmesi için elzem olan akıl ve mantık çerçevesinde sevgiye dayalı sağlıklı bir seçim yapmamızı, yanlış seçim kurbanı insanlar veya insanların yaşadığı belde oluşturmamamızı gerektirdiğini ifade etmekte.

Bugün; ecdat yadigari ülkemizde arzu edilmeyen, bizleri yıllardır hoş olmayan hadise ve olumsuz gelişmelerle varlığımızı tehdit eden ve büyük güç olmamızı engelleyen unsurların içimizde var olmasını sağlayan yanlış seçimdir. Yanlış seçimden kasıt ülkemiz sınırlarının oto kontrolden uzak, yanlış düşünülen bir sevgi ve merhamet uğruna yolgeçen hanı kılıp olur olmaz insanların, sevgiden ve insanlıktan yoksun insancıkların girip istedikleri gibi cirit atıp olmadık olumsuzlukları yaşatmasıdır.

Yine birçok il ve ilçe gibi tarihi derin ve kültürü zengin Elazığ’ın;

Felsefi noktada ilim ve düşünce adamı olduğu tartışılmaz, fikirleriyle dünyaya örnek teşkil etmiş Mevlana Celaleddin-i Rumi Hz. nin Selçuklu Hükümdarı Alaaddin KEYKÜBAT döneminde 6-7 yaşlarında iken 3 yıl ikamet ettiği belgelerle sabit olan,

Anadolu’nun fethinden önce öncü birlikler olarak bilinen manevi mimarların hocası, piri Şeyh Ahmet YESEVİ’ nin el verip Anadolu’ya gönderdiği Pir Cemal Abdal Hz. ile düşmanla mücadele sonrası şahadet şerbeti içen Şehit Sefkar ve Garip Baba kardeşlerin,

Alpaslan’ın komutanı Şadan (sonrasında halkın Şadi adını verdiği)Bey’in torunu olup Alaaddin KEYKÜBAT’ ın askerlerinden biri olarak bir vesile ile onun ödülüne (bahşişine) mazhar olan Okçu Yusuf’un medfun bulunduğu,

Nice manevi, şair ve yazar olarak edebi şahsiyetlerin yetiştiği ve yetişmekte olduğu,

Sağlık noktasında ön planda olduğu tartışılmaz ancak sahipsiz Golan Kaplıcası’nın bulunduğu ve de üzerine birçok yazılar ve şiirler yazılmış Can Karakoçan, Güzel Karakoçan, Ey Karakoçan denilen gerçekten tarih ve kültür kokan, büyük anlam içeren ve okunduğunda kulakların tıkandığı değil daha rahat anlayabilmek için kulakların ovuşturulduğu bir şiir gibi olan Şiir Karakoçan’da Yanlış Seçim Kurbanı bir ilçe’dir.

Sevginin tam anlamıyla anlatılıp yansıtılmadığı ve bu nedenle bana ne lazımcılık ve hasedin ön plana çıkmasıyla sevgiye, hem de haddinden fazla var olan sevgiye dayalı akıl ve mantığını sağlıklı kullanamayıp yanlış seçim kurbanı olmuş bir ilçedir Karakoçan.

O nedenle;

Bugüne kadar çoktan il olması gerekirken il olamamıştır.

Bünyesinde medfun bulunan Pir Cemal Abdal Hz., Kulu-Sefkar-Garip ve Güzel Baba gibi manevi şahsiyetler üzerinde gerekli araştırmalar yapılmayıp din turizmine alınmamıştır.

Sağlık noktasında 4. Sıralarda olduğu bilinen GOLAN KAPLICASI’ nın yeterince tanıtılmamış ve turizme kazandırılmamıştır.

1200 yıllarda yaşamış olduğu belgelerle sabit olunan Mevlana Hz.nin yıl dönümü kutlanmamakta.

1200 yıllarda Aladdin KEYKUBAT’ ın askeri olup iyi bir okçu olması hasebiyle bugünün OKÇULAR Köyü’ne ait yerin kendisine bahşiş (Hediye) olarak verildiği Okçu Yusuf’un anıtı yapılmamış ve anılmamakta.

Yanlış seçim kurbanı olarak gördüğümüz ve o halinden üzüntü duyduğumuz güzel ilçemiz Karakoçan hakkında güzel ve anlamlı ifadede bulunan şairimiz KARLIDAĞ “Söz eksik, şiir anlatamaz/Destanlar gerek Can Karakoçan’ıma” dediği gibi bizde diyoruz gerçekten şiirin anlatamayacağı kadar zengin ve destansi Karakoçan’ın var olan nüveleriyle destanlaşması gerek.

Sağında ve solunda bulunan komşularda yaşanan olumsuz hadiselerin orada yaşanıyormuş gibi gösterilmeden, bilinçli yapılan ve otokontrolden uzak plansız göç yerleşimi nedeniyle yaşanan olumsuz gelişmelerle ilişkilendirilmeden YANLIŞ SEÇİM KURBANI BİR İLÇE hüviyetinden kurtarmak gerek tüm güzelliklere laik Karakoçan’ın.

Evet; sonuç itibariyle bünyesindeki tüm güzellikleriyle bir başka güzel olan şiir gibi bir ilçe Karakoçan’ı Yanlış Seçim Kurbanı bir ilçe değil, Sevgiye dayalı gerçek ve samimi sevgiye dayalı doğru seçim yapan laik olduğu tüm güzelliklere sahip olabilen bir ilçe olarak görmek istiyoruz.

Tuttuğunu koparıp kendini zenginleştiren, üretici ruha geri dönebilen, israftan uzak ekonomik kazanımını dağa ve bayıra savurmayıp ovada kendi geleceğine yatıran, kaynaklarını yerli yatırıma dayalı yerli yerinde kullanarak Yanlış Seçim Kurbanı Bir İlçe ollma hüviyetinden kurtulmuş bir Karakoçan görmek istiyoruz.

                                                                          AYETLER

*İnkarcı olup da öğütlerimizi yalanlayanlara gelince; onlar da cehennem ehlidirler. Maide:86

*Ey inananlar! Allah’ın size helal kıldığı temiz şeyleri haram kılmayın, haddi de aşmayın. Şüphesiz Allah aşırı gidenleri sevmez.Maide:87

*Allah’ın size verdiği rızıktan temiz ve helal olanını yiyin. İnanmış olduğunuz Allah’tan korkup haram yemekten sakının. Maide:88

 

                                                                   GÜZEL SÖZLER

*Fasık ve günahkar kimselerle arkadaş olmaktan kaçın, çünkü kötülük kötülüğe kavuşur. Hz. Ali (r.a.)

*Dibi yosun tutan denizlerle ilgilenme sen dağları seyret. Yenik düşüyorsan özlemlerine aldırma kalbindeki o uçsuz bucaksız sevgiyi hisset. lşıklar sönmüşse ve karanlıksa ona da aldırma ay ışığını seyret. SABRET! Sabret ki her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun. Sabret ki her şey gönlünce olsun. Mevlana Hz.

*Ey dostlar! Sakın ha cahil olanlarla dostluk kurmayınız. Şeyh Ahmet Yesevi Hz.

*Bir şehri, bir mekanı, bir yeri sevmenin ölçüsü Yüce Peygamberin Uhud  Dağı için söylediği şu sözlerin anlamını kavrayabilmektir: “Uhud bir dağdır. Lakin biz onu severiz o da bizi”. Doğduğumuz , büyüdüğümüz, havasından suyundan içtiğimiz bir yerin bizler için taşıdığı anlam bu hadiste ifadesini buluyor. Fadıl Karlıdağ

* Asıl makamın yürekler olduğunu en iyi bilenlerden biri olarak hiçbir kimsenin ve hiçbir gücün kayıtsız şartsız kulu olarak hareket etmediğimi bilmenizi isterim. Bizi sadece biz olduğumuz seven herkese saygımızın sonsuz olduğunu, yüzümüze karşı yapılan her türlü eleştiriye de açık olduğumuzu sadece arkada çevrilen oyunlara tavrımızın olduğunu, kaygan zeminden oluşan dünya makamlarını elimizle bir kenara ittiğimizi ve yürümemiz gereken yolun bu yol olduğunun bilinmesini isteriz. Gürhan Gürses

 

 

“Dosyalarca suçum var, hepsi de seni sevmekten yana.
Ey Karakoçan!
Hangi mahkeme yargılayacak beni, hangi gün, nasıl?
Suçumun cezasını verseler kim bilir kaç gün, kaç yıl?
Belki de idam!
Anlamam ne olursa olsun; ”Yeter ki sen yanımda ol, 
Ey Karakoçan.”

Gürhan GÜRSES/Elazığ-Karakoçan

 

EDİP CANSEVER'E NAZİRE

Boynu bükük duruyorsam eğer
İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil.
Ah güzel Karakoçanlım benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer.
Ohi’de yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının tepelerinin dumanlı eğimine
Kavuman’ın yeşilliğine,
Dılimilinin iri siyah üzümüne benzer
Yiğidine benzer ki gözyaşları mavidir
Çelakas’a benzer ki dalgalıdır bakışları…

Gürhan GÜRSES/Elazığ-Karakoçan

 

YOLUMUZ BU ÜLKENİN AYDINLIĞI
Biz ulu çınarın iki dalıyız
Toprağa düşen ışığın alıyız
Bir büyük kovanın arı, balıyız
Yolumuz, bu ülkenin aydınlığı…
     Ayrılık, ikilikler düşmanımız
     Birlikten gayri olmasın anımız
     Besmelesiz doğmasın güneşimiz
     Yolumuz, Türkiye’nin aydınlığı

Bedrettin Keleştimur/Elazığ-Ağın

 

VAKTİDİR
Sustuk, asırlar oldu belki
Elbet kendi lisanımızca asırlar
Baktık altın değilmiş sükût
Şimdi konuşmanın vaktidir
     Bir gölge olduk çoğu zaman
     Var ile yok arası bir gölge
     Gölge olmak değilmiş marifet
     Bir hakikat olmanın vaktidir
Kargaşa, karmaşa, temaşa
Evvelden hazır her şeye bey ile paşa
Sükûnet ey kalbim gerek yok telaşa
Gayrı serinkanlı olmanın vaktidir
     Bir yalan çoğu zaman her şey
     Kahkahalarımız daha cesur geceden
     Tahta atlarımızla bir bilmeceden
     Ülkeler fethetme vaktidir
Bir düştük, düşeyazdık mazi bir perde
Dört renk yedi iklim her yerde
Tabip olup onulmaz her derde
Derman olmanın vaktidir
     Kapatıp eski defterleri geceden
     Bismillah deyip ilk önceden
     Seher vakti yüceden
     Bir güneş gibi doğmanın vaktidir…

Fadıl KARLIDAĞ/Elazığ-Karakoçan

 

                                                       BİR KONUK BİR KONU

                                                                 BİR ŞEHRİ SEVMEK

İdari tasnifte ilçe denilir. Lakin ben ilçe kelimesinden çok şehir kelimesini seviyorum  İl veya ilçe demografik bir tanımlama. Nüfusu şu kadar olana ‘il’, şu kadar olana ‘ilçe’ denir vesaire. Oysa şehir kelimesi sayısal bağlamdan çok kültürel bağlamı ifadeye çalışan bir kelime. Yani belli bir tarihi, kültürel, sosyo-ekonomik ilerlemenin ve gelişmenin iz düşümünü yansıtır şehir. Bu yüzden insanlar eskiden ‘şehre giderlerdi, okumuş, kültürlü, mürekkep yalamış insanlara ‘şehirli’ denilirdi.

 Şehrengizler vardı bir şehrin  kültürünü ve  bütün boyutlarıyla folklorunu barındıran. Şehremi ni vardı bir şehrin seçilmişlerini tanımlayan. Sonra şehirler bozuldu. Sayılarla anlam kazanan il veya ilçelere dönüştü. Şehirler bozulunca  kültürel bir erozyona uğrayan şehirler gibi şehir ve şehirli kelimesi de anlam kaymasına uğradı. Zengin ironi yeteneğiyle halkımız  hızla yozlaşan bu kültürel değişim içinde ‘şehir’ kelimesini ‘şeher’, ‘ şehirli’ kelimesini de ‘şeherli’ olmaya çevirdi.

            Neyse, şehir kelimesi üzerine sosyolojik ve etimolojik  çözümlemeler yapmak değil niyetim. Bir şehri sevmenin anlamını  izah etmektir yapmaya çalıştığım. Ve elbette ki kendi şehrimin. Kendi şehrinden uzak yakın insanlar için o şehrin ifade ettiği anlamı izah çabası. Neden sever insan kendi şehrini . Hani Vizontele’de der ya şehrin belediye başkanı –yani şehremini- o veciz konuşmasında televizyonun–kendi tabirleri ile vizontelenin- şehirlerine gelişi şerefine düzenlenen  törende.

İnsan neden sever kendi memleketini?

Kendi sorusunu kendisi cevaplar ya: Gidecek başka yeri yoktur da ondan. Hayır gidecek yeri çoktur insanın. Allah’ın arzı geniştir. Ve nitekim binlerce insanımız bir şarkıda denildiği gibi yayılmıştır dünyanın dört köşesine. Kiminin adresi Hamburg, kiminin Amsterdam, kiminin Paris, kiminin İstanbul.  Bedenleri orda burda dolanır amma çok uzakta bir yerlerde kalpleri. Bir şehri sevmek bedeniniz nerede olursa olsun kalbinizin uzaklarda bir yerlerde olması demektir. Bir şehri sevmek ‘beni şehrimin yağmurlarında yıkasınlar’ diyebilmektir bedeninizin uzak kaldığı bir mekanın asude dinginliğini ruhunuza yaşatma isteği ile. Bir şehri sevmek salt bir toprak ve mekan saplantısı değildir . Bir şehri sevmek bir kültürü, bir aidiyeti, bir varoluşu sevmektir.

Bir şehri, bir mekanı, bir yeri sevmenin ölçüsü Yüce Peygamberin Uhud  Dağı için söylediği şu sözlerin anlamını kavrayabilmektir: “Uhud bir dağdır. Lakin biz onu severiz o da bizi”.

Doğduğumuz , büyüdüğümüz, havasından suyundan içtiğimiz bir yerin bizler için taşıdığı anlam bu hadiste ifadesini buluyor. Bir şehri sevmek ‘Karakoçan bir şehirdir, lakin biz onu severiz o da bizi’ önermesinin öznesi kılabilmektir şehrimizi. Bir şehri sevmek nerede olursanız olun kalbinizin kendi memleketiniz, kendi şehriniz için çarpması demektir .Her durumda ve her şeye rağmen.

        Hasılı kelam bu şehri  seviyoruz her nerede olursak olalım. Bu şehre ait her güzellik yüreğimizi kanatlandırıp gururlandırıyor bu şehirle ilgili kulağımıza çalınan her olumsuzluk için ise yüreğimizin bir köşesi kanıyor. Kendi kendimize kaldığımız her dakikada da yüreğimizden kopup gelen bir şarkının dizeleri yapışıyor dilimize. Şimdi Karakoçan’da olmak vardı…Fadıl KARLIDAĞ

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
11Ekm
03Ekm

Eylül’de hazanlaşmayan!..

27Eyl

Biz korkuyoruz!..

20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.