BİRBİRİNE YAKIŞMAYAN İKİLİ: ÇOCUKLAR VE ÖLÜM -1


 BİRBİRİNE  YAKIŞMAYAN  İKİLİ: ÇOCUKLAR VE ÖLÜM -1

Daha önce de birçok ünlü şairi, yazarı, gazeteciyi, şarkıcıyı ve dünyanın görüp görebileceği en iyi lideri aramızdan alan sonbahar, özellikle de Kasım ayı, yine başarılı bir şairinin mezar taşına adını yazdırdı ve yine bir şair ölümsüz oldu. Gülten Akın… “Deli Kızın Türküsü” hiç susmayacak. Ölüm, hayatımızın her anında ve her yerde pusuya yatmış bir zaman düşmanı. Karşı gelinmez bir emir, herkesin tatmak zorunda olduğu soğuk bir yemek. Bazen bir salâ sesi, bazen bir son dakika haberi… Bu kadar hayatımızın içindeyken, her saniye neredeyse bir insan bu dünyadan göçüp giderken çocuklarımızın bu durumla yüzleşmesinden kaçmak pek de akıllıca olmasa gerek. Kaçmak yerine yüzleşmek ve mümkün olduğunca profesyonel bir şekilde çocuklarımıza bu durumu açıklamak daha mantıklı olacaktır.

Çocukların ölümü algılayış biçimi yetişkinlerden oldukça farklıdır. Onlar geçici bir durum olarak görmesi rağmen aynı yetişkinler gibi derin bir üzüntü içerisine girerler. 5 ve 9 yaş arası çocuklara göre yaşlı insanların ölmesi belki kabul edilebilir ama ölüm bir son anlamına gelmemektedir. Ölümü genellikle gezi ya da uyku olarak anlamlandırırlar. Çoğunlukla “geri gelecek” düşüncesi mevcuttur. Hastanede ölen bir yakın söz konusu ise hastaneye, doktora, hastalığa olumsuz bir tepki geliştirebilirler. Aynı durum çeşitli şekilde tekrarlanabilir. Uykuda ölen bir yakın ve uykudan korkma, “şarkı söylediğimi çok sever sürekli şarkı söylersem gelir”, yakını evde öldüyse o odaya girememe gibi ve benzeri durumlarla karşılaşabiliriz. Ayrıca tekrarlayan durumlara alışık oldukları için “son” onlara garip gelir. Hayat tekrar ederken ölenin geri gelmeyişini açıklamak zordur. Peki nasıl anlatmalıyız? Doğal ama somut açıklamalar yaparak çocuğa karşı dürüst olmalıyız. Tabii ki dürüst olurken karşımızdakinin çocuk olduğunu unutmamalıyız. 10-12 yaşlarında artık kendi ölümlerini de anlamlandırabildiklerinden, bu onlar için endişe verici bir durum halindedir ve geri dönecek mi şüphesi ile karşı karşıyalardır. 13-19 yaşta ise yetişkin düzeyinde bir algı söz konusudur. Ölümün evrensel ve kaçınılmaz bir kavram oluşunun farkına varılmıştır. Olay soyut bir şekilde algılanabilmektedir.

Çocuklar yakınlarının ölümlerine mutlaka bir tepki vereceklerdir. Tepki vermeleri değil vermemeleri normal değildir. Olası tepkiler ise kaygı, korku, uyku bozuklukları, öfke, içine kapanma, üzüntü, özlem, kayıp, suçluluk, olanlarla ilgili oyun oynama, yaşından daha küçükmüş gibi davranma, olayları tekrar yaşama, anlama ilişkin düşüncelerdir. Bu tepkilerden korkmayın ve haftaya pazartesi, devam yazımda, bahsedeceğim şekilde çocuğunuza yaklaşmayı deneyin.  Sözlerime Gülten Akın’la birlikte nokta koymak istiyorum.

“Kayboldum

Kimlere hüzündü kimlere nostalji

Kimler tutkun idi kimler unuttu

Siz hepiniz ölüleri ve mezarları seversiniz

Çoğa sürmez bir gün ben de beklerim.”

Devam edecek…

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Kas

BU DÜNYA BİZİM MEMLEKET

20Eyl

KORKMAYIN SORUN KENDİNİZE

04Tem

BİR DÖNEM OLARAK TERCİH

28Kas

DANALAR ÇOK MİNNOŞ

30Ekm
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.