Fırtınadan Önce Kendi Kendine Batan Gemi


 Fırtınadan Önce Kendi Kendine Batan Gemi

 

“Hiçbir şey önemli değil

Uzun yollar ve köyler art arda diziliyor

Anlamsız dağlar ve sonra deniz

Bir kanepede oturarak öleceğim

Ve hiçbir yere kaldıramayacaklar beni

Ölüme giden yol çok uzun

Yoruyor beni

Hastalık hiçbir şeyi değiştirmedi

İntihar etmek istedim iyi ettiler

Delirdim gene iyi ettiler”

                                            Tezer Özlü

 

Özkıyım…

Neden insan canına kıyar?

Neden insan canına kıymaz?

Bu iki sorunun da kendine has o kadar mantıklı açıklaması var ki burada açıklamaya çalışsam literatür taramasından öteye gitmez bu yazı ve amacıma ulaşamam. Oysa ben bu yazıyı okuyanların empati yapmasını istiyorum. Üniversitede bir hocam empati yapmanın zorluğundan bahseder dururdu. Bazı dersler hocaların kendi zorluklarından öteye geçmiyor bazen. Empati bence yetenek işidir maalesef. Keşke olmasa tüm insanlık için kolay olsa dünya ne kadar güzel bir yer haline gelirdi. Keman çalmak gibi empati. Yeteneği olmayan çalamaz mı elbette çalar ama uğraşıp, çalışıp, vakit harcadıktan bir beş sene sonra sizin hala çalamadığınız şarkıyı keman eğitimi olmayan biri kulaktan çıkarıp çaldığında siniriniz bozulabilir.

“İntiharı, özkıyımı kesinlikle anlayamam.” cümlesini unutup intihar edenleri anlamaya çalışalım bugün. Önemli olan onları anlayıp yaşamaya devam edebilmek çünkü. “ama günah” dediğinizi duyar gibiyim ya da “ inançsızdır kesin” Nerden biliyorsunuz?

Ah şu önyargılarımız! Ah şu kendimizi haklı çıkarma çabalarımız! Ah şu gerçekten dinleyemeyen insanlar! Peki bu önyargılar bir insanın kendi canına kıymasını haklı çıkaracak sebepler mi sizce? Hangi ara insanlık bu kadar gaddar, bu kadar kendinden başka kimseye tahammülü olmayan bir noktaya geldi acaba çok merak ediyorum.

Kalıp yargılardan yakınmayı bir kenara bırakıp şu araştırmanın sonucuna bakalım. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; her yıl 20 ila 25 milyon insan intihara teşebbüs ediyor ve yaklaşık bir milyon insan ölüyormuş. Küçümsenmeyecek ve yok sayılamayacak bir sonuç değil mi? Her kırk saniyede bir insan…

Ergenler ve yaşlılar en riskli gruplardır ve tamamlanmış ya da tamamlanmamış olsun intihar eden bireylerin %50’si çevresine bu durumdan bahseder. 70 yaşın üstündeki bireylerde intihar etme olasılığı ve bu intiharın tamamlanma olasılığı yüksektir. Tamamlanma derken neden bahsettiğimi anlamışsınızdır. Böyle bir durumda hiçbir şey yapmamak, “günah”,  “yapamazsın” gibi şeyler söylemek tabii ki işe yaramayacaktır. Sizi ne yapacağınızı buyurmuyorum, elbette kendi cümlelerinizle konuşun ama anlamaya çalışın. Konuşmanıza bile gerek yok bazen sadece dinleyin, anladığınızı hissettirin. Hiçbir şey yapmadan evde oturup namazında en sık ettiği dua “Allah’ım canımı al da kurtulayım” olan yaşlılara bir tas çorba verdiği için kendini ilah gören, verdiği çorbayı burundan getiren insan özentileri var bu hayatta. Empati yoksunu bir avuç parazit bence bunlar insan değil. Konuyu değiştirmeden, ben daha da sinirlenmeden…

Bir insan neden ölmek ister? Bu sorunun cevabına vakıf değilseniz, henüz oturmuş bir fikriniz yoksa, durumu fark etmekte ve önlemekte de başarılı olmanız pek mümkün değil. Cevaplardan daha önemlidir sorular, soruları sormak mesele. Çoğu zaman anlam arayışıdır konu, yabancılaşmayla, depresyonla açıklanır. İnsanın kendine sormaya en çok hakkı olan soru, belki de ilk soru:

 “ Neden?” “Neden yaşıyorum?”

Einstein’ın mutluluğun bir amaca bağlanmakla ilgili olduğunu savunması da bundan belki de.

Depresyon anlamsızlığın içinde savrulan ruhların sığınağıdır. Bu yüzden iyileşmeye gösterilen direnç bir hayli güçlü olacaktır. Tedavi güven verici olmalıdır, bu hassas ruhlara daha fazla savrulmayacağını hissettirmelidir, duygulardan korkmamayı öğretmelidir.

İntiharı önlemek mümkündür. İşte empati de tam olarak burada devreye girmektedir. Konuşmayı çok severiz çünkü biz fikri neyse zikri odur derler ama çok insan var fikirsiz kendini kabullendirmeye çalışan, sırf konuşmak için konuşan. Bu yüzden altını çiziyorum,kendini öldürme noktasına gelmiş birinin duymak istediği şey kesinlikle ve kesinlikle öğüt değildir. Eğer ikna olursa hissettiği “anlamsızlığa” ikinci bir şans verecek karşınızdaki sakın unutmayın. Onu anlamaya çalışın ve çevrenizde sürekli ölümden bahseden birileri varsa onu mutlaka profesyonel yardıma yönlendirin.

Hayatın önemini kavrayabilmemiz dileğiyle.

  

ECEHAN YILMAZÇELİK

PSİKOLOJİK DANIŞMAN

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Kas

BU DÜNYA BİZİM MEMLEKET

20Eyl

KORKMAYIN SORUN KENDİNİZE

04Tem

BİR DÖNEM OLARAK TERCİH

28Kas

DANALAR ÇOK MİNNOŞ

30Ekm
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.