TÜKENMEYELİM’ TÜKENMEYELİM’ TÜKENMEYELİM ARTIK’


 TÜKENMEYELİM… TÜKENMEYELİM… TÜKENMEYELİM ARTIK…

Bu hafta Meryem Uzerli’nin Muhteşem Yüzyıl’dan ayrılması üzerine hepimizin aşina olduğu tükenmişlik sendromundan bahsedeceğim. Sadece dizi setlerindeki aşırı tempo ile ortaya çıkmayan bu problem her kesimden insanda görülebilir. Evet her kesimden… Baba parasıyla yurtdışına gidip lüks içinde yaşayıp tükendiğini hissedebilir insan ya da bu güne kadar herhangi bir çaba sarf etmeden bir yerlere gelmiş biri de tükenebilir. Tükenmek deyince çoğumuzun aklına emeğinin karşılığını alamayanlar gelir. Bir ülkenin geleceğini şekillendiren öğretmenlerimizin tükendiğini duymaya alışmışızdır hepimiz ama bir manken  ekonomik krizin kendisi de vurduğunu ve ayda en fazla 7-8 bin kazandığını söyleyince kıyamet kopar. Herkes kendi imkanlarına göre tükenmeye mecburdur.  Örneğin çoğu insan tükenince tatile gidemez. Bunun yerine tükenmeye çalışırken adapte olmaya çalışır.  Konuyu daha fazla saptırmadan, nedir tükenme?

 Kendinizi her sabah işe gitmeseydim neler yapardım diye düşünürken mi yakalıyorsunuz? Çalışma arkadaşlarınızla çatışmalar yaşamaya mı başladınız? Kendinize ve ailenize yeterli zaman ayıramadığınızı mı düşünüyorsunuz? Eve geldiğinizde iş yerinin etkisinden kurtulamıyor musunuz? Sürekli yorgun ve bıkkın mı hissediyorsunuz? Duygusal, zihinsel ve fiziksel olarak tükendiğinizi mi düşünüyorsunuz? O zaman okumaya devam edin, tabii herkes okumaya devam edebilir. Okumaktan zarar gelmez.

Dünya Sağlık Örgütü (1998) yayınladığı Dünya Sağlık raporunda tükenmişliği; fazla çalışma ile ortaya çıkan aşırı duygusal yorgunluk ve bunun sonucunda iş ve sorumluluklarını yerine getirememe durumu olarak tanımlamıştır. Maslach ise tükenmişliği “Profesyonel bir kişinin mesleğinin özgün anlamı ve amacından kopması, hizmet verdiği insanlar ile artık gerçekten ilgilenemiyor olması” şeklinde açıklamıştır.

Tükenmişlik kendini ; yıpranmışlık, yorgunluk, güçsüzlük, çalışmanın tatsızlaşması, sıkıntı, performans azalması, halsizlik, enerji yokluğu , uykulu hal ve çalışmaya isteksizlik olarak gösterebilir. İş yaşamında ise; kişilerin mesleğin özgün anlamı ve amacından kopması, hizmet götürdüğü insanlarla artık gerçekten ilgilenemiyor oluşu, aşırı stres ve doyumsuzluğa tepki olarak kişinin kendini psikolojik olarak işinden geri çekmesi şeklinde kendini gösterir. İnsanla birebir ilgilenilmesi gereken mesleklerde daha çok rastlanır.( öğretmenlik, doktorluk, hemşirelik, danışmanlık gibi…)

Tükenme iş kaybından , alkol sorununa, madde bağımlılığından, strese bağlı hastalıklara kadar çeşitli olumsuz sonuçlara sebebiyet verebilir. Bu yüzden ciddiyetinin farkında olup önlem alınmalıdır.

Yapılan bazı çalışmalara göre, şaşırtıcı bir şekilde, tükenmişlik genelde 1-3 sene arası çalışan bireylerde daha fazla görülmektedir. Çalışmaya yeni başlayanların istekli ve hevesli oluşuna rağmen çevre ve koşullara bağlı olarak kafasındaki başarıya ulaşamaması yetersizlik duygusuna neden olabilir. Ayrıca genç, bekar ve çocuksuz bireylerde ve üniversite mezunu olanlarda da rastlanma sıklığının daha fazla olduğunu söyleyebiliriz.

İşe gidiş geliş saatleriyle ilgili karar verme hakkına sahip olmama, yapacağınız işin net bir şekilde tanımlanmaması, beklentinin fazla olması ve kimsenin yardımcı olmaması, çalışanların birbirleriyle olumsuz ilişkileri ve çatışma ortamı, etik ve çalışma anlayışınızın uyuşmadığı insanlarla beraber çalışmak gibi sorunlar tükenmişliğe yol açabilir.

Tükendiğini hisseden bireylerin en önemli ihtiyacı kendilerine güvenmeleri ve inanmalarıdır. Olaylara bakış açılarını ve otomatik düşüncelerini değiştirmeleri gerekmektedir. Otomatik düşüncenin ne olduğunu özellikle açıklamayacağım. Umarım ne olduğunu araştırırsınız.

Neler yapılabilir?

Neden tükendiğinizi bulmak çözümün büyük bir parçasıdır. Aklınızdan neler geçiyor? Bir uzmanla beraber, kendinize dair derinlemesine araştırma yapmak süreci tahmininizden de fazla kısaltır. Tükenmişlik sendromunun nedenlerini araştırın ve kendi durumunuzla karşılaştırın, kendinizi yorumlayın.

Problemin muhatabıyla çözüme yönelik düşüncelerinizi paylaşma eylemi, çözüm için atılmış ilk adıma dönüşebilir. Duygularınızı patronunuzla veya iş arkadaşlarınızla paylaşmak gerek. Tabii ki “ Ben Dili” ile… Onlar sorunun farkında olmayabilirler ve siz istemediğiniz bir ortamda çalışmak zorunda değilsiniz. İşbirliği şart.

İşinizin size uygun olup olmadığını araştırın. Gerçekten istediğiniz, sevdiğiniz işi mi yapıyorsunuz?

Gün içerisinde ara vermeniz gereken zamanlarda kesinle çalışmayın.

Çevrenizi ve çevrenizde gelişen olayları gerçekçi bir şekilde yorumlamaya çalışın.

Ailenizden destek alın ve duygularınızı paylaşın, hobi edinin, dinlenmeniz gereken vakitlerde dinlenin, sevdiğiniz aktiviteleri yapmaya özen gösterin ve bu durumun kendi kendine geçmeyeceğinin farkında olun.

Öğrencilerime de söylediğim gibi hasta olduğunuzda nasıl doktora gidiyorsanız bu gibi bir durumda da bir uzmandan profesyonel yardım almanız gerekiyor.

“sana yepyeni türküler verdim 
uzak dağların ötesinden gelen 
sana yepyeni çiçekler verdim 
kapıyı aç bulutlar girsin 
gülmeyi bilen çocuklar geldi 
tükenme!”

                

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Kas

BU DÜNYA BİZİM MEMLEKET

20Eyl

KORKMAYIN SORUN KENDİNİZE

04Tem

BİR DÖNEM OLARAK TERCİH

28Kas

DANALAR ÇOK MİNNOŞ

30Ekm
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.