ABD neden Türkiye’ye 40 yıldır...


 ABD neden Türkiye’ye 40 yıldır

“Eyalet sistemi”ni dayatıyor?

 

ABD’nin ve Batı’nın Sevr niyeti ve hedefi apaçık sırıtıyor. Batı dünyasında bir elden çoğaltılmışçasına yaygınlaştırılan, uluslararası platformlarda gündeme getirilen, bölünmüş ve parçalanmış Türkiye haritaları bu hedefin pratiğe dökülmeğe çalışıldığını gösteriyor. Bu durumda Türkiye Batı’dan gelen sesi değil, kendi kimliğinin ve ruhunun derinliklerinden gelen sesi dinlemelidir. Tarihte en güçlü düşmanlarının karşısında bile galip getiren, zaferlerinin temel sırrı ve kaynağı olan o ulvi gücün sesine kulak vermelidir.

“Parçalanmayınız! Kuvvetiniz 

gider, içinize korku düşer!”

Türkiye’yi bitirecek ve yok edecek bir tartışma 40 senedir ısıtılıp ısıtılıp tekrar tekrar gündeme getirilmeğe çalışılıyor. “Türkiye’nin federal/eyalet sistemine geçmesi gerektiği” üzerinde ısrarla duruluyor.

Kürtçülük meselesiyle ortaya çıkarılan ”çözüm” konusunu, Türkiye’nin “en önemli sorunu” olarak niteliyenler, lafı evirip-çevirip çare olarak “eyalet/federal sistemi”ni gösteriyorlar.

Memleketimizde bu sistemle ilgili inceleme ve araştırmalar, bu konuyu Türkiye’nin hiç ihtiyacı olmadığı halde gündeme getirenlerin, nerelerden ve hangi çevrelerden akıl ve telkin aldıklarını ortaya koymuştur.

Yakın tarihimizde ABD tarafından Türkiye yönetimlerinde ne zaman siyasi müdahale ve darbe gerçekleştirilmiş olsa, Amerikancı liderler ve aydınlar tarafından eyalet sisteminin ülkemizin gündemine getirilmesi dikkat çekmiştir.

KOÇAŞ: “CIA’NİN BAŞA GETİRDİĞİ

SİYASETÇİDEN EYALET İSTEĞİ”

Evren’den önce de Türkiye siyasetinin başına geçen Süleyman Demirel, kendisini iktidara getirenlerin, bu yardımlarına karşılık olarak istedikleri eyalet sisteminden yana tutum sergilemişti.

Eski Başbakanlardan Sadi Koçaş, “Atatürk’ten 12 Mart’a Anılar” kitabında şöyle demiştir: “Amerika, CIA’nin klasik mücadele yolları ile 1965’te Adalet Partisini ve Sayın Demirel’i iktidara getirdiği zaman, karşılık olarak yeni Türk hükümetinden şöyle bir istekte bulunmuştur: İran-Irak ve Türkiye Kürtlerini Federe bir cumhuriyet haline getirelim. Bunu Türkiye’ye bağlayalım. Hem de büyük toprak kazanmış olursunuz.” [1]

Süleyman Demirel, Adalet Partisi Genel Başkanı ve Başbakan olduğu 1979’un sonlarında, bu isteğe paralel bir açıklama yapmış; “Türkiye’yi Ankara’dan yönetmek imkânı kalmamıştır,  Türkiye, 15 bölgeye ayrılmalı, her bölge için ayrı plan yapılmalı.” teklifinde bulunmuştur.[2]

“TÜRKİYE FEDERAL CUMHURİYETİ

İSTANBUL FEDERE DEVLETİ”

Demirel’in, daha sonra Cumhurbaşkanı olduğu sırada, 2 Haziran 1996’da İstanbul’da yapılan Uluslararası toplantı “Habitat II” programında BM Genel Sekreteri olan Butros Gali, açılış konuşmasında, ülkemizden “Türkiye Federal Cumhuriyeti” diye söz ettiğinde, ayrıca İstanbul’dan da “İstanbul Federe Devleti” diye konuştuğunda da, orada bulunan tüm devlet erkanı gibi, sessiz kalmış ve hiç tepki göstermemiştir.

ABD ve Batı Gali’nin ağzıyla itiraf ettikleri Türkiye Federal Devleti’nde müstakil “İstanbul Federe Devleti”ni belki de asırlardan beri hortlatmak istedikleri Bizans olarak hayal ediyordu.

EVREN’İN ARKASINDAKİ CIA ŞEFİ

HENZE’NİN EYALET DAYATMASI

1981’de Türkiye eski Cumhurbaşkanlarından Kenan Evren ”Türkiye eyalet sistemine geçmelidir ve 8 eyalete ayrılmalıdır” [3] demişti, hatırlarsınız.

http://ts1.mm.bing.net/th?&id=HN.608032168227046499&w=300&h=300&c=0&pid=1.9&rs=0&p=012 Eylül İhtilali’nin lideri, gerçekleştirdiği darbenin daha ilk yıllarında Türkiye’nin eyalet sistemine geçmesi düşüncesindeydi. 1981’de hazırlattığı “Özel Jeopolitik İnceleme” adlı belgede 10’uncu sayfada şöyle deniliyordu: “Türkiye’miz bugün (Mart 1981) tek merkezden idare edilebilme imkânını yitirme sınırına gelmiştir. Her il merkezi, teşrii (yasama), icrai (yürütme) ve kazai (yargı) yetkileriyle techiz edilerek 67 il merkezimizde Millet Meclisi kurulmalıdır.” [4]

Evren’in bu eyalet sistemi savunuculuğu nereden kaynaklanıyordu?

Bu sorunun cevabını bulabilmek için, bize bir ipucu verebilecek bir olayı hatırlayalım: 12 Eylül ihtilali olduğu ilk gün, CIA’nin 1974 sonrasında Türkiye Masası şefi olarak görev yapan Paul Henze’nin, ABD Başkanı Carter’a olayın haberini verirken, Evren ve darbe arkadaşları hakkında “Bizim çocuklar işi bitirdi” demişti.[5]

Bu durumda Türkiye’nin federal/eyalet sistemine geçmesi gerektiğini söyleyene değil de, o sözü söyletene bakmak gerekiyor.

Zira Evren’e ihtilal yaptıran CIA şefi Paul Henze, büyük bir ihtimalle 12 Eylül darbesi ile gerçekleştirilmesini beklediği veya planladığı hedefini, daha sonraki yıllarda, 1998’de bastırdığı Turkey and Atatürk’s Legacy (Türkiye ve Atatürk’ün Yasallığı) kitabında açıkça göstermiş ve Türkiye’nin federasyon sistemine geçmesi gerektiğini ileri sürmüştür: “Ülkenin toparlanması devresi olan Cumhuriyet’in ilk yıllarında tam bir merkeziyetçi idare biçimi günümüz gereksinimlerini karşılayamaz durumdadır.” şeklinde değerlendirmelerden sonra şöyle demiştir: “Türklerin, çağdaş dünyada siyasal yönden en başarılı ve gelişmiş ülkelerin federasyon düzeniyle yönetilenler olduğunu düşünmeye başlamaları gerekir.” [6]

ÖZAL: FEDERASYON

SİSTEMİ TARTIŞILABİLİR”

Bilindiği gibi 1981 ihtilalinden sonraki dönemde, Amerika Birleşik Devletleri’nden getirilen ve Türkiye siyasetinin başına geçirilen Turgut Özal da aynı yoldaydı. O da “federasyonun tartışılabileceğini” ifade etmiş ve Amerika’nın dayattığı sisteme yeşil ışık yakmıştır. [7]

ABD, AKP DÖNEMİNE DE

EYALET SİSTEMİNİ DAYATIYOR

AKP dönemine de ABD’den aynı şekilde dayatmalar gelmiştir. ABD’nin politikalarını tayin eden CFR (Dış İlişkiler Konseyi) Üyesi ABD’nin Eski Ankara Büyükelçisi Yahudi asıllı Morton Abramowitz’in yönlendirdiği Bakkallı adlı lobi şirketinin adıyla ABD’den, 2001 Temmuz’unda gelecek Türkiye siyasetine yazılan bir mektup, “memorandum” (muhtıra) vardır. Bu “memorandum”da geleceğin Türkiye siyasetine şu mesaj veriliyordu: “Ankara, yerel yönetimlere otonomi vermek ve milli hükümetin fonksiyonlarını yerel düzeyde merkezi olmaktan çıkarmak zorundadır. Dünya, bütün hükümetlerden bunu istemektedir. Bu memoranduma göstereceğiniz ilgiden dolayı takdirlerimizi sunarız.” [8]

Bu “memorandum”la ABD’nin CFR’si, gelecek Türkiye siyasi iktidarından, eyalet ve federal bir sisteme geçiş sağlayacak bir yapılanma istemiş, yerel yönetimlere otonomi verilmesi, milli egemenliği temsil eden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, merkezi tek hükümet olmaktan çıkarılması ve parçalanması gerektiğini ifade etmiştir. Muhtırada, Ankara’nın buna “mecbur olduğu”nun vurgulanması da dikkat çekmiştir.

Erdoğan iktidarının ilk zamanlarında AKP yönetiminden gelen açıklamalar,  ABD’den Eyalet konusunda başka dayatmaların da geldiğini gösteriyor. İçişleri Bakanlığına atanan Abdülkadir Aksu, ayağının tozuyla, “ABD’de olduğu gibi Türkiye’ye valilik sistemini getirmek istediklerini” söylemiş, valiliklerin Ankara’dan atanmak yerine, belediye başkanlıklarıyla birleştirilerek seçimle göreve geleceklerini ve her ilde “Yerel Parlamentolar” oluşturulacağını ileri sürmüştür.[9]

Diğer taraftan AKP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Burhan Kuzu da, Anayasa Komisyonu’nda yaptığı değerlendirmede “Türkiye parçalı yönetime geçtiğinde başkanlık sistemi ideal olur[10] şeklinde konuşmuş, eyalet sistemine işaret etmiştir.

http://www.haberdar.com.tr/images/haberler/turkiye_birlesik_devletleri_olsun_h15835.jpgDaha sonra Muhalefetten de eyalet sistemini seslendirenler olmuştur. ABD ile yakın temasta bulunan Mustafa Sarıgül bunlardan biridir. “Amerika Birleşik Devletleri” gibi “Türkiye Birleşik Devletleri” şeklinde bir yapılanma önermiştir. [11]

EYALET VE PARÇALANMAYA KARŞI

TÜRKİYE’NİN VAR OLMA SAVAŞI

Ama daha sonra Eyalet sisteminin sorgulandığı ve hatta Türkiye’nin aleyhine olduğu gerçeğinin görüldüğü bir dönem gelmiştir.

Amerikalıların ve İngilizlerin Karadeniz’de Puntos faaliyetleri başta olmak üzere ülkemizin bir çok yerinde Yabancı ajan ve casusların “Demokratikleşme” adı altında toplumumuzu parçalamaya çalıştıkları görülünce, memleketimizi bölme faaliyetlerinin sadece PKK’dan ibaret olmadığı anlaşılmıştır.[12]

Recep Tayyip Erdoğan böyle bir dönemde eyalet sistemi konusunda yapılan yoğun dış baskılardan duyduğu rahatsızlığını “Tek bayrak, tek vatan ve tek devlet!” söylemiyle göstermiş ve tartışmalara son noktayı koymaya çalışmıştır.

SON SÖZ

Kısaca diyebiliriz ki, ABD’nin ve Batı’nın Sevr niyeti ve amacı apaçık sırıtıyor. Batı dünyasında, bir elden çoğaltılmışçasına yaygınlaştırılan, uluslararası platformlarda gündeme getirilen, bölünmüş ve parçalanmış Türkiye haritaları [13] bu hedefin ve amacın pratiğe dökülmeğe çalışıldığını gösteriyor. Bu durumda Türkiye Batı’dan gelen sesi değil, kendi kimliğinin ve ruhunun derinliklerinden gelen sesi dinlemelidir. Tarihte en güçlü düşmanlarının karşısında bile galip getiren, zaferlerinin sırrı ve kaynağı olan o ulvi gücün sesine kulak vermelidir:

“Parçalanıp ayrılmayınız!” [14] “Birbirinizle çekişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Bir de sabır ve sebat edin! Çünkü Allah, sabredenlerle beraberdir.” [15]

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com

 

 

 

 

 

 



[1] Sadi Koçaş, Atatürk’ten 12 Mart’a Anılar, 4.Cilt, s: 1917-1918

[2] Arslan Bulut, Yeniçağ Gazetesi, 20.10.2006

[3] Hürriyet Gazetesi, 01.03.2007

[4] Yeniçağ Gazetesi, 10.03.2007.

[5] Mehmet Ali Birand'ın “12 Eylül Saat:04.00 (1984)” adlı kitabından

[6] Mustafa Yıldırın, Sivil Örümcek Ağında, Dönüşüm Yayınları, 2004, İstanbul, s: 76-77

[7] http://www.radikal.com.tr/yazarlar/cengiz_candar/eyalet_sistemi_ozaldan_erdogana-1127679

[8] Arslan Bulut,, Küresel Haçlı Seferi, Bilgi Yayınevi, 2. Basım, Ankara, 2005, s: 38

[9] Sabah Gazetesi, 20 Kasım 2002.

[10] Yeniçağ Gazetesi, 04.02.2003

[11] http://www.haberdar.com.tr/images/haberler/turkiye_birlesik_devletleri_olsun_h15835.jpg

[13] Bu haritalardan bazı örnekler verelim:

     -Bill Clinton’un askeri strateji danışmanlığını yapan ve ABD stratejilerinde etkin bir rol oynayan “American Enterprise Institute” adlı düşünce kulübünün beyin takımında yer alan Ralph Peters, Ortadoğu’da odaklanan yeni Dünya Savaşında İslam ülkeleri üzerinde gerçekleştirilecek siyasi değişiklikleri bir harita ile göstermiş ve bu harita, Amerikan Silahlı Kuvvetler Dergisinin (Armed Forces Journal) Haziran 2006 sayısında "Kan Sınırları" (Blood Borders) adıyla yayınlanmıştır. Peters’in haritasında Türkiye’nin doğu bölgesi Kürdistan olarak gösterilmiştir. (Erdal Şafak, Sabah Gazetesi, 08.07.2006)

    -2006 yılının Eylül ayı ortalarında, Roma´da NATO Savunma Koleji´nde yapılan bir toplantıda, brifing verecek ve yönetecek olan ABD’li subay, Ralph Peters’in “Yeni ve Bölünmüş Ortadoğu’nun Haritası”nı ortaya çıkardı ve bu konuda konuşmak istedi. Resmi brifinge katılan Türk subayları bunun üzerine büyük tepki gösterdiler ve toplantıyı terk ettiler. (http://www.hakimiyetimilliye.org/index.php)

    -Daha önce de 2000 yılının Kasım ayında düzenlenen NATO toplantısında da aynı şekilde bir skandal yaşanmıştı. 46. Kuzey Atlantık Asamblesi Bilim ve Teknoloji Komisyon toplantısında hazırlanan raporda Türkiye’nin Güneydoğu bölgesinden “Kürdistan” diye söz edilmişti. (Akşam Gazetesi, 21.11.2000)

    - 2003 yılının Şubat ayı başlarında Amerikan ABC Televizyonu, Türkiye’nin doğu ve Güneydoğu bölgesini “Kürt Toprağı” olarak gösteren canlı bir yayın yapmıştır. (Hürriyet Gazetesi, 07.02.2003)

    -2006 yılı Mart’ında, ABD Senatosu’nda Kürt grupların konferans düzenlemelerine ve toplantıda, Türkiye’nin yarısını Kürdistan olarak gösteren bir haritanın dağıtılmasına izin verilmiştir.

    -2002’nin Nisan ayında AB’nin, Türkiye’deki limanların modernizasyonu için gönderdiği iki Fransız uzmanın Denizcilik Müsteşarlığında Türk yetkililerin önlerine koydukları haritanın Sevr’in bir benzeri harita olduğu dikkat çekmiştir. Haritada Kürdistan, Ermenistan ve Pontus’a yer verilmiştir. (Star, 11 Nisan 2002)

    -2002’nin Eylül ayında, İtalya’da yayınlanan La Repubblica Gazetesi de Türkiye’nin yarısının “Kürdistan” toprakları olarak gösteren bir haritaya yer vermiştir. (Türkiye Gazetesi, 02.09.2002)

    -Yanı başımızdaki Yunanistan’ın bile Türkiye’yi bölecek bir plan oluşturmuştur. Nitekim bu plan çerçevesinde, GAP bölgesinin “Kürdistan” olarak tanımlayan ve Türkiye’nin 6 parçaya bölündüğünü gösteren bir harita 1982 yılında Yunanistan Kültür Bakanı Melina Merküri tarafından yayınlanmıştır.

[14] Al-i İmran Suresi: 103

[15] Enfal Suresi: 46

YAZIYI PAYLAŞ!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.