Alternatif stratejiye karşı Türkiye’deki yabancı güçler!


Alternatif stratejiye karşı

Türkiye’deki yabancı güçler!

Türkiye’nin bölgemizdeki ülkelerle oluşturmağa çalıştığı alternatif stratejiye karşı bugüne kadar herhangi bir şey yapmamışlarsa, bu sessizlik onların bir hesabının, bir planının ve bir oyununun olduğunu gösterir. İçimizdeki düşmanların sessizliğine karşı uyanık, hazırlıklı ve tedbirli olmazsak, sonunda ülkemizin varlık ve bekası çok büyük tehlikelerle karşı karşıya kalır. Allah korusun!

İçimizdeki yabancı güçler

nasıl bir oyun içindedirler?

 

Türkiye’nin, 2001 yılında İslam’a savaş açan, ülkemize de hakim olan ABD’ye karşı alternatif strateji oluşturma çalışmaları sürüyor. Geçen günlerde İran’la yapılan görüşmeler bu açıdan önemlidir.

Bilindiği gibi, iki ülke arasındaki bu ilişkilerin daha önce yaşanmış daha geniş boyutları vardır.

Bu boyutlarda,  R. Tayyip Erdoğan’ın, Rusya ile ilişkilerini, Çin ile ve diğer “Şankay Beşlisi” ülkelerle geliştirmeye çalıştığı ilişkilerini zikretmek  gerekir.

ABD’nin İslam’a karşı ve bütün İslam dünyasına karşı başlatmış bulunduğu Haçlı Savaşına karşılık, Türkiye ve diğer İslam ülkeleri, Rusya ve diğer bölge ülkeleri ile dayanışma içerisine girmeye ve strateji birliği oluşturmaya çalışıyor.

Bu alternatif stratejinin en başta Türkiye’yi ilgilendiren ve bağlayan bazı engellerini ve zorluklarını dikkate almadan geçemeyiz.

DİKKATLERDEN UZAK TUTULMAMASI

GEREKEN TÜRKİYE’DEKİ YABANCI GÜÇLER

Bu alternatif stratejide Türkiye’nin asla dikkatlerden uzak tutmaması gereken, ülkemizdeki ABD, Batı ve İsrail kaynaklı bazı unsurlar ve güçler vardır. Bu güçler, bu stratejide sürekli sorun çıkaracak ve engellemelerde bulunacaktır.

Bunların kimisi en azından yarım asırdan beri Amerikancı sistemin koruması altında yoğunlaşmaya ve yaygınlaşmaya fırsat bulmuş askeri ve resmi güçlerdir, kimisi de, daha tehlikeli ve daha zorlu resmi olmayan sivil teşkilatlardır, gayri nizami sinsi ve gizli unsurlardır.

Bu sivil teşkilatların ve gizli unsurların en tehlikeli tarafı görünmez olmaları, kendilerini gizleyip bizden ve sizden gözükerek toplumu kontrol etmeye ve yönlendirmeye çalışmalarıdır. Türkiye’deki Amerikancı sistemi ellerinde tutan ve yönetenler bu sinsi güçler ve unsurlardır.

Şimdi bu unsurları ayrıntılarıyla daha açık hale getirmeye çalışalım:

GİZLİ VE AÇIK ASKERİ

ÜSLERDE TERSLİKLER!

Bilindiği gibi Türkiye’de gizli ve açık yüze yakın yabancı askeri üsler vardır. Bu üslerin Bir kısmı ABD’ye aittir. Bir kısmı da ülkemizin bağlı bulunduğu NATO ittifakına ait üslerdir. Gerek Amerikan üslerinde ve gerekse NATO’nun askeri üslerinde Amerikan askerleri görevlidir.

Bu üsler güya Rusya’ya ve diğer bloklara karşı görev yapmaktadır. Ama olaylar ve gelişmeler hiç de görüldüğü gibi basit değildir.

Örneğin Türkiye’nin de yer aldığı İslam’a ve İslam dünyasına karşı gerçekleştirilen ABD’nin başını çektiği Haçlı Savaşı’nda ülkemizin ev sahipliği yaptığı bu üsler herhangi bir görev ve rol almıyorlar mıdır?

İsterseniz soruyu daha açık hale getirelim: Türkiye, tarih boyunca dur dediği ve geçit vermediği düşmanlarına, 2001 yılında başlatılan “Son Haçlı Seferi”nde bugüne kadar oluşturduğu yanlış politikalarla kucağını açmış ve buyurun! demiş bir durumda değil midir bugün?

“ABD’NİN AFOSİ AJANLARI

ANADOLU’DA KOL GEZİYOR”

Sözünü ettiğimiz askeri üslerin dikkate almamız gereken değişik boyutları vardır.

Örneğin, 2003 yılında Genelkurmayın, İçişleri Bakanlığı'na gönderdiği gizli kriptoda, ülkemizde faaliyette bulunan İncirlik’teki ABD Hava Kuvvetleri Özel Tahkikat ve Araştırma Bürosu'ndan (AFOSİ) bazı ABD'li askerlerin çalışmalarına dikkat çekilerek, "Bu kişilerin görev sınırlarını aşarak Türkiye'nin değişik bölgelerinde araştırma yaptığı, bilgi topladığı, üst düzey kamu görevlileri ve vatandaşlarla özel görüşmelerde bulunduğu belirlenmiştir." deniliyor. Kriptoda ayrıca Adana İncirlik Üssü'nde görevli AFOSİ personelinin, hiçbir makamın bilgisi ve izni olmadan, Giresun, Trabzon ve diğer civar illerde görüşmelerde bulunduğu uyarısında bulunuluyor.[1] 

Bilindiği gibi, Türkiye’de ABD üssü sadece İncirlik’ten ibaret değil. Memleketimiz bir baştan bir başa ABD askeri üsleriyle adete işgal edilmiş bulunuyor. Bu üslerin bir kısmı gizlidir, nerelerdedir, bilinmemektedir. Ayrıca ülkemizde onlarca NATO üssü vardır. Bilindiği gibi, bu üslerde de Amerikan askerleri görevlidir.

Ayrıca dikkatlerden uzak tutulmamalıdır ki, bu ABD üslerinde de, Amerikan askerlerinin görev yaptığı NATO üslerinde de, İncirlik askerleri gibi, Müslüman Türk toplumu içerisinde faaliyetlerde bulunan Özel Tahkikat ve Araştırma Bürosu (AFOSİ) ajanları vardır.

Böylece tüm Anadolu’da toplumumuz Türkçe konuşan AFOSİ ajanlarıyla işgal ediliyor, demektir.

“30-40 YIL ÖNCE İSTANBUL’DA

AVRUPA’NIN EN BÜYÜ CIA ÜSSÜ”

1980 yıllarında CIA`nin İstanbul bölgesi şef yardımcısı olarak görev yapan eski CIA ajanı Philip Giraldi, `Ben orada iken İstanbul, Avrupa`nın en büyük CİA üssü idi` dedi. Rusların aksine CIA`nın Türk istihbarat servislerine sızamadığını öne süren Giraldi, buna karşın `üst düzey bir Türk yetkilisi`nin büyük paralar karşılığında CIA için çalışmaya `gönüllü` olduğunu iddia etti.

Çeşitli Amerikan dergi ve yayınlarında yayınlanan yazıları ile tanınan eski CIA ajanı Philip Giraldi,’nin Balkanalysis adlı internet sitesinde yayınlanan söyleşide, CIA`nin İstanbul bölgesi şef yardımcısı olarak çalıştığı 1986-1989 döneminde İstanbul`daki durumu değerlendirirken “Ben orada iken İstanbul, Avrupa`nın en büyük CIA üssü idi.” [2] demesi dikkat çekicidir.

“GÜNEYDOĞU TURİST VE UZMAN

KILIĞINDA AJAN KAYNIYOR”

Gazeteci-Yazar Güler Kömürcü Güneydoğu Anadolu’ya yaptığı gezide karşılaştığı Batılı araştırmacıları şöyle anlatıyor:

“Mardin'de gördüğüm yabancıların önemli bir bölümü 'turistik' amaçtan ziyade 'iş' nedeniyle orada hazır bulunuyordu, mesela; ABD askeri ataşeleri, Avusturya Büyükelçisi, Japon Büyükelçilik Müsteşarı ve de bizzat tanışıp sohbet ettiğim birkaç Amerikalı ve bir Fransız 'araştırmacı'  ki araştırma konuları da 'Kürt sorunu’ (!) alt kimlikler ve 'din' olan uzman kaynıyor Güneydoğumuz. Tesadüf bu ya, tanıştığım o uzmanları Mardin'den sonra 'Diyarbakır'da da görme fırsatı bulup (!) sohbet etti.”  [3]

ÜLKEMİZDEKİ SİVİL YABANCI

İŞGALİN ASIL TEHLİKELİ BOYUTU

Türkiye’deki bu kadar yabancı güçlerin içinde en tehlikeli ve sakıncalı olanı Türkiye’de sistemi ABD hedefleri ve menfaatleri için çalıştıran ve işleten güçler ve teşkilatlardır.

Avrupa Birliği’nin Türkiye’deki bu gibi teşkilatları ve güçleri ile ilgili bir dizi rapor kaleme alan ve yayınlayan Necip Hamlemitoğlu Merhum, ABD’nin Türkiye’deki sistemi sömürgeci merkezlerinin kontrolünde ve yönetiminde çalıştıran unsurları ve güçleri anlatan çalışmalar yazmaya yöneldiği sırada öldürülmüş ve şehit edilmiştir. Bu konuda daha başka örnekler de verilebilir. [4]

SONUÇ

Sözkonusu teşkilatlar ve güçler, devlet kademelerinde, siyasi alanlarda, bürokraside, iş dünyasında bilim ve teknoloji dünyasında, sanat ve spor dünyasında kendilerini çeşitli görevlerde ve misyonlarda gizlemiş ve maskelemiştir.

Amerika’dan ve İsrail’den yönetilen bu unsurları ve güçleri kısaca ve özet olarak, mason Locaları, rotary kulüpleri, Sion kulüpleri, CIA, MOSSAD ve bu kuruluşların kontrolündeki ve güdümündeki örgütler olarak belirtebiliriz.

Türkiye’nin bölgemizdeki ülkelerle oluşturmağa çalıştığı alternatif stratejiye karşı bugüne kadar herhangi bir şey yapmamışlarsa, bu sessizlik onların bir hesabının, bir planının ve bir oyununun olduğunu gösterir. Nitekim ABD’nin bizim gibi ülkeleri eyaletlere bölüp parçalamak için çok uzun bir zamandır iç savaşlara hazırlandığı bilinmektedir. [5]

İçimizdeki düşmanların bu sessizliğine ve sinsiliğine karşı uyanık olmazsak, hazırlıklı ve tedbirli olmazsak, sonunda ülkemizin varlık ve bekası çok büyük tehlikelerle karşı karşıya kalır. [6] Allah korusun!

Belki, onların bir hesabı ve bir oyunu varsa, Allah’ın da bir hesabı ve bir oyunu var, diyebilirsiniz. Zaten buna inancımız ve güvenimiz tamdır. Ama unutmamamız gereken bir husus vardır: Allah’ın hesabı ve oyunu, daima ve her zaman kulların görev ve sorumluluklarını yapmalarına bağlıdır.

Yoksa geçmiş kavimlerin, düşmanlarına karşı, savaşa çağıran peygamberlerine “Sen Rabbinle savaş! Biz burada oturacağız.”  [7] demelerine benzeriz. Allah korusun!

Evet sorumluluklarımızı ve görevlerimizi mümkün olduğu kadar, yerine getirebiliyor muyuz?

Bu soruyu ciddi olarak kendimize sormalıyız ve durumumuzu esaslı bir şekilde yeniden gözden geçirmeliyiz.

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com

 

 



[2] 2006-07-31 Haber7, http://www.haber7.com

[3] Güler Kömürcü, Akşam Gazetesi, 02.11.2006

[4] Bu konuda başka örnekler de sıralayabiliriz : Rahmetlik Aytunç Altındal, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Muhsin Yazıcıoğlu vs. gibi…

[5] Bakınız: “ABD’nin Türkiye’de iç savaş raporları ve denemeleri”, Hasan Erden, http://www.anahaberyorum.com/abdnin-turkiyede-ic-savas-raporlari-ve-denemeleri-haberi

[6] http://www.anahaberyorum.com/dikkat-sivil-isgal-ordulari-icimizde-haberi

[7] Maide Suresi: 24

YAZIYI PAYLAŞ!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.