Amerika’nın seçim oyunları nasıl bozulur?


ABD’nin ülkelerde 
seçim kazanma savaşı
 
CIA’nin eski başkanlarından William Casey şöyle demiştir:
“Amerika olarak herhangi bir meselede kaybetmemiz sözkonusu olamaz. Her seferinde kazanmamız lazım. Bunun bir sırrı var elbet. Bunun sırrı, her zaman her iki tarafı da desteklemektir. Bazen birinden yana fazla ağırlık koyarsınız, bazen diğerinden yana… Bu değişebilir. Ama mutlaka her iki tarafla da ilişki içerisinde olmak zorundasınız. Her iki tarafı da tutarsınız, kim kazanırsa kazansın, sonunda siz kazanırsınız.”
ABD’nin istediği olmazsa
oylar nasıl değiştiriliyor?
Aklınızın bir köşesinde bulunsun diye bazı örnekler vereceğiz. Ama izin verirseniz, önce ABD derin devletinden birinin bir itirafını hatırlatalım. CIA’nin eski başkanlarından William Casey (1913-1987) şöyle demiştir:
“Amerika olarak herhangi bir meselede kaybetmemiz sözkonusu olamaz. Her seferinde kazanmamız lazım. Peki nasıl yapacağız da her seferinde kazanacağız? Bunun bir sırrı var elbet. Bunun sırrı, her zaman her iki tarafı da desteklemektir. Bazen birinden yana fazla ağırlık koyarsınız, bazen diğerinden yana… Bu değişebilir. Ama mutlaka her iki tarafla da ilişki içerisinde olmak zorundasınız. Her iki tarafı da tutarsınız, kim kazanırsa kazansın, sonunda siz kazanırsınız.” [1]
ABD, stratejik hesabı ve hedefi bulunduğu ülkelerde seçimlerde nasıl oyunlar oynamış ve hep kendisi kazanmıştır. Bu konuda bazı örnekler sıralayalım:
Önce İran Başbakanı Türk asıllı Musaddık örneğinden başlayalım. 1950’li yılların başlarında İran’da yönetimde ekonomik ve siyasi alanda Batılı sömürgecilere karşı adeta savaş açan ve yabancıların elinde bulunan şirketleri millileştiren ve yabancı sermaye egemenliğini tasfiye etmeye çalışan bir devlet adamıdır. 1953’de CIA tarafından hazırlanan bir sivil darbe operasyonu ile devrilmiştir. Bu darbenin ilginç bir hikayesi vardır:
 “İkinci Dünya savaşından sonra İngiliz İmparatorluğunun dişleri söküldüğü için İranlılar başlarına Musaddık denen bir adamı getirebildiler. Musaddık başbakan olunca ilk iş olarak tüm petrol yataklarını millileştirmeye ve İngilizlerden geri almaya başladı. (…) İngilizler delirmişti ama yapacak bir şeyleri de yoktu, ta ki Amerika'da general Eisenhower başkan oluncaya kadar.
Eisenhower’a dizlerinin üzerinde yalvaran İngilizler sonunda Amerikalıları Musaddığı devirmeye ikna etti. Başkanın emriyle CIA elindeki en iyi adamları eski başkanlardan Theodore Roosevelt’in torunu Kermit Roosevelt’i İran'a gönderdi. (…) Kermit, bavul bavul Amerikan dolarıyla İran'daki Amerikan elçiliğine yerleşerek operasyona başladı. İlk olarak Musaddık’ın başında bulunduğu koalisyon hükümetinin milletvekillerine ve ufak politik gruplara para yağdırdı ve hepsini satın aldı. İran'da yıllık gelir o zamanlar ortalama beş yüz dolarken Kermit haftada on bin dolar rüşvet dağıtıyordu. Bunun sonucunda milletvekilleri ve satın alınan siyasiler kısa sürede hükümeti dağıtmaya ve mecliste Musaddık’ı sıkıştırmaya başladılar. Kermit daha sonra basına yöneldi ve önde gelen yazar ve gazetecileri paraya boğdu. Kısa sürede basın da Musaddık aleyhine dönmüştü. Uyanık Kermit daha sonra kesesini mollalara ve din adamlarına açtı ve her Cuma vaazında Musaddık’ın dinsiz ve komünist olduğunu halka söylemelerini emretti. Pek çok polis amiri ve alt düzeyde subay da Kermit’in rüşvet musluğuna bağlanmıştı ve darbe için hazırlanmaya başlamışlardı. Kermit daha sonra anarşi çıkarmak için sokak çeteleri ve İran'da ne kadar pislik varsa hepsini ayarladı. Bunlar tüm ülkede soygunlar ve saldırılar yapmaya başlamış ve satın alınan basın bunları bine bin katarak ülkede düzen kalmadı diye halka duyurmaya girişmişti.
Musaddık darbe girişimlerini fark ederek işin içine karışan bazı subayları tutuklattıysa da (…) kurtulamadı. 1952 senesinde parayla satın alınmış on binlerce ayak takımı sokaklara döküldü ve bir süre sonra rüşvetçi polis ve askeri birlikler de onlara katılarak hükümet binalarını bastılar. Musaddık bir süre dayandıysa da sonunda yenilerek yerine CIA'nin ayarladığı bir general getirildi. Kısa süre sonra Amerikan ve İngiliz kuklası Şah, yaşadığı Roma'dan getirilerek İran'ın başına geçti. [2]
RUSYA’DA 1995 SEÇİMLERİNDE ABD
KENDİ ADAMINI NASIL KAZANDIRDI?
“17 Aralık 1995’de yapılan parlamento seçimlerinde, Yeltsin taraftarları beklenmedik ağır bir yenilgi aldılar. (…) Ekonomiyi IMF’ye teslim eden, Rusya’nın yeraltı ve yer üstü zenginliklerini özelleştirme adı altında yok pahasına yağmalatan, halkın işsiz ve aşsız kalmasına neden olan Yeltsin’i halk artık istemiyordu.(…)Üç Amerikalı siyasi uzman danışman; George Gorton, Dick Dresner ve Joe Shumate acele Moskova’ya geldiler ve hemen işe başladılar.  Peki, bu üç danışman hangi konuda uzmandılar? Seçim kampanyanlarını yönlendirmede uzmandılar.
(…) Şimdi de Yeltsin’i Rus halkına, ‘eşi bulunmaz demokrat bir lider’ olarak yutturacaklardı.(…) Medya bu tek yanlı propagandayı sürdürürken, özelleştirme vurguncusu Rus işadamlarının oluşturduğu havuzdan milyonlarca dolar, üç Amerikalı uzmanın saptadığı bölgelerde, belirlediği gruplara dağıtılıyordu. Tam bu sırada IMF, Rusya’ya 10 milyar dolar kredi verdiğini duyurdu. Yeltsin’in seçim kampanyasını yürütenler sevinç içindeydiler. (…)
3 Temmuz 1996 günü (…) Yüzde 68,9 katılımın sağlandığı seçimde iki aday şu oyları almıştı: Yeltsin ( % 53,8 ), Zuganov ( % 40,3).
ABD’den özel olarak getirilen üç Amerikal uzman, medyanın ve özelleştirme vurguncularının desteğiyle, (…) Boris Yeltsin, ikinci kez Rusya’nın devlet başkanı olarak seçilmişti. Yeltsin ikinci kez başkan olarak seçildikten sonra, IMF’den 40 milyar dolar borç alındı. Ancak bu para devletin kasasına girmedi! Yeltsin’in kızı Tatyana ve seçimlerde Yeltsin’den yana olan özelleştirme vurguncularının Amerika ve Avrupa’daki banka hesaplarına yatırıldı! Bu gerçek öykü, 2002 yılında Amerika’da çekilen bir filmin senaryosunu oluşturdu. Filmin adı şuydu: ‘Spinning Boris’. Türkçeye şöyle çevirebiliriz: ‘Boris Yeltsin’in Rus Halkına Yutturulması’.” [3]
 
SIRBİSTAN’DA ABD’NİN
DEMOKRASİ OYUNU
Komünizmin yıkılmasından sonra Sovyet topraklarında kurulan devletlerde, Soros’un CIA ile birlikte gerçekleştirdiği sivil darbeler, ABD’nin birer “Demokrasi”  projesiydi. Ve bu darbelerde ABD’den gelen paraların çok büyük rol oynayan bu darbelerin ilki Sırbistan’da gerçekleştirilmişti.
“Vincent Jauvert, Sırbistan Olayı'nı (…) anlatıyor:
‘Sırbistan'daki 'devrim', (…) garip bir 'yabancı bankalardaki hesaplar' ve 'Alman markıyla dolu valizler' hikâyesidir. (…) Toplam olarak bir yılda, media'lar, partiler, 'demokratik' örgütler ve 'muhalif' şehirler; yüz milyonlarca franga eşdeğer bir 'ecnebi' yardım aldılar. (…)
Yugoslavya'daki Miloseviç'e karşı olan 'muhalefet' e gönderilen bu 'desteğin' yarısı- üçte ikisi olması da ihtimal dahilinde- ABD'den geliyor. 1999 yazında NATO bombardımanlarının sona ermesini izleyen günlerde, Amerikan Kongresi, Sırbistan'ın 'demokratikleştirilmesi' amacına, 25 milyon dolar tahsis etmişti; arkasından, bu yılın başlangıcında Miloşeviç'in seçimlere gittiği anlaşılınca, Kongre buna 10 milyon dolar daha ekledi; bu 'yardım'ı dağıtmak göreviyse, Federal US AID Ajansı'na verilmişti; yâni kime, 'çok özel' bazı Amerikan örgütlerine; orada dedikleri gibi, 'kamu' (hükümet) sivil toplum kuruluşlarına; öncelikle IRI'ye, yâni International Repuiblicain Institute'e; ve onun 'demokrat' ikizi sayılan NDI 'ye, yâni National Democratic Institute'e...''   (Le Nouvel Observateur, 7 Aralık 2000). [4]
 
KIBRIS’TA DENKTAŞ’A KARŞI
SEÇİMLERDE ABD OPERASYONU
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde seçimle işbaşına gelen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın indirilmesi ve tasfiyesi olayı da, ABD’nin (AB’nin de yardımıyla), çok büyük miktarda paralarla halkın iradesini satın alarak gerçekleştirdiği bir sivil darbe hareketiydi. Bu hareketi çok yakından takip eden KKTC Volkan Gazetesi Başyazarı Sabahattin İsmail, bu olayla ilgili şunları anlatıyor:
 “Sovyetler çökünce, durumu çok yakından izleyen ABD, kendi psikolojik harekat uygulamalarını başlattı. Hemen “conflict resolution” projesi ile boşluğu doldurdu. Bu proje çerçevesinde her yıl ayrılan 15 milyon dolar harcanarak 1990 yılı başında önce liberal ama ulusal davaya bağlı işadamları arasında başlatılan kadrolaşma ve eğitim çalışmaları, kısa süre sonra sosyal demokrat kadrolarla meslek örgütü yöneticilerine, ardından da bir boşluk ve arayış içinde olan eski Sovyetler’in KKTC içindeki kadrolarına yayıldı. Bu çalışmalara daha sonra AB da katılarak eğitim çalışmaları için bir 15 milyon Dolar da onlar harcamaya başladı. 20 yıl içinde tam 600 milyon dolar KKTC içindeki psikolojik harekat, örgütlenme ve beyin yıkama operasyonları için harcandı.
(…) Beyin yıkama ve örgütlenme faaliyetlerini ifşa eden en önemli itiraf, Yenidüzen gazetesi yazarlarından CTP’li Sevgül Uludağ’dan gelmiştir. Uludağ, 16 Temmuz 2001’de CTP yayın organı Yenidüzen’de yayınlanan ifşaatında “Bizi 30 kişi olarak Amerikalılar eğitti. Biz de 3000 kişiyi eğittik, 10 bin kişiyi harekete geçirdik, 100 bin kişiyi etkiledik” demiştir.
ABD’DEN DENKTAŞ’A: “ALTINDAKİ
TABANI ÇEKİP ALACAĞIZ”
Bu eğitimlerde o derece ileri gidilmiştir ki workshoplara çağrılma yaşı 15-16’ya kadar düşürülmüştür. Fulbright Vakfı, her yıl ABD’de düzenlediği iki toplumlu yaz kamplarında yüzlerce liseli gencin beynine uyduruk “Kıbrıslılık” bilinci aşılamaya devam etmiştir. ABD’de başlatılan bu çalışmalar, grup grup her ayın belli bir gününde Pile’de dış güçlerce kiralanan “Kıbrıs Evi”nde sürdürülmüş ve gençlik, göz göre göre Türk kimliğinden koparılmıştır.
Bu çalışmalardan cesaret alan ABD Büyükelçisi, Cumhurbaşkanı Denktaş’a, 2000 yılı içinde “şu anda 3 bin kişiyiz, 10 bin kişiye ulaştığımız anda altınızdaki tabanı çekip almış olacağız” diyebilmiştir. Son olarak ABD Elçisi Klosson son 20 yılda bu amaçla 300 milyon dolar harcadıklarını itiraf etmiştir. Son 20 yılda AB de aynı miktarda parayı KKTC’de psikolojik savaş için harcamıştır.“ [5]
1987’DE TÜRKİYE’DE “HAYIR”LAR
GECE NASIL “EVET”E DÖNÜŞTÜRÜLDÜ?
Yaşları müsait olanlar hatırlayacaklardır. ABD adına Türkiye’de 1980 ihtilalini gerçekleştirenler, siyasilere yasak koymuştu. Birkaç yıl sonra sistemin başında bulunanlara göre, bu yasağın bir referandumla kaldırılması gerekti.
Özal’ın başta olduğu yıllarda bu konuda 1987’de bir referandum yapıldı. Özal hatırlanacak olursa seçim çalışmalarında eski siyasilere “hayır!” denmesi gerektiğini savunmuştu.
Referandumun gecesinde halk iradesinin “hayır” dediği ortaya çıktı. Yani Müslüman Türk milleti sözkonusu siyasilerin politik faaliyette bulunmalarına izin vermiyordu.
Ama sistemin başında bulunanlar, yani darbe ile ipleri yeniden ele geçiren ABD sömürgeciliği eski siyasilerin yeniden faaliyette bulunmalarına izin verilmesini, yani referandumdan “evet” oyu çıkmasını istiyordu.
Nitekim ertesi sabah referandumdan “evet” çıktığı gazete manşetlerinde yer aldı. Gece yarısı operasyonu ile sonuçlar değiştirilmiş ve sistemin istediği şekilde oluşturulmuştu.
Kenan Evren, daha sonraki tarihlerde, Turgut Özal'ın siyasi tarihi değiştiren gizli kararını şöyle açıklamıştı: Demirel, Ecevit, Türkeş, Erbakan 1987'deki referandumda 75 bin 66 oy farkla yasaklarının kalkmasını Özal'a borçlular. [6]
TÜRKİYE’DE ABD’NİN YAPTIĞI
TOPLANTILAR VE DAĞITTIĞI PARALAR
Sonuca gelmeden şunları da hatırlayalım:
Eric Edelman ABD Ankara Büyükelçisi olduğu sürede Türk gazetecilerle sık sık bir araya gelmiştir. Göreve geldiğinin ilk ayında 10 Türk gazeteci ve 3 tarihçiyle İstanbul-İstinye’deki Amerikan Sefarethanesi’nde yaptığı yemekli toplantı, [7] kamuoyundan gizli tutulmuş, gazetelerde yer verilmemiştir. Ancak Edelman ve ardından gelen ABD elçileri, daha sonra pek çok kez basın mensuplarıyla bir araya gelmiş ve bu toplantıların gizlenmesine gerek görülmemiştir. [8]
Ayrıca Amerika’dan Türk gazetecilere bir çok kez para verildiği bilinmektedir. Nitekim geçen yıllarda Türkiye yöneticilerinin ve genelkurmay’ın bu konudaki açıklamaları hatırlardadır.
Örnek verecek olursak, 2003 yılının İlk ayında ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’un, her yıl “kamuoyu” oluşturmak istediği bölgelerin medyası için özel bir fon oluşturduğu, Ortadoğu’ya 2003 yılında ayrılan fonun miktarının 600 milyon dolar olduğu ve bu fonun 200 milyon dolarının Türkiye’ye aktarıldığı haberi gazetelerde yer almıştır. [9]
Fonlama kampanyasının Türkiye ayağında ABD’nin Ankara eski Büyükelçilerinden Mark Parris’in rol aldığı öne sürülmüştür. [10] 2003 yılı Ocak ayında, Abdullah Gül Başbakan olarak yaptığı bir açıklamada, ABD’nin, dünyada ve Türkiye’de kamuoyunu yönlendirmek için milyarlarca dolar ayırdığını söylemiştir.  [11] O dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök de, “Amerika belli yazarlara yazılar yazdırıyor, medya kuruluşları vasıtasıyla psikolojik harekâtlar yapıyor.”  [12] şeklinde açıklamada bulunmuştur.
KISACASI
Bugün sistemin başındakiler seçimin nasıl sonuçlanmasını istiyorlar? İslam’a ve İslam dünyasına karşı Haçlı savaşının başını çeken ABD, Türkiye’de seçimleri kimlerin kazanması için, nasıl hazırlıklar yapıyor?
Amerikalı patronların Türkiye’de basın ve medya ile temasları hangi boyutlara varmıştır ve bu temaslarda seçim propagandalarında kimlere servet aktarmışlardır? Bu soruların cevabı belki zamanla ortaya çıkacaktır.
Uyanık olmak, akıllı ve basiretli davranmak zamanıdır. Devletimize, milletimize ve vatanımıza sahip çıkacakların birlikte kafa yormaları ve beraberlik içerisinde hareket etmeleri zamanıdır.
Geçen yazılarımızda dikkat çekmeğe çalıştığımız, Türkiye’de önceki seçimlerde olduğu gibi, bu seçimlerde de iki strateji savaşmaktadır. ABD’ye ve Batı’ya karşı Müslüman Türkiye’mize sahip çıkmağa çalışan strateji, uyanan siyasilerimiz ve halkımız sayesinde gittikçe güçlenmektedir.
Şimdi hep birlikte cevap vereceğimiz soru şudur: Türkiyemizi yıkıp ülkemize ve İslam dünyasına eyalet sistemi getirmeğe çalışan Haçlı savaşçılarının, yukarıda örneklerini verdiğimiz seçim oyunları gibi, bu seçimlerde oynadıkları ve oynayacakları oyunlar nasıl bozulacak ve boşa çıkarılacaktır?
Allah Müslüman milletimizin ve tüm Müslümanların basiretini artırsın, ferasetini güçlendirsin ve yardım etsin!
Sevgiler, saygılar…
 

[1] Sabah Gazetesi’nden Murat Birsel, 1986’da Atlanta’da bir otelin salonunda kendisi gibi 200 öğrencinin dinlediği, eski ABD başkanlarından Carter’ın da hazır bulunduğu konferansta  dönemin CIA Başkanı Williiam Casey’in yaptığı konuşmadan naklediyor. (Sabah Gazetesi, 28.1.1999)
[2] Araştırmacı Yazar Serdar Kuru’nun araştırması: http://www.sinanoglu.net/fikir_meydani/printthread.php?t=3854 - 24.12.2005
[3] Yılmaz Dikbaş, 25 Temmuz 2007, Antalya, www.kalinka.com.tr
[4] Attila İlhan, Söyleşi, Cumhuriyet, 08 01 2001.
[5] Bu hareketi çok yakından takip eden KKTC Volkan Gazetesi Başyazarı Sabahattin İsmail’den naklen: http://www.turksolu.org/40/ismail40.htm   29.09.2003
[6] http://yenisafak.com.tr/arsiv/2006/mart/03/p01.html
[7] Amerika Birleşik Devletleri'nin Ankara Büyükelçisi Mark Parris bu hafta başında altı Türk gazetecisine yemek verdi. Yemeğe katılan gazeteciler şunlardı: Sedat Ergin, Ferai Tınç, Hasan Cemal, Mehmet Ali Birand, Mehmet Ali Kışlalı ve İlnur Çevik... (Ertuğrul Özkök, Hürriyet Gazetesi,   25.02.2000) 
[8] Bu görüşmelerden bazıları 19 Haziran 2004’te (Radikal), 9 Şubat 2005’te (Akşam),  31 Ağustos 2005’te (Sabah) gazetelerinde haber olarak yansıyan buluşmalardır.
[9] Yeni Şafak, 16.01.2003, Aydınlık 19 Ocak 2003,
[10] Yeni Şafak, 16.01.2003
[11] Akşam 15.01.2003
[12] Bakınız: “ABD gazetecileri nasıl satın alır: “ABD şimdi yeni bir imaj operasyonu başlattı. Bu iş için 400 milyon dolarlık bütçe ayırdı. Stratejik Etki Ofisi, bugüne kadar boşuna para harcadı. Aynı yanlışta devam ediyorlar. Pentagon'un yeni psikolojik savaş projesinde görev alanlar, Türkiye ve bölge ülkelerinde ABD'yi sevdirecekler. (…) Pentagon'un projesine paralel olarak ABD Dışişleri Bakanlığı da harekete geçti. Yeni İmaj sorumlusu Karen Hughes, Türkiye, Mısır ve S. Arabistan ziyaretlerinden hemen sonra programı hazırlamış. Edward R. Murrow Journalism Programı adı verilen proje çerçevesinde Türkiye dahil bölgeden 100 gazeteci Amerika'ya davet edildi. Güya gazetecilik prensipleri öğrenecek, projeyi yürüten şirket ve üniversiteleri ziyaret edecekler. Ülkelerine döndüklerinde demokrasinin gelişmesi, özgürlükler, ılımlılık, dünya barışı yazıları yazacaklar.”  (İbrahim Karagül, Yeni Şafak, 5 Aralık 2005).

YAZIYI PAYLAŞ!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.