Geçmiş siyasi tehditlerle bugünü nasıl okumalıyız?


  Geçmiş siyasi tehditlerle

bugünü nasıl okumalıyız?

Görünen olayların,  görünmeyen boyutlarını görmelisiniz, bugünkü Türkiye’ye yapılan özel tehditleri yakından okumalısınız. İsterseniz burada geçmiş Türkiye yönetimlerinden bazı tehdit tecrübelerini hatırlayalım, o zaman bugünkü Erdoğan yönetiminin içinde bulunduğu zorlukları daha iyi okuyabiliriz, daha iyi anlayabiliriz.

Haçlı savaşında Türkiye ile

ilgili görünmeyen boyutlar!

Geçtiğimiz seçimlerdeki Tayyip Erdoğan’ın seçim sloganını unutmayalım lütfen!

Ne diyordu Erdoğan: “Tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek vatan.”

Aslında bu sloganla Türk milletine şu mesajı veriyordu Cumhurbaşkanı: Ey millet uyanın! Düşman Türkiye devletini yıkmak, bölmek ve parçalamak istiyor, buna izin vermeyin!

Şu sıralar, bu uyarı istikametinde savaş nasıl kızışıyor, olaylar nasıl yoğunlaşıyor, görelim.

Önce geçen haftalarda basın ve medyada yer alan şu haberi okuyalım: ABD derin devletinden Amerikan Ankara Büyükelçileri Morton Abramowitz ve Eric Edelman, ortak bir makale yazarak suçladıkları Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan, ya reform yapmasını, ya da istifa etmesini istediler. Reformdan neyi kastettiklerini açıklamadılar. Ama “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” projesi CIA’nin beyni sayılabilecek Graham Fuller’e aittir. Kısacası, Amerika, kendi kontrolü altında “Yeni Türkiye” için, “Yeni bir Anayasa” istiyor! [1]

Daha açıkça bir ifade ile, Amerika, Türkiye Cumhuriyeti’nin yıkılmasını ve ülkemizin eyaletlerle paramparça olması için, bir ön adımın atılmasını istiyor.

Ahmet Davutoğlu da, bu haber üzerine, sonraki günlerde Yeni Anayasa Hazırlığı konusu üzerinde önemle durduklarından söz eden bir açıklama yapmak zorunda kalmıştır.

Anlayacağınız, ABD Türkiye’ye aba altından sopa göstermiş, ülkemiz üzerinde rahat oyunlar oynayacağı yolların bir an önce açılmasını istemiştir.

Özetle, Türkiye’de çıplak gözle göremediğimiz bir savaş yoğun bir şekilde devam etmektedir.

Görünen olaylardan,  görünmeyenleri görebilirsek, bugünkü Türkiye’ye yapılan özel tehditleri yakından okuyabilirsek bunu iyi anlayabiliriz.

Eğer olayların görünmeyen boyutlarını zamanında farkedemezsek ve okuyamazsak, çok çabuk yanılırız ve çok yanlışlara düşeriz.

İsterseniz burada geçmiş Türkiye yönetimlerinin ABD’den gördüğü bazı tehdit tecrübelerini hatırlayalım, o zaman bugünkü Erdoğan yönetiminin içinde bulunduğu zorlukları daha iyi okuyabiliriz, daha iyi anlayabiliriz:

ECEVİT’E TEHDİT: “BİZ ABD OLARAK

KABUL ETTİRMENİN YOLUNU BULURUZ!”

Yıllarca Türkiye’nin başbakanı olarak görev yapmış olan Bülent Ecevit’ten bir örnek verelim:

12 Eylül ihtilaliyle politika yapmaları yasaklanan dört lider; Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş’e siyasi hakları iade edildiği dönemde, Bülent Ecevit, Londra’da bir İngiliz TV prog­ramına çağrılır.

Programda konuk olarak CIA ve FBI başkanlarının da içinde bulunduğu kalabalık bir Amerikalı heyet vardır. Burada ABD’liler, Ecevit’e yeniden siyasetin başına geçebilmesi ve yeniden Başbakan olabilmesi için ilginç bir yöntemle teklifte bulunurlar. Olayı Ecevit’in bizzat kendi ifadelerinden öğrenelim:

 “… Hiç duraksamadan özetle şu yanıtı verdim: Dostumuz ve müttefikimiz de olsalar, bazı yabancı devletlerin içişlerimize böylesine karışmalarını ve silâhlı kuvvetlerimizle böylesine içli dışlı olmalarını içime sindiremem. Onun için, bu çözümü kesinlikle kabul edemem. Kendi girişimimle ve serbest seçimlerle halkın desteğini alarak iktidara gelebilirsem gelirim; başka türlüsünü düşünemem bile.

Tartışma hayalî bir senaryo ile ilgili olduğu halde, benim o yanıtımdan sonra âdeta ciddi bir müzakereye ve çekişmeye dönüştü.

Tartışmanın ondan sonraki bölümünde, bir yandan Amerikalılar bir yandan da İngilizler beni ikna etmek için uzun uzadıya dil döktüler. (...)

Son olarak tartışma yöneticisi, General Haig’e dönerek, ‘Ecevit kabul etmemekte direniyor, bu durumda ne yapacaksınız?’ diye sordu. General Haig özetle şu yanıtı verdi:

‘-Bizim bu gibi konularda deneyimimiz vardır. Ecevit istemese de biz, uygun gördüğümüz bir çözümü uygulatmanın yolunu buluruz’, dedi. [2]

ABD derin devletinin adamları, yıllar önce Ecevit’e aba altından sopa gösterdikleri gibi, bugün Tayyip Erdoğan’a da aba altından sopa gösteriyor olamazlar mı?

İKİNCİ ÖRNEK: ERBAKAN’A ESRARENGİZ

BİR KRİPTO YAHUDİSİYLE GELEN TEHDİT

İkinci örneğimiz Erbakan’dan olacak. Uzun yıllar Erbakan’ın yardımcısı olarak görev yapmış olan Süleyman Arif Emre, “Siyasette 35 Yıl” İsimli kitabında şöyle anlatıyor:

"Milli Nizam'ın büyük kongresinden sonra idi. Genel Başkan'la görüşmek isteyen Musa Saffet Bayramaşık isminde (Kripto Yahudisi) birisi bana geldi. Kendisi Yahudi iken Müslüman olmuş, mühim konularda söyleyecekleri varmış...

Fazla ısrar edince görüştürmek zorunda kaldım. Hoca, ben, bir de o var. Söze başladı:

"-(Sn. Erbakan) Hoca, beni Amerika'dan Washington'daki dünya Yahudi liderleri, vazifeli olarak size gönderdi. Sizin partinizin gelişmesini dikkatle takip ediyorlar. (Hatta) onlar, sizin partiniz gibi milletiyle bütünleşebilecek, güçlü bir siyasi iktidarın kurulmasını müspet karşılıyorlar. (…)

-Ancak sizden önemli bir istekleri var. Siz her konferansınızda, dünya siyonizmine, masonluğa ve onların yan kuruluşları olan Lions ve Rotary kulüplerine çatıyorsunuz. Bundan son derece rahatsız oluyorlar. Ve bu aleyhteki kampanyadan vazgeçmenizi istiyorlar. Aksi halde partinizi kapatacaklar ve siyasi hayatınıza son vermek zorunda kalacaklar!"

Hoca cevap olarak:

-Mademki bizim iktidar olmamız onların arzu ettiği bir şey, o halde hissi sebeplere kapılmayıp, bizim konuşmalarımızı müsamaha ile karşılamaları gerekir. Böyle bir şeye katlanmaları, sonunda elde edecekleri yararlar karşısında, önemsiz bir fedakârlık sayılır!?..

-Hayır kesinlikle bu tür konuşmalarınızı (ve bu konuları gündeme taşımanızı) istemiyorlar!..

-Diyelim ki, bundan sonra, bu konulara hiç girmeyeceğiz. Bu onlara yetecek mi?

-Hayır yetmez, daha önceki konuşmalarınızı ve bu yöndeki iddialarınızı da tekzip edecek şekilde ve onların istediği mahiyette açıklamalar yapmanız lazım!.." [3]

Evet, Kripto Yahudi Musa Saffet Bayramaşık vasıtasıyla ABD'li Siyonist liderler Erbakan Hoca'ya açıkça;

Kendinizi, geçmişinizi ve bütün söylemlerinizi inkâr edip, siyonizmin safında yer aldığınızı ispatlayacaksınız... Veya kapatılacaksınız!.. Tehdidinde bulunuyor... Ve bu teklifleri kabul edilmeyince, Sn. S.Arif Emre bey'in 16 Haziran 2004 TV-5'de Yusuf Kaplan'ın programında açıkladığı gibi, bundan bir hafta sonra, mason başsavcı tarafından Milli Nizam'ı kapatma davası açılıyor!..

Yine Sn. Süleyman Arif Emre Bey'in ve diğer yetkili şahsiyetlerin bu dönme Yahudi Musa Saffet Bayramaşık'ın ziyaretiyle ilgili olarak, özel sohbet ve seminerlerde anlattıklarına göre: Amerikan Siyonist lobilerinin temsilcisi olan bu kişinin Erbakan Hoca'ya getirdiği çok önemli bir teklif te: "Partinizin yaşamasını ve (ABD’deki) Yahudi lobilerinin size güven duymasını istiyorsanız, bizim size önereceğimiz birkaç kişinin partiye alınmasına ve devamlı yakınınızda bulunmasına razı olacaksınız! Aksi halde, kesinlikle kapatılacaksınız ve siyaset ortamına sokulmayacaksınız!.."

Nitekim sonraki günlerde Milli Nizam Partisi kapatılıyor!..  [4]

Bugün Tayyip Erdoğan’a da Türkiye’yi ABD’nin hizasına çekecek tehdit dolu kriptolar gelmiş olamaz mı?

Pekala olabilir. ..

Bu durumda şöyle bir değerlendirmede bulunabiliriz: Eğer İslam’a ve Türkiye’ye karşı savaşan düşman mihraklarda bir rahatsızlık oluyor da bu yüzden sizi tehdit ediyorlarsa, bu sizin doğru ve hak bir yolda olduğunuzu göstermez mi?

Öyleyse, yapmanız lazım gelen, Allah yolunda Allah’a dayanarak ve güvenerek yolunuza devam etmek değil midir?

Düşmanlarınızın gücünden asla korkmayın, güvendiğiniz Allah’ın daha güçlü ve en güçlü olduğunu sakın unutmayın. Çünkü “O’nun her şeye gücü yeter.” [5] Ve “kendisine güvenenlere O yeter!” [6]

Yeter ki, İslam’la savaşanlar safında asla yer almayın! Onlardan yana bir yanlışlık yapmayın ve  onlara yardımcı olmayın!..

Öyleyse Türkiye’miz, siyasetlerini ve stratejilerini yeniden gözden geçirmelidir!

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com

 

 

 

 



[1] Arslan Bulut, Yeni Çağ Gazetesi, 16.03.2016.

[2] Çetin Yetkin, “Türkiye’de askeri darbeler ve Amerika”, s. 89-91, A.K.: Milliyet,

       20 Ocak 1991

[3] Siyasette 35 Yıl / S.Arif EMRE / C.1-Sh. 200-202 / Keşif Yay. - Mart 2002

[5] Bakara suresi ayet 109 vs.

[6] Talak Suresi: 3 vs.

YAZIYI PAYLAŞ!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.