Gelin, hep birlikte ABD’nin seçim oyunlarını bozalım!


 Gelin, hep birlikte ABD’nin seçim oyunlarını bozalım!

 

ABD’nin çok tuzaklı soğuk

savaş oyunu nasıl bozulur?

Bugün sistemin başındakiler seçimin nasıl sonuçlanmasını istiyorlar? İslam’a ve İslam dünyasına karşı 2001 yılında dünya çapında savaş başlatan ve hala bu savaşın başını çeken ABD, bu seçimlerde Türkiye’de kimlerin kazanması için, nasıl hazır yapmıştır? Uyanık olmak zamanıdır. Şimdi hep birlikte cevap vereceğimiz soru şudur: Türkiye’mizi yıkıp ülkemize ve İslam dünyasına eyalet sistemi getirmeğe çalışan Haçlı savaşçılarının, (aşağıda örneklerini verdiğimiz seçim oyunları gibi) bu seçimlerde de oynayabilecekleri oyunlar, nasıl bozulacak ve boşa çıkarılacaktır?

 

Türkiye sisteme rağmen, kendi

hür iradesini yansıtabilecek mi?

 

Gelin hep birlikte ABD’nin Türkiye’deki demokrasi ve seçim oyunlarını bozalım!

Nasıl bozarız, bu oyunları?

Önce demokrasi ve seçim kavramlarını “doğru” anlamalıyız. Yani bu kavramları bize dayatan ABD, bize dayattığının tam aksine kendisi bu kavramlara inanmıyor, üstelik bu kavramları istismar ediyor, kendi emelleri ve stratejileri doğrultusunda kullanıyor.

Unutmamalıyız ki, Kapilasit/Amerikancı derin devlet stratejistlerine göre, demokrasi koca bir yalandır. Ülkelere ve toplumlara dayattıkları anlamda bu kavramları kabul etmezler.

Buna göre söylemeliyiz ki, sistemlerde ülkeler ve toplumlar istediklerine oy vermezler. Sisteme hakim olanların, yani Amerika’nın istediği ve dayattığı partilere ve kişilere oy verirler…

Bu nasıl olur?

Bu sorunun cevabını vermeden önce ABD derin devleti, dünyaya yutturdukları demokrasi “yem”ini ve “tuzağını”, kendileri nasıl tarif ediyorlar ve tanımlıyorlar, buna bakalım:

CIA: “DEMOKRASİ

APTALCA BİR ŞEY”

1957-1968 yıllarında CIA’da görev yapan, teşkilattan ayrıldıktan sonra, kurum olarak yaptıklarını itiraf eden CIA Ajanı Philip Agee, ABD’nin demokrasiden ne anladığını şöyle açıklamıştır: [1]

“CIA’da bizim için, demokrasinin beş paralık bir değeri yoktu. Yani, bir hükümet seçimle iş başına gelmiş ve bizimle de işbirliği yapacaksa, çok güzel. Ama bizimle işbirliği yapmayacaksa, o zaman bizim için demokrasinin hiçbir anlamı yoktu. Ve bugün için de bir anlamı olduğunu sanmıyorum. Demokrasinin, halkın halk tarafından ve halk için yönetim biçimi olduğu ilkesine gelince, bence aptalca bir şey.” [2]

“SİSTEM HER DEFASINDA ÜLKELERİN

DEĞİL, ABD’NİN KAZANMASINI NASIL SAĞLIYOR”

CIA Başkanı William Casey, ülkelerin demokrasilerinin, sürekli ABD’nin kazanabileceği şekilde işlemesindeki sırrı şöyle itiraf ediyor: [3]

Önce ABD derin devletinden birinin bir itirafını hatırlatalım. CIA’nin eski başkanlarından William Casey (1913-1987) şöyle demiştir:

“Amerika olarak herhangi bir meselede kaybetmemiz sözkonusu olamaz. Her seferinde kazanmamız lazım. Peki nasıl yapacağız da her seferinde kazanacağız? Bunun bir sırrı var elbet. Bunun sırrı, her zaman her iki tarafı da desteklemektir. Bazen birinden yana fazla ağırlık koyarsınız, bazen diğerinden... Bu değişebilir. Ama mutlaka her iki tarafla da ilişki içinde olmak zorundasınız. Her iki tarafı da tutarsanız, kim kazanırsa kazansın sonunda siz kazanırsınız.”

ABD’NİN “ÖRTÜLÜ OPERASYONLAR”I

YA DA TOPLUMLARI UYUTAN ÖRTÜLERİ

Reuel Gerecht adlı Eski CIA Ajanı da “Know Thine enemy” (Düşmanını Tanı) adlı kitabında psikolojik ve kültürel savaş (Soğuk Savaş) ile ilgili şu değerlendirmelere yer veriliyor: “Örtülü operasyon, diplomasiden daha esnektir ve savaştan daha az telefat verdirir. Örtülü operasyon, gazeteler, dergiler, radyolar, uluslararası konferanslar, gazeteciler, akademisyenler ve gerilla örgütlerini finanse etmekten kurtarma operasyonlarına ve darbelere kadar pek çok alanı kapsar.” [4]

Demek ki, bizim demokrasi ve seçim dediğimiz düşünce ve programlar aslında Amerika’nın toplumları aldatmak ve uyutmak için dayattığı örtülü operasyonlardan başka bir şey değilmiş.

SİSTEMİN EMRİNDE MÜSLÜMANI

SATAN İSLAMİ TOPLULUKLAR

ABD’nin nüfuzu ve kontrolü altında bulunan bazı İslami ülkelerin yöneticileri nasıl Haçlı savaşında Amerika’dan yana tavır koyduysa, bazı İslami topluluklar da kendi hakimiyetleri altındaki Müslümanların kendilerine olan güvenlerini ve biatlarını ABD’ye satmışlardır.

Bunu kolay anlayabilmek ve anlatabilmek için örnek verelim!

Türkiye’de, 2001 yıllarında ABD’nin başa getirdiği AK Partiye oy veren Fethullah Gülen takımı ve grubu, Recep Tayyip Erdoğan Amerikancı sisteme uymayan farklı bir strateji, milli bir strateji uygulamaya başladığından beri, ABD’den gelen emirler doğrultusunda farklı partilere oy verdirilmiştir. Örneğin önceki seçimlerde bu topluluk CHP’ye oy vermişlerdir [5], geçen son seçimlerde de bölücü parti HDP’ye, yani PKK yandaşı partiye oy vermişlerdir. [6]

Bu olaylar seçimlerin pek tabii görünen cephesidir, boyutudur. Seçimlerin görünmeyen yanları daha değişik, daha farklıdır. Partilere dışarıdan gelen paralar/yardımlar ne kadardır? Hangi partiye, hangi yollardan ne kadar para gelmiştir? Bu paralar kimlere, nasıl ve ne şekilde pay edilmiştir? Bunlar Amerikan sisteminin kontrolünde olan gelişmelerdir. [7]

BİR ÖRNEK DAHA: KIBRIS’TA DENKTAŞ’A

KARŞI SEÇİMLERDE ABD OPERASYONU

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde seçimle işbaşına gelen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın indirilmesi ve tasfiyesi olayı da, ABD’nin (AB’nin de yardımıyla), çok büyük miktarda paralarla halkın iradesini satın alarak gerçekleştirdiği bir sivil darbe hareketiydi. Bu hareketi çok yakından takip eden KKTC Volkan Gazetesi Başyazarı Sabahattin İsmail, bu olayla ilgili şunları anlatıyor:

 “Sovyetler çökünce, durumu çok yakından izleyen ABD, kendi psikolojik harekat uygulamalarını başlattı. Hemen “conflict resolution” projesi ile boşluğu doldurdu. Bu proje çerçevesinde her yıl ayrılan 15 milyon dolar harcanarak 1990 yılı başında önce liberal ama ulusal davaya bağlı işadamları arasında başlatılan kadrolaşma ve eğitim çalışmaları, kısa süre sonra sosyal demokrat kadrolarla meslek örgütü yöneticilerine, ardından da bir boşluk ve arayış içinde olan eski Sovyetler’in KKTC içindeki kadrolarına yayıldı. Bu çalışmalara daha sonra AB da katılarak eğitim çalışmaları için bir 15 milyon Dolar da onlar harcamaya başladı. 20 yıl içinde tam 600 milyon dolar KKTC içindeki psikolojik harekat, örgütlenme ve beyin yıkama operasyonları için harcandı.

(…) Beyin yıkama ve örgütlenme faaliyetlerini ifşa eden en önemli itiraf, Yenidüzen gazetesi yazarlarından CTP’li Sevgül Uludağ’dan gelmiştir. Uludağ, 16 Temmuz 2001’de CTP yayın organı Yenidüzen’de yayınlanan ifşaatında “Bizi 30 kişi olarak Amerikalılar eğitti. Biz de 3000 kişiyi eğittik, 10 bin kişiyi harekete geçirdik, 100 bin kişiyi etkiledik” demiştir.

ABD’DEN DENKTAŞ’A: “ALTINDAKİ

TABANI ÇEKİP ALACAĞIZ”

Bu çalışmalardan cesaret alan ABD Büyükelçisi, Cumhurbaşkanı Denktaş’a, 2000 yılı içinde “şu anda 3 bin kişiyiz, 10 bin kişiye ulaştığımız anda altınızdaki tabanı çekip almış olacağız” diyebilmiştir. Son olarak ABD Elçisi Klosson son 20 yılda bu amaçla 300 milyon dolar harcadıklarını itiraf etmiştir. Son 20 yılda AB de aynı miktarda parayı KKTC’de psikolojik savaş için harcamıştır.“ [8]

BU SEÇİMDE ABD’NİN KAMUOYUNDAN GİZLİ

VE SESSİZ OPERASYONLARINA DİKKAT!

Bu örneklere göre, ABD’nin hakim olduğu ülkemizdeki sistemde Amerikan’ın istemediği herhangi bir sonuç çıkması halinde, kamuoyunun ruhu bile duymadan yerli Amerikancılar vasıtasıyla herhangi bir operasyonun yapılabileceği ihtimalini daima dikkate almak gerekir. Nitekim geçmiş seçimlerde böyle operasyonlar yapılmıştır.

Yaşları müsait olanlar hatırlayacaklardır. ABD adına Türkiye’de 1980 ihtilalini gerçekleştirenler, siyasilere yasak koymuştu. Bu yasağa göre Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Alpaslan Türkeş ve Necmettin Erbakan’ın siyaset yapması yasaklanmıştı.

Birkaç yıl sonra sistemin başında bulunanlara göre, bu yasağın bir referandumla kaldırılması gerekti.

1987’DE REFERANDUM SONUCUNDA “HAYIR”LAR

BİR GECEDE NASIL “EVET”E DÖNÜŞTÜRÜLDÜ?

Bilindiği gibi, Özal’ın başta olduğu yıllarda bu konuda 1987’de bir referandum yapıldı. Hatırlanacak olursa, Özal seçim çalışmalarında meydanlarda ısrarla eski siyasilere “hayır!” denmesi gerektiğini savunmuştu.

Nitekim referandumun gecesinde halk iradesinin “hayır” dediği ortaya çıktı. Yani Müslüman Türk milleti sözkonusu siyasilerin politik faaliyette bulunmalarına izin vermiyordu.

Ama sistemin başında bulunanlara göre halkın iradesi değil, kendi istedikleri önemliydi. Yani 12 Eylül darbesi ile ipleri yeniden ele geçiren ABD sömürgeciliği eski siyasilerin yeniden faaliyette bulunmalarına izin verilmesini, yani referandumdan “evet” oyu çıkmasını istiyordu. Yani halk iradesi “hayır”dan, “evet”e dönüştürülmeliydi.

Nitekim gece yarısında bu konuda bir operasyon yapılmış, ertesi sabah referandumdan “evet” çıktığı gazete manşetlerinde yer almıştır.

Yani sistemin arkasındaki ABD’nin gece yarısı operasyonu ile sonuçlar değiştirilmiş ve ABD’nin istediği şekilde oluşturulmuştur.

Kenan Evren, daha sonraki tarihlerde, bir röportajda ABD namına Turgut Özal'ın siyasi tarihi değiştiren gizli kararını şöyle açıklamıştı: “Demirel, Ecevit, Türkeş, Erbakan 1987'deki referandumda 75 bin 66 oy farkla yasaklarının kalkmasını Özal'a borçlular.” [9]

Aslında bu şu demekti: Bu liderler siyasi yasaklarının kalkmasını o zaman Özal’ın ardındaki ABD’ye borçludurlar.

Bu operasyon Türkiye siyasi hayatında referandumlar gibi, seçim sonuçlarının da değiştirilebildiğine ve bundan sonraki seçimlerde de değiştirilebileceğine dair bir örnek olarak kaldı.

KISACASI

Bugün sistemin başındakiler seçimin nasıl sonuçlanmasını istiyorlar? İslam’a ve İslam dünyasına karşı 2001 yılında dünya çapında savaş başlatan ve bu Haçlı savaşının başını çeken ABD, önümüzdeki seçimlerde Türkiye’de kimlerin kazanması için, nasıl hazırlıklar yapmıştır?

Amerikalı patronların Türkiye’de bu konuda basın ve medya ile temasları hangi boyutlara varmıştır ve bu temaslarda seçim propagandalarında kimlere servet aktarmışlardır?

ABD temsilcisinin Kıbrıs’ta Rauf Denktaş’a dediği gibi, Türk milletinin altı, ne kadar oyulmuştur? Bu soruların cevabı belki zamanla ortaya çıkacaktır.

Uyanık olmak, akıllı ve basiretli davranmak zamanıdır. Devletimize, milletimize ve vatanımıza sahip çıkacak güçlerin birlikte kafa yormaları ve beraberlik içerisinde hareket etmeleri zamanıdır.

Türkiye’de önceki seçimlerde olduğu gibi, bu seçimlerde de iki strateji savaşmaktadır. ABD’ye ve Batı’ya karşı Müslüman Türkiye’mize sahip çıkmağa çalışan strateji, uyanan siyasilerimiz ve halkımız sayesinde gittikçe güçlenmektedir.

Şimdi hep birlikte cevap vereceğimiz soru şudur: Türkiye’mizi yıkıp ülkemize ve İslam dünyasına eyalet sistemi getirmeğe çalışan Haçlı savaşçılarının, yukarıda örneklerini verdiğimiz seçim oyunları gibi, bu seçimlerde de oynayabilecekleri oyunlar nasıl bozulacak ve boşa çıkarılacaktır?

Allah Müslüman milletimizin ve tüm Müslümanların basiretini artırsın, ferasetini güçlendirsin ve yardım etsin!

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com

 

 

 

 

 

 



[1] John Pilger, “The War on Democracy”, Video-kayıt

[2] Yılmaz Dikbaş, 18 Ağustos, 2008, www.kalinka.com.tr

[3] Sabah Gazetesi’nden Murat Birsel, 1986’da Atlanta’da bir otelin salonunda kendisi gibi 200 öğrencinin dinlediği, eski ABD başkanlarından Carter’ın da hazır bulunduğu konferansta  dönemin CIA Başkanı Williiam Casey’in yaptığı konuşmadan naklediyor. (Sabah Gazetesi, 28.1.1999)

[4] Taha Kıvanç, Kulis, Yeni Şafak, 14.6.2000

[5] Gülen Hz. Cebrail yerine CHP'yi tercih etti: Fethullah Gülen'den inciler: Yıl 1995 'Cebrail bile gelse, Türkiye'de bir parti kursa, ona bile, onun partisini bile desteklemem' Yıl 2014 CHP'yi destekliyor. (http://www.takvim.com.tr/guncel/2014/03/03/cebraile-kostek-chpye-destek)

    Ayrıca: https://tr.instela.com/fethullah-gulen-in-chp-ye-oy-verin-demesi--920190

                 http://www.sondakika.com/haber/haber-logoglu-abd-temaslarimizda-en-cok-gezi-parki-ve-5384276/

[6] Gülen'den 'HDP'ye oy verin' talimatı:  Fethullah Gülen'in 7 Haziran seçimleri öncesi gönderdiği şifreli bilgilerle 'HDP'ye oy verin' talimatında bulundu. (http://www.timeturk.com/aksam-gulen-den-hdp-ye-oy-verin-talimati/haber-53773)

  Ayrıca: http://www.zaman.com.tr/yazarlar/sahin-alpay/tek-care-hdp_2288260.html

[7] Yeni Şafak, 16.01.2003, Aydınlık 19 Ocak 2003, Akşam 15.01.2003

   Ayrıca Bakınız: “ABD gazetecileri nasıl satın alır: “ABD şimdi yeni bir imaj operasyonu başlattı. Bu iş için 400 milyon dolarlık bütçe ayırdı. Stratejik Etki Ofisi, bugüne kadar boşuna para harcadı. Aynı yanlışta devam ediyorlar. Pentagon'un yeni psikolojik savaş projesinde görev alanlar, Türkiye ve bölge ülkelerinde ABD'yi sevdirecekler. (…) Pentagon'un projesine paralel olarak ABD Dışişleri Bakanlığı da harekete geçti. Yeni İmaj sorumlusu Karen Hughes, Türkiye, Mısır ve S. Arabistan ziyaretlerinden hemen sonra programı hazırlamış. Edward R. Murrow Journalism Programı adı verilen proje çerçevesinde Türkiye dahil bölgeden 100 gazeteci Amerika'ya davet edildi. Güya gazetecilik prensipleri öğrenecek, projeyi yürüten şirket ve üniversiteleri ziyaret edecekler. Ülkelerine döndüklerinde demokrasinin gelişmesi, özgürlükler, ılımlılık, dünya barışı yazıları yazacaklar.”  (İbrahim Karagül, Yeni Şafak, 5 Aralık 2005).

[8] Bu hareketi çok yakından takip eden KKTC Volkan Gazetesi Başyazarı Sabahattin İsmail’den naklen: http://www.turksolu.org/40/ismail40.htm   29.09.2003

[9] http://yenisafak.com.tr/arsiv/2006/mart/03/p01.html

YAZIYI PAYLAŞ!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.