İşte savaşın gösterilmeyen yüzü!


 İşte savaşın gösterilmeyen yüzü!

Uyan artık Türkiye!

 

İslam düşmanı, Müslümanlar

uyanmasın diye neler yapıyor?

İslam düşmanı Son Haçlı savaşını “Müslümanlarla Müslümanları savaştıracak şekilde planlanmıştır.” Bunun için ABD, kullanacağı İslam ülkelerine hedef olarak “terör”ü gösteriyor ve Müslüman ülkeleri birbirine kırdırabilmek için, daha önce İslam dünyasının değişik ülkelerinden eğittiği ve desteklediği “Müslüman teröristleri” bahane olarak ileri sürüyor. Yani kısacası İslam ülkelerini birbirleriyle savaştırmak için “terör” tuzakları hazırlıyor ve İslam devletlerini bu tuzaklara düşürüyor.

ABD hedef gösterdiği terör

tuzağını kendisi hazırlıyor

 

ABD’nin ileri sürdüğü “Küresel Terörizmle Mücadele Forumu”nda asıl amaç terörü yok etmek değil, İslami başkaldırıları ve direnişleri yok etmektir, kısacası “İslam’ı yok etmek”tir. Bunu ABD otoriteleri kendileri ifade etmişlerdir.

Bu konuda belgeleri ve kanıtları ortaya koymadan önce, geçen haftalardan birkaç olayı hatırlayalım:

ABD’nin dürtüleri ile yaklaşık Sünni 30-40 İslam ülkesi teröre karşı bir araya gelmişti ve bir oluşum meydana getirmişti. Türkiye’nin de yer aldığı bu oluşumu ABD’nin Savunma Bakanı (yani bugünkü savaştan sorumlu olan Bakanı) Carter da bu olayı Adana’daki İncirlik üssünde yakından takip etmiş ve alkışlamıştı.

ABD: “BİZ ASLINDA TERÖRLE

DEĞİL İSLAM’LA SAVAŞIYORUZ”

ABD-İngiliz basınında uzun süre tartışılan, "Imperial Hubris:  Why the West Is Losing the War on Terrorism" (Emperyal Kibir: Batı Terörizmle Savaşı Neden Kaybediyor) adlı kitabı kaleme alan, 22 yıl CIA'de çalışan ve Usame Bin Ladin operasyonlarının başında bulunan, ancak gerçek adı gizlenen, ABD basınının adını "Mike" koyduğu yazar şöyle demiştir:

"Amerikan liderleri şu apaçık gerçeği kabul etmeyi reddediyor: Biz, terörle ya da suçla değil, dünya çapında İslami başkaldırı ile (yani İslam’la) savaşıyoruz."  [1]

“MÜSLÜMAN UYANMASIN DİYE, ‘HEDEF

İSLAM’ DEMİYORUZ, ‘TERÖR!’ DİYORUZ!”

Ayrıca Medeniyetler çatışması tezini ortaya atan ve ABD stratejilerinin otoritelerinden olan Yahudi Samuel Huntington’un itirafı daha açık ve nettir. “Voice of America” (Amerika’nın Sesi)’ne yaptığı açıklamada şöyle demiştir:

“Batı medeniyetinin önündeki en büyük tehdit; İslam fundamentalizmi değildir. Bizatihi İslam’ın kendisidir. İslam’ı doğrudan düşman ilan etmek Müslümanları asırlık uykusundan uyandırır. İslâm fundamentalizmi ve İslâmi terör maskesi altında saf dışı ve imha edilmek istenen İslâmiyet’tir.”  [2]

SAVAŞ İÇİN TERÖRÜ GEREKÇE GÖSTEREN

ABD NASIL TERÖRİST YETİŞTİRİYOR?

Bilindiği gibi, Ortadoğu’da 34 Sünni İslam ülkesini adına “terörist” denilen Müslümanlara karşı birleştiren bu ABD oyununa Türkiye’nin Amerikancı sistemi de vakit geçirmeden katılmıştır. Bizim ülkemizdeki bazı ünlü ilahiyatçılarımız da bu oluşumu alkışlamışlardır ne yazık ki. [3]

Halbuki terörün arkasında ve yani “Müslüman terörist” denilen bu güçlerin arkasında ABD vardır. Nasıl mı diyeceksiniz, belgeleriyle açıklayalım:

Kanadalı Araştırmacı Yazar Michel Chossudovsky’nin, “Amerika’nın ‘Terörizme karşı Savaşı”, adlı kitabı, Afganistan’dan ve Pakistan’dan, Avrupa’da Bosna ve Kosova’ya kadar, ABD’nin oluşturduğu, eğittiği ve yardımda bulunduğu İslami hareketleri anlatıyor. ABD’nin bütün dünyaya hedef gösterdiği ve güya savaştığı “İslami terör”ün aslında kendisinin icat ettiği ve kontrol ettiği bir “düşman” olduğunu detaylarıyla ispatlıyor. Alpaslan Işıklı’nın çevirdiği kitapta şöyle bilgiler veriliyor:

ABD’NİN TERÖRİST OLARAK

EĞİTTİĞİ İSLAMİ CİHAT ÖRGÜTLERİ

“Brzezinski’nin hesabıyla uyum içinde, CIA tarafından bir ‘militan İslamcı Şebeke’ oluşturuldu. ‘İslami Cihat’, CIA’nin İstihbarat stratejisinin ayrılmaz bir parçası durumuna geldi. (…) Merkezi İstihbarat örgütü (CIA), Pakistan istihbarat örgütü ISI’yı kullanarak Mücahidin’in eğitilmesinde kilit bir rol oynadı. Karşılık olarak, CIA destekli gerilla eğitimi İslam öğretisiyle kaynaştırıldı. Medreseler, Suudi Arabistan’ın finanse ettiği köktenci Vahhabi’ler tarafından kuruldu. ‘Taliban’ın tohumlarının yeşerdiği binlerce dinci okulun kurulması için Ziya’ül-Hak’a yardım eden (Amerika) Birleşik Devletler’di” [4]

“CIA Eski Ajanı Milt Bearden’in 12 Eylül 2001’de Dan Rather’le görüşmesindeki ifadeyle “Eğer bir Üsame Bin Ladin’e sahip olmasalardı, onu icat ederlerdi. (…) CIA Usame Bin Ladin’i 11 Eylül’den önce tutuklamak isteseydi, bunu Dubai’de yapabilirdi. Ancak o takdirde, Ortadoğu’da ve Orta Asya’da büyük bir askeri operasyona girişmek için gerekli bahaneye sahip olmamış olurdu.” [5]

Suudi Gazetesi El-Vatan’a göre: “Karzai, 1980’den bu yana CIA’nin bir örtülü eylemcisiydi. 1994’ten sonra ‘Amerikalılar -gizli olarak Pakistan (ISI örgütü) aracılığıyla- Taliban’ın iktidar olmasına destek oldukları dönemde, ABD yardımlarının Taliban’a ulaştırılmasında Karzai, CIA ile işbirliği yaptı” [6]

ABD ORDUSUNDAN/PENTAGON’DAN

BİR GENERAL’İN ANLATTIKLARI

 “2007 yılının Nisan ayında Amerikalı General Wesley Clark, Kanada Merkezli Düşünce Kuruluşu Democracy Now Global Research’dan Amy Goodman’a itiraflarda bulunmuştur. Röportajda Clark şöyle demiştir:

‘Suudi Arabistan destekli Sünni İslamcı grupların güçlenmesi ve İran’ı arkasına alan Şiilerin zayıflatılması çabaları kapsamında, Bush yönetimi ve Suudi Arabistan; Ortadoğu’da Lübnan, Suriye, İran gibi pek çok bölgede gizli operasyonlar için para aktarıyor. Bu örtülü para akışının bir kısmı Lübnan’da El-Kaide bağlantılı cihat yanlısı gruplara gidiyor. Şiilerle mücadelenin finansmanı, Prens Bender ve -Kongre’den onay almadan- ABD nakit akışıyla sağlanıyor, böylece para El-Kaide bağlantılı Sünnilere ulaşmış oluyor.’ Clark, El Kaide örgütünün Bush yönetimi ve Suudi Arabistan tarafından finanse edildiğini açıklıyordu!”  [7]

CIA’NİN “MİNARE” ADLI

MÜSLÜMAN TERÖR ÖRGÜTÜ

Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal’a göre de, “Amerika’da CIA’nin “The Minaret” adıyla kurulmuş bir teşkilatı vardır. 1963 yılında Sovyetler Birliği, Müslüman Büro diye özel bir bölüm açmıştır. Ona karşı da Amerika The Minaret’i açmıştır. Bu gayri resmi bir kuruluştur. Aynı teşkilat Taksim Katliamı’nda da dahi vardır. Kahramanmaraş olaylarında da bu teşkilatın rolü vardır.” [8]

ABD’NİN KURDUĞU “CÜNDULLAH”

(ALLAH’IN ORDUSU) HAREKETİ

İran’ın Belucistan bölgesinde “Cündullah” diye anılan bir örgüt vardır. “Cündullah” kavramı, Allah’ın kitabı Kur’an’da geçmektedir. ABD kurduğu örgüte bu ismi vermiştir. “Allah’ın ordusu” anlamına gelmektedir. Bu örgütün lideri olan Abdülmelik Rigi’nin kardeşi Abdülhamit Rigi, örgütün İran topraklarındaki saldırılarını ABD’nin talimatıyla yaptığını açıklamıştır ve şöyle demiştir:

“Cündullah’ı ABD kurup destekledi. Talimatlarımızı ondan alıyorduk. Kime saldırıp kime saldırmayacağımızı ABD’liler söylüyordu. Para ve techizat onlar tarafından veriliyordu.” [9]

Cündullah hareketi, ülkemizde yıllarca PKK’ya karşı bir kuruluş olarak boy gösteren, “Hizbullah” hareketini hatırlatıyor. Bilindiği gibi “Hizbullah” da Kur’an-ı Kerim’de geçen bir kavramdır ve “Allah’ın fırkası” anlamına gelmektedir.

KİRALIK ABD ŞİRKETİNİN

İSLAMCI TERÖRİST EĞİTİMİ

“Felluce katliamının mimarı olan Blackwater, ismini değiştirdi ve “Xe Service” adıyla operasyon yapıyor. Daha geçtiğimiz günlerde, Demokrat, barışçı Barack Obama yönetimi ile bu örgüt/şirket arasında 1 milyar dolarlık pazarlık başlatıldı. (…) Irak'ta ABD ve İsrail adına en kanlı savaşı veren Blackwater, şimdi Afganistan'da operasyonlar yapıyor, insan kaçırıyor, bombalı saldırılar düzenliyor, uyuşturucu trafiğini yönetiyor. Pakistan'da insansız hava araçlarıyla, Pentagon'un çıkarları doğrultusunda saldırılar düzenliyor, suikastlere imza atıyor, iç savaşı besleyecek her türlü planı uyguluyor.

Somali'de benzer operasyonlar yapıyor. (…) Başkent Mogadişu'da bombalı saldırılar yapıp, suçu Somalili Müslüman örgütlere atıyor. Blackwater'ın pis işleri Somali'den Doğu Türkistan'a, İran'dan Keşmir'e kadar uzanıyor. Tabii bunların hepsi, ABD ve İsrail istihbaratının kontrolünde, yönetiminde işler.

Bugünlerde İran'da nükleer fizikçiler öldürülüyor. Mossad-Blackwater ortaklığı, uzun süreden beri İran içinde suikastler düzenliyor, özellikle de İran nükleer çalışmalarında rol alan nükleer fizikçileri hedef alıyor. (…) Çok daha tehlikeli bir durum var: Bu şirket, ABD ve İsrail istihbaratı yönetiminde, Özbekistan, Tacikistan, Doğu Türkistan, Yemen gibi bir çok bölgede, İslamcı gruplar organize ettiği, eğittiği, silahlandırdığı ve kullandığı gerçeği… Küresel terörle mücadele operasyonları için gereken teröristler, bu kamplarda eğitiliyor ve harekete geçiriliyor.” [10]

KISACASI

Bir kez daha tekrarlayalım: ABD’nin 2001 yılında İslam’a karşı başlattığı, Amerika’nın Eski Başkanı Bush’un “Son Haçlı Seferi” dediği İslam’a ve tüm İslam dünyasına karşı Haçlı Savaşı, ABD derin devletinin adamı Yahudi asıllı H. Kissinger’in dediği gibi, “Hıristiyanlarla Müslümanların savaşı değil, tamamen Müslümanlarla Müslümanların savaşı olacak” şekilde planlanmıştır.” [11]

Bunun için ABD, kullanacağı İslam ülkelerine hedef olarak “terör”ü gösteriyor ve Müslüman ülkeleri birbirine kırdırabilmek için, İslam dünyasının değişik bölgelerinden eğittiği ve desteklediği “Müslüman teröristleri” bahane olarak ileri sürüyor.

Yani kısacası İslam ülkelerini birbirleriyle savaştırmak için “terör” tuzakları hazırlıyor ve İslam devletlerini bu tuzaklara çekiyor ve düşürüyor.

Türkiye de böyle tuzaklarla İslam dünyasında, diğer Müslüman devletlere karşı savaştırılmak isteniyor. Türk Ordusu, Türkiye’nin hedefleriyle ve menfaatleri ile hiçbir ilgisi olmadığı halde bu Haçlı savaşında, adeta bir Hıristiyan-Haçlı ordusu gibi savaştırılmak isteniyor.

ABD’de 2001 yılının Kasım ayı başlarında The New York Times Gazetesi’nde William Safire imzasıyla şöyle bir yazı yayınlanmıştı: “Sovyetlere karşı (ABD olarak) Çin’i kullandık; Müslümanlara karşı da Türkiye’yi kullanalım!..” [12]

Tarihte Haçlı Seferlerine “Dur!” diyen ve geçit vermeyen Türkiye, bu son Haçlı seferinde ters bir misyona ve role mi sürükleniyor?

Haçlılar için mi çalışmaya ve savaşmaya itiliyor?

Gözlerini aç, tuzakları gör artık, Türkiye! Uyan Ankara! Uyan Müslüman Türk milleti!

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com

 



[1] İbrahim Karagül, Yeni Şafak Gazetesi, 6 Temmuz 2004

[2] Impact International Aralık 2002 sayısında, Elizabeth Liaglin’in makalesi, A.K.: M. Necati Özfatura, Dış Politika, Medeniyetler Çatışması başlıklı makalesi

[4] Amerika’nın “Terörizme karşı Savaşı”, Michel Chossudovsky, Çeviren: Alpaslan Işıklı, İmge Kitabevi, Ankara, 2010,  s: 64-65

[5] A.g.e., s: 56

[6] A.g.e., s: 151

[7] Arslan Bulut, Yeniçağ Gazetesi, 19.11.2008, Aldığı kaynak: Dünya Gündemi, Tercüme eden: Saliha Ziya.

[8] Boxer Dergisi - 77.Sayısı ‘ndan: http://aytuncaltindal.com/haber/index_haber.htm#basin

[9] İbrahim Karagül, Yeni Şafak Gazetesi, 27 Ağustos 2009.

[10] İbrahim Karagül, Yeni Şafak Gazetesi, 20.01.2010

[11] http://www.yenimesaj.com.tr/?artikel,12001086/yeni-strateji-savasma-savastir/m-hilmi-yildirim

   http://www.skyturk.net/yazar/ahmet-hamdi-ozsarac-sunni-sii-savasi-oku-370.html

[12] Arslan Bulut, 04.10.2011

YAZIYI PAYLAŞ!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.