Sivil işgal orduları içimizde!


 Sivil işgal orduları içimizde!

Türkiye böyle kuşatılıyor!

2000 yılında ABD B.elçisi, Kıbrıs’ta R. Denktaş’a, “Şu anda 3 bin kişiyiz, 10 bin kişiye ulaştığımızda altınızdaki tabanı çekip alacağız” demiş ve bu amaçla 300 milyon dolar harcadıklarını itiraf etmişti. AB de KKTC’ye karşı o kadar para harcamıştı. Acaba Sivil işgal orduları Türkiye’nin altını oymak için neler yapıyor?

Yıllar önce CIA Denktaş’ı

açıkça nasıl tehdit etmişti?

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde son yıllarda meydana gelen büyük operasyonun perde arkasını açıklayan Kıbrıs’lı Gazeteci Yazar İsmail Volkan’ın şu ifadeleri Türkiye’de son yıllarda meydana gelen olaylara da ışık tutuyor: “ABD Büyükelçisi, Cumhurbaşkanı Denktaş’a, 2000 yılı içinde “şu anda 3 bin kişiyiz, 10 bin kişiye ulaştığımız anda altınızdaki tabanı çekip almış olacağız” diyebilmiştir. Son olarak ABD Elçisi Klosson son 20 yılda bu amaçla 300 milyon dolar harcadıklarını itiraf etmiştir. Son 20 yılda AB de aynı miktarda parayı KKTC’ye yönelik psikolojik savaş için harcamıştır.”  [1]

Bilindiği gibi, ABD’den ve AB’den güdümlü sivil toplum örgütlerinin adada sinsi ve sessiz savaşıyla Rauf Denktaş’ın yerine KKTC Cumhurbaşkanlığına M. Ali Talat getirilmişti. Talat’ın başa geçmesiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde eğitim ve kültür alanında milli kimliği yok edecek büyük değişimler gerçekleştirilmişti.

En önemli değişiklikler de ders kitaplarında yapılmıştı.[2] Milli kimliği hatırlatacak unsurlar, özellikle adada milli kimliğin adeta simgesi haline gelen Rauf Denktaş’ın ismi, KKTC’nin ilk cumhurbaşkanı olması sıfatına rağmen kitaplardan kaldırılmıştı.

M. Ali Talat’ın partisi olan CTP’nin, 18 Mart 2007 günü yapılan kongresi, Kıbrıs Türk kesimindeki değişimin hangi boyutlarda olduğunu ortaya koyuyordu. Kongre salonuna Türk bayrağı ve KKTC  bayrağı asılmamıştı, Rum bayrağı asılmıştı. İstiklal Marşı çalınmamış ve okunmamış, Rumların “Yurdum İşgal Altında” anlamına gelen “Çavbella” adlı marşı çalınmıştı. KKTC haritası yerine, Rumların KKTC’yi yok sayan Kıbrıs haritasına yer verilmişti. Şehitler günü ilan edilmesine rağmen şehitlere saygı duruşu yapılmamıştı.[3]

Yine KKTC’nin, resmi yayın organı BRT (Bayrak Radyo Televizyonu), milli kimlikten soyutlanmıştı. Türkiye’yi ve KKTC’yi hatırlatan tüm izler ve görüntüler yok edilmişti.[4] Hatta zaman zaman, kurumun bir Rum yayın organı olduğu izlenimini verecek programlar bile yayınlanmıştı.

Nitekim 29.03.2007 günü yayınlanan “Duvarımız” adlı belgeselde, Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilgili olarak “işgalci/istilacı” nitelendirmesi yapılmış ve Türk askerlerinin, Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Rumlara zulmettiği ve işkenceler yaptığı iddiasında ve iftirasında bile bulunulmuştu. [5]

Bu örnekler KKTC’de nasıl bir değişim operasyonu yapıldığını ve milli kimliğin altının ne boyutlarda oyulduğunu ortaya koyuyordu.

“CIA ORGANİK BAĞLARIYLA

ALTIMI NASIL OYAR?”

Bu operasyonu gerçekleştiren ABD ve AB, şimdi de anavatanda Türkiye’nin altını aynı şekilde oymağa çalışıyor. Yaşları müsait olanlardan belki hatırlayanlar olabilir: Eski Dışişleri Bakanlarımızdan İhsan Sabri Çağlayangil’in, 1977’lerde Türkiye’nin durumunu anlatan bir itirafı vardır: ‘CIA yapar, organik bağlarıyla yapar. (…) Benim istihbarat şefimin kendisi farkında bile olmadan CIA benim altımı oyar…” [6]

Çağlayangil’in yıllar önce şikayet ettiği CIA’nin Türkiye’deki etkinlikleri, bugün legal olarak meşru kılıflarla ve maskelerle sivil ortamlarda çok daha yoğun bir şekilde yapılıyor değil midir?

Türkiye Cumhuriyeti’nin altının oyulmasıyla ilgili elbette pek çok örnekler vermek mümkündür. Ama biz son yıllara ait birkaç örnek vermekle yetinelim.

“CIA’NİN GİZLİ YAPTIĞINI AÇIKTAN

YAPAN TEŞKİLAT NASIL NÜFUZ EDİYOR?”

ABD’de toplumları değiştirmek ve Amerika’nın kontrolünde yönlendirmek için sivil işgal orduları oluşturan, bu orduları organize eden ve finanse eden, kısa adı NED olan Ulusal Demokrasi Vakfı vardır. New York Times gazetesi, bu kuruluşun, CIA’nin gizli olarak yaptığı şeyleri, açık bir şekilde yerine getirdiğini yazmış ve şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Kongre, her yıl diğer ülkelerin iç politikalarını etkilemek için milyonlarca dolar harcanmasına yetki veriyor. CIA de dünyanın her kıtasında yürüttüğü gizli operasyonlarla ABD’ye yakın hükümetlerin iktidara gelmesi ve diğerlerinin devralması için çaba harcıyor.”

Gazete NED’le ilgili şu bilgileri vermiştir: “Vakıf, Çin de dahil, düzinelerce ülkede siyasi partileri, sendikaları, muhalif hareketler ve basını etkilemek için yılda 30 milyon dolar harcıyor. Fransa, Paraguay, Filipinler ve Panamada’daki sendika ve birlikleri finanse ediyor.” [7]

NED’e bağlı olarak çalışan ve Sivil Toplum örgütlerine yön veren, para akıtan kuruluşlardan National Democratic Institute (Ulusal Demokrasi Enstitüsü/NDI) adlı Amerikan kuruluşunun başındaki emekli büyükelçi ve eski CIA görevlisi Nelson Ledsky, 2000’de, TBMM’de anayasa değişikliği oylamaları yapılmasından önce Türkiye’de örgütün faaliyetlerini şöyle açıklamıştı:

“Farklı zamanlarda farklı projelerle ilgili çeşitli kuruluşlarla çalışıyoruz. İstanbul’da TESEV, TÜSES, TÜSİAD, Ankara’da Ka-Der, Türk Parlamenterler Birliği, TESAV, Türk Demokrasi Vakfı gibi kuruluşlarla çalıştık. Bazı Meclis komisyonlarıyla faaliyetlerimiz oldu. Özellikle Anayasa Komisyonu’yla ciddi temaslarımız oldu. İlki Muğla’da MUMİKOM adıyla başlayan Parlamento İzleme Komiteleri’yle çalıştık. NDI, demokrasiyi geliştirme, siyasette reform yapma konularıyla yakından ilgilenen her kuruluşa teknik yardımda bulunmaya hazır...” [8]

ARI Hareketi de, ABD’den finanse edilen ve Türkiye’de, Amerika’dan önerilen proje ve programların gerçekleştirilmesinde görev yapan, özellikle de gençlik üzerinde çalışan sivil toplum kuruluşlarından birisidir. ARI Hareketi de ABD’nin NED teşkilatına, (Bu kuruluşun alt birimlerinden olan) IRI vasıtasıyla bağlıdır. Bu kuruluşun başında bulunan Kemal Köprülü’nün ifadesiyle “ARI Hareketi, 80 küsur üniversitenin gençleriyle işbirliği yapan, onları koordine eden bir hareket” haline gelmiştir.[9]

Kemal Köprülü 12 Mayıs 2001 İstanbul Princess Hotel’deki konuşmasında “hedef artık üniversiteler değil, liseler olacaktır.” [10] demiştir.

Bu açıktan çalışan “CIA” teşkilatı bugün Türkiye’de, içimizde acaba hangi boyutlarda ve hangi derinliklerdedir?

MİLLİ EĞİTİMDEKİ BU YABANCI UZMAN

KONTROLÜ BUGÜN DE VAR MIDIR?

Türkiye’de yıllardan beri Milli Eğitim Bakanlığı’nda Amerikalı uzmanların çalıştığı biliniyor. Bu uzmanlar bugün de çalışıyorlar mıdır: “Milli Eğitim Bakanlığı’nda bugün çalışmalarını ‘etkin’ bir biçimde sürdüren, (…) ‘Milli Eğitimi Geliştirme’ adlı bir komisyon vardı. 1994 yılında 60 personeli olan bu komis­yonda çalışanların üçte ikisi Amerikalıydı. Komisyonun ba­şında L. Cook adlı bir Ame­rikalı bulunuyordu. L. Cook’tan ayrı olarak adı Haward Reed, ünvanı “Milli Eğitim Bakanlığı Bağımsız Başdanışmanı” olan, bir başka “etkin” Amerikalı daha vardı.” [11]

Bugün Türkiye Milli Eğitimi’nde çalışan yabancı uzmanlar sadece ABD’lilerden ibaret değil. Bu kurumda pek çok AB uzmanı da görev yapıyor. Yıllarca önce Bakanlık bünyesinde AB’li uzmanların kontrolü son yıllara kadar pek çok ders kitaplarında değişikliklere yol açmış bulunuyor. “İngilizce adı, ‘The Information Network on Education in Europe” olan “Avrupa Eğitim Bilgi Ağı” isimli bir birim, Milli Eğitim Bakanlığındaki çalışmaları sürekli Brüksel’e rapor etmektedir. Çünkü tüm çalışmalar Brüksel’de bulunan Avrupa Birimi tarafından koordine edilmektedir.” [12]

SONUÇ: KKTC’DE OLDUĞU GİBİ BUGÜN

TÜRKİYE’NİN DE ALTI OYULUYOR

Türkiye’de ABD’nin ve Batı’nın adeta sivil işgal orduları olarak görev yapan daha pek çok örgüt ve kuruluş vardır memleketimizde.

Kısaca ifade etmek gerekirse, yıllar önce ABD Büyükelçisinin Kıbrıs’ta Rauf Denktaş’ı tehdit ettiği gibi, Amerikan sömürgeci merkezlerinden, Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerine de, aynı şekilde sivil işgal ordularıyla tehdit eden birileri olmuş mudur, bilmiyoruz, ama görünen o ki, tehdit yalnız KKTC’yi değil, bizim ülkemizi de kuşatıyor. Türkiye’nin de altı oyulmağa çalışılıyor.

Türkiye elbette buna seyirci kalmayacaktır. Kalmamalıdır. Vakit geç olmadan birilerinin bu sivil işgal olayına dur demesi gerekir.

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com

 



[2] Cumhuriyet. 23 Mart 2007, Yeniçağ, 27.03.2007

[4] BRT'nin yeni internet sitesinde ve haber bülteni jeneriğinde, KKTC'yi bir devlet olarak tanımlayan ifade, bilgi ve semboller  kaldırılmıştır. Yeni web sayfası ile ilgili internette arama yapıldığında, KKTC'nin değil “Kuzey Kıbrıs'ın resmî yayın organı” ifadesi ile karşılaşılmaktadır. Yeni sitenin hiçbir bölümünde de “KKTC” ifadesine ve bayrağına yer verilmemektedir. Ana sayfanın sol üst köşesinde dönüşümlü olarak yer alan KKTC ve Türkiye bayraklarının yanı sıra, altında “KKTC” ifadesi ile girilen sayfada sağ üst köşedeki bayraklar ve üzerindeki “TC ve KKTC Sonsuza Dek Varolacak” ibaresi de kaldırılmıştır. Ayrıca, eski sitede KKTC'yi tanıtan, Kıbrıs Sorunu'nu ve tarihçesini, milli bayramların tarihlerini içeren bölümler ve Atatürk köşesi de yeni sitede yer almamaktadır. (http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=6486 - 05.04.2007)

[5] Vatan Gazetesi, 4.04.2007

[6] M. Abdullah Kolak, CIA ve Ahtapotun Kolları-2, Zaman Gazetesi, 31 Ocak 1993, AK: Politika, 23 Ekim 1977

[7] Milliyet, 01.04.1997

[8] Leyla Tavşanoğlu,, Cumhuriyet Gazetesi,  9 Nisan 2000

[9] Mustafa Yıldırım, Sivil Örümcek Ağında, Dönüşüm Yayınları. 2004, İstanbul. s: 218.

[10] A.g.e., s: 163.

[11] Metin Aydoğan, A.g.e., s: 98,  A.K.: Mustafa Balbay, Cumhuriyet, Haziran 1994,

   Emin Değer, “Düşünce Özgürlüğü Çıkmazı” Tekin Yay. 195.s: 175

[12] Yılmaz Dikbaş, Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi, s: 614.

YAZIYI PAYLAŞ!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.