Tehlike bağıra bağıra geliyor, uyan Türkiye!


 Tehlike bağıra bağıra geliyor, uyan Türkiye!

 

Türkiye’de iç savaş için gizli Haçlı ordusu!

 

Türkiye’de iç savaş çıkarmak, ABD son yıllarda gündeminden hiç çıkmayan bir konudur. Ülkemizi parçalara ayırmak, ayrı ayrı eyaletlere bölmek sömürgecinin nihai hedefidir. Sömürgeci önümüzdeki yıllarda bu hedefte planladığı oyunlarını gerçekleştirebilmek için tüm kozlarını oynayacaktır. Bugün Suriye’de oynanan oyun hiç şüphe yok ki, yarın bizim ülkemizde, bizim vatanımızda ve bizim toplumumuzda oynanacaktır. Tehlike bağıra bağıra gelmektedir.

 

Yeni Sevr planları ABD

veBatı masalarında!

 

Ortadoğu’da İslam coğrafyasındaki olayları bugünkü haliyle gelip geçici olaylar olarak görmeyelim. Suriye’deki karışıklıklarla beraber yoğunlaşan Güneydoğu Anadolu’daki provakosyon hareketlerini basit hadiseler olarak değerlendirmeyelim.

Bundan birkaç yıl sonra, örneğin 5 sene sonra, 10 sene sonra bölgede nasıl bir oluşum meydana getirilmek isteniyor?

2001 yılında İslam’a ve İslam dünyasına karşı “Haçlı savaşı” başlatmış bulunan ABD bölgede ne yapmak istiyor?

Bu soruların cevaplarını bugünden bilmelisiniz ve anlamalısınız.

Düşmanınızı çok iyi takip etmeli ve okumalısınız. Çok yakından izlemelisiniz.

Türkiye olarak varlık ve bekamız, güvenliğimiz buna bağlıdır.

Yoksa olaylar ve gelişmeler sizin bilginiz ve kontrolünüzden çıkar, sizin iradenizin dışında, başkalarının dürtüleriyle ve oldu-bittileriyle hareket eder bir duruma düşersiniz.

ABD: “47 ÜLKEDE İÇ SAVAŞ

TAKTİKLERİ ÖĞRETİYORUZ”

ABD’nin, dünyaya hakim olmak için başlıca metodu, hedefindeki ülkeleri iç savaşa sürüklemek, bu ülkelerde parçalanmalara yol açmaktır.

Bundan tam yarım asır önce ABD Başkanı olan Johnson, 1964’te, Birleşik Devletler Harp Akademisinde yaptığı bir konuşmada, “şu sırada, 344 ekibimiz 47 ülkede iç savaş taktiklerini öğretiyor”  demiştir. [1]

ABD Kara Kuvvetleri Bilimsel Araştırma Dairesi Başkanı da, New York HeraldTribune’da yer alan bir konuşmasında, Birleşik Amerika’nın, ’solcu’ rejim ve hükümetleri devirmek için yerli kuvvetleri komandocu-partizan metodlarına göre eğitmeli ve gerekli silah ve malzemeyle donatmalıdır.’  demiştir. [2]

NATO’NUN TÜRKİYE’DE

KURDUĞU GİZLİ ORDU!

Ecevit Kılıç'ın Güncel Yayıncılık'tan çıkacak "Özel Harp Dairesi" adlı kitabı, bu gizemli kurumla ilgili pek çok soruyu yanıtlıyor. Kılıç, kitap için yaptığı çalışmayı, yazı dizisine dönüştürdü...

“Türkiye'deki gizli ordunun kurulma çalışmaları, 4 Nisan 1952'de NATO'ya katılmasından hemen sonra, daha Kore Savaşı devam ederken başladı. Adı da Özel Harp Dairesi" oldu. Dairenin kurulma kararı resmi olarak 27 Eylül 1952'de bugünkü Milli Güvenlik Kurulu işlevini gören Milli Savunma Yüksek Kurulu'nda alındı. Ancak "özel harp" terimi dairenin işlevlerini deşifre ettiği için Özel Harp Dairesi'ne kâğıt üzerinden farklı bir isim bulundu: "Seferberlik Tetkik Kurulu." Özel Harp Dairesi'nin oluşturulması ile diğer dairelerin kuruluş kararlarına göre büyük bir fark var. Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı tüm daireler ihtiyaca göre Genelkurmay Başkanlığı'nın emriyle kuruluyordu.

Özel Harp Dairesi ise Milli Siyaset Kurulu'nun kararı doğrultusunda Milli Savunma Bakanlığı'nın kararnamesiyle kuruldu. Doğrudan Genelkurmay İkinci Başkanlığı'na bağlanan Özel Harp Dairesi'nin merkezi Kızılay, Ataç sokak numara 36'daki bir ev oldu. Geniş bir bahçe içerisinde yer alan bu ev Milli Savunma Bakanlığı tarafından kiralandı. Bu evde faaliyetlerine başlayan Özel Harp Dairesi'nin finansmanı ve silahlar dâhil tüm teçhizatı ABD tarafından karşılandı. Dairenin teşkilat yapısı da iki ana unsurdan oluşturuldu. Birincisi özel harp eğitimi alan çok profesyonel askerler. İkinci unsuru ise muhtemel bir Sovyet işgalinde cephe gerisinde askerlerle birlikte direnişi örgütleyecek sivillerden oluşturuldu. Her meslekten ve her kesimden seçilen bu siviller için de işgalde kullanmaları için Türkiye'nin dört bir yanındaki yeraltı sığınaklarında ve ormanlarda gizli cephanelikler oluşturuldu.” [3]

TÜRKİYE’DE GİZLİ ÇETENİN

MASRAFINI ABD KARŞILAMIŞ

Eski başbakanlardan Bülent Ecevit, Türkiye’de devlet içinde gizli çete oluşturulduğu gerçeğini ilk olarak 1970’li yıllarda öğrendiğini söylemiştir. Ecevit, şöyle konuşmuştur:

“Bu gerçeği tesadüfen öğrenmemin sebebi, devletin resmi belgelerinde böyle bir bilgi olmamasıydı. Onun üzerine Genelkurmay’dan bilgi istedim. Aldığım bilgiler beni büsbütün kaygılandırdı. Bu kuruluşun Ankara’daki merkezi, Amerikan Askeri Yardım Heyeti binasının bir kanadındaydı. Benden bu kuruluş için ödenekten para isteninceye kadar ABD bu kuruluşun masraflarını karşılamış. Ve bu kuruluşun ömür boyu görevlendirdiği vatanseverler -onlar öyle isimlendirmişlerdi- devlet içinde yuvalanmıştı.”

Ecevit Özel Harp Dairesini ortadan kaldırma çabasını şöyle anlatmıştır: “1978’de Başbakan olur olmaz Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’i konuyla ilgili görevlendirdim. Bu devlet içinde devleti gösteren bir durum. Bunu mutlaka hukuk devleti sınırları içinde çözmek gerekir.”[4]

YILLAR ÖNCEKİ ÇORUM

OLAYLARININ PERDE ARKASI

15. Piyade Tugayı Komutanı Tuğgeneral Şehabettin Esengün, ABD’nin Türkiye’de bir iç savaş denemesi olan Çorum olaylarının perde arkasını şöyle anlatmıştır: ‘Çorum olayları bir mezhep kavgası değildi. Böyle bir imaj verilmeye çalışılmıştır. Mezhep ayrılığı, aşırı sağ ve aşırı solun çatışması için bir provokasyon olarak kullanılmıştır.’ ‘Ne amaç güttüler, neden bu kadar insan öldürdüler, öldürttüler! Niçin evler, işyerleri yakıldı, yıkıldı? Amaçları neydi! Ülke çapında bir iç ayaklanmanın provası mıydı? Yoksa bir askeri darbeyi, bir askeri ihtilali zorunlu kılacak bir şey mi yaratmak istediler? Bunu çıkaramıyorum.’[5]

“… Abdullah Çatlı’nın avukatı olan Can Özbay, Radikal’in sorularını yanıtlarken, bu ‘devlet kurtarıcıları’na da açıklık getirecekti. ‘Bu oyunun oynanmasında Amerika’nın rolü oldu’ diyen Özbay, Avni Özgürel’e şunları anlatacaktı: ‘Birtakım Amerikan ajanlarının, hatta elçilik mensuplarının olayların içine girdiğini ben belgeleriyle tespit ettim. Mesela Çorum olaylarında parmakları olduğunu biliyorum. (…) O olaylarda Amerikan elçiliğinin parmağını gözümle gördüm. Elçilik mensubu Çorum’a gidiyor, olayları ayarlıyor, hadiselerin hemen ardından apar-topar Türkiye’den ayrılıyor. O zaman devletin emniyet görevlilerine bu kişinin adını da verdim. Sivas olaylarında da, Kahramanmaraş olaylarında da var bu oyun, (…) Çeşitli haber alma örgütlerinin buraya girmek ve gerek bilgi sızdırmak bakımından, gerek yönlendirmek bakımından faaliyet göstermesine şaşmamak lazım.” [6]

DEVRİN İÇ İŞLERİ BAKANI: “ÇORUM

İÇ SAVAŞDENEMESİNDE CIA VARDI”

Çorum olaylarının meydana geldiği dönemde İçişleri Bakanı olan Hasan Fehmi Güneş, "Türkiye'de yaşanan birçok toplumsal olayda, CIA ajanı Peck'in imzası vardır. Yine raslantıya bakın ki, Peck'in gittiği yerlerde olaylar çıkmaya devam ediyordu. Örneğin gezisinden bir süre sonra Çorum olaylarının patlak vermesi ilginçtir."[7]

BATI’DA ELDEN ELE DOLAŞAN

“TÜRKİYE İÇ SAVAŞ RAPORU”

“Sefa Yürükel Norveç’te yaşıyor. İskandinavya Türk Dili Konuşan Ülkeler Enstitüsü’nün direktörlüğünü yapıyor. Üç hafta önce, Meltem TV’de yaptığım Diyalog programının konuğu idi. Programa “Batılı dostlarımızın (!)” dehşet verici bir tezgahına nasıl şahit olduğunu anlattı: “Belçika Stratejik Araştırmalar Kurumu’nda görevli bir uzmanı bir gün ziyaret ettim. Yakinen tanışıyorduk. Bana kalın bir dosya getirdi. ‘Bunu oku’ dedi. Dosyayı karıştırmaya başladım. Daha ilk sayfalardan itibaren ‘Türkiye’de çıkarılması planlanan bir iç savaşın nasıl tetikleneceğine dair senaryolar’ yer alıyordu. İç savaşın çıkması için öngörülen tarih 2011 yılı idi!”

Sefa Yürükel bu dosyayı okuyunca donup kalıyor. İşin daha vahim boyutu, bu dosyanın “bütün Avrupa başkentlerinde” ilgili birimler tarafından değerlendirilmeye tâbi tutulduğu idi.” [8]

RAPORDA “TÜRKİYE’NİN YUGOSLAVYA

GİBİ PARÇALANMASI HEDEFLENİYOR”

İskandinavya Türk Dili Konuşulan ve Komşu Ülkeler Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Sefa Yürükel, Norveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü`nde terörizm uzmanı Prof. TojeBjorge tarafından, Şubat 2003`te, kendisine okuması için verilen otuz sayfalık bir rapordan söz ediyor. (…) Yürükel`e göre, `2011/Türkiye İç Savaş` başlıklı rapor, arkasında AB ve ABD`nin bulunduğu güçlerin Türkiye`yi bir iç savaşa sürüklenmesinin mükemmel bir planı niteliğinde olup, bu savaşa müdahale etmesi öngörülen `Batılı` güçler (mesela Birleşmiş Milletler) eliyle Türkiye`nin haritasının değiştirilmesi, küçültülmesi ve etkisizleştirilmesi hedefini anlatıyor.

Rapor`da, bugüne kadar asıl hedef olarak Silahlı Kuvvetler ve Emniyet`i seçen PKK`nın ve de PKK`nın arkasında duran malum güçlerin bundan böyle -`Türk Milleti`ne Karşı toptan Savaş` başlattığı-sivil halkı-sizleri de hedef aldığı belirtiliyor. Bu strateji değişikliğinin arka plandaki amaçta; Türk-Kürt çatışması yaratmak, Güneydoğu`da etnik temizlik yapıldığı gerekçesiyle BM veya Batı`ya müdahale zemini hazırlamak ardından da `kendi kaderini tayin etsinler` deyip referandum ile Güneydoğu`da bir federasyon ya da bölücü bir başka ayrılıkçı ortamı hazırlamak yani Türkiye`yi bir Irak`a, bir Yugoslavya`ya çevirmek...` Bahsedilen -2011 Türkiye- raporu özetle bu şekilde. [9]

TÜRKİYE İÇ SAVAŞ

BÖLGESİ

Avusturyalı Avrupa Parlamentosu parlamenterlerinden olan AndreasMölzer, 1,5 milyon trajlıKronenZeitung Gazetesi'nde yazdığı yazısında Türkiye'nin iç savaş bölgesi olduğunu iddia etti. [10]

Türkiye’de iç savaş çıkarmak, ABD’nin ve Batı dünyasının son yıllarda gündeminden hiç çıkmayan bir konudur. Ülkemizi parçalara ayırmak, ayrı ayrı devletçiklere, daha doğrusu eyaletlere ve yönetimlere bölmek sömürgecinin nihai hedefidir.

KISACASI

Sömürgeci önümüzdeki yıllarda bu hedefte planladığı oyunlarını gerçekleştirebilmek için tüm kozlarını oynayacaktır.

Yani bugün Suriye’de oynanan oyun hiç şüphe yok ki, yarın bizim ülkemizde, bizim vatanımızda ve bizim toplumumuzda oynanacaktır.

Tehlike bağıra bağıra gelmektedir.

Türkiye’yi idare edenler, ülkenin güvenliği, varlık ve beka sorumluluğunu yüklenmiş olanlar, biz bilmiyorduk, tahmin etmiyorduk ve beklemiyorduk diyemezler!

Tehlike bu kadar yakınlaştığına göre, bu kadar içimize girebildiğine göre, daha önceki dönemlerde bir yerlerde yanlışlık yapmışız, içimizde düşmana yol vermişiz, demektir.

Acaba nerelerde yanlış yaptık ve düşmana nerelerde yol verdik?!

Allah, doğru kararlar vermekte ve doğru tercihlerde bulunmakta başımızdakilere yardımcı olsun!

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com

 



[1]http://www.ozgurluk.org/kitaplik/pdf/mucadele_19901201_09.pdf

  http://kemalozer.blogcu.com/28-yil-sonra-ilhan-in-mezarinda/4489747

[2]M. Fahri, Amerikan Harp Doktrinleri, s. 302

[3]Sabah, 8 Ekim 2007, Ecevit Kılıç, “NATO’nun Türkiye’de Kurduğu gizli ordu”

[4] Hürriyet Gazetesi, 25.12.1996

[5]Nokta, 18 Haziran 1986

[6]Radikal, 11 Kasım 1996

[7]Akis, sayı: 3

[8]Muharrem Bayraktar, Yeni Mesaj, 24.05.2009

[9] Güler Kömürcü, Akşam Gazetesi, 31.03.2006

[10] Zaman, Genç Türk Haber, 05 Eylül 2006

YAZIYI PAYLAŞ!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.