Türkiye ABD kuşatmasından çıkış yolu arıyor!


 Türkiye ABD kuşatmasından çıkış yolu arıyor!

Türkiye ve İslam dünyası siyasi yönetimlerinde başlayan bu uyanış karşısında, Müslüman ülkelerin yöneticilerinin, ABD’nin kendine muhalif olan hareketleri bile kontrol eden ve yönlendiren, oyun içinde oyunlarına karşı son derece dikkatli olmak, tedbirli ve hazırlıklı olmak gerekir!

İslam’a karşı savaşın

en tehlikeli boyutları!

 

Bu Hac mevsiminde yaşanan büyük kaza/facia sanki İslam dünyasının İslam düşmanları karşısında düne kadar, hiç de iyi bir duruş içerisinde olmadığını adeta bağırırcasına bir ikaz gibiydi.

İslam dünyasında düne kadar meydana gelen talihsizliklerin temel nedenlerini anlatabilmek için, şu meşhur hikayeyi hatırlayalım:

Ormanda sığırlar kurtlara karşı korunmak için bir yol bulmuşlar. Kuyrukları ortada boynuzları dışarda olmak üzere birlik ve beraberlik içinde otlanıyorlarmış. Kurtlar bu tedbirli duruşa bir türlü karşı koyamıyorlarmış. Ama sonunda kurtlar bir yol bulmuşlar ve öküzlerden sarı olanı diğerlerinden ayırmışlar, sığırların hepsini ona karşı fitlemişler ve kendilerine onu teslim etmelerini istemişler.

Sığırlar tehlikelerden tamamen uzak kalacaklarını ve rahat edeceklerini zannederek, sarı öküzü kurtlara teslim etmişler. Sarı öküzden sonra kurtlar sırayla bütün öküzleri aynı şekilde oyunlarla halletmişler. Son öküz, kurtların dişleri arasında can verirken, “İlk başta sarı öküzü teslim ettikleri anda savaşı kaybettiklerini” söylemiş.

Bu hikayeye göre, İslam dünyasında Müslüman ülkelerin savaşı kaybettikleri ilk hataları ne zaman olmuştur?

SADDAM OYUNU VE İSLAM DÜNYASININ

ABD’Yİ BÖLGEYE ÇAĞIRAN FETVASI

İslam dünyasında, özellikle İslam Konferansı Teşkilatı’nda ABD’nin istediği değişimin ayak sesleri ilk defa 1990’lı yıllarda Körfez Savaşından sonra duyulmağa başlamıştır. Hatırlanacak olursa ABD’nin Irak’a karşı yaptığı bu Körfez savaşı aslında bir oyundur. Amerika bu savaşta Irak lideri Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgalini bahane etmiştir. ABD Başkanı olan baba Bush, “Bu çağda bir ülke nasıl başka bir ülkeyi işgal edebilir?” diye Saddam’a karşı büyük çapta bir düşmanlık kampanyası başlatmıştır.

Halbuki Kuveyt işgali ABD’nin teşviki ve desteğiyle gerçekleştirilmiş bir harekattır. Amerikan Washington Post’un haberine göre Saddam Hüseyin ile CIA, Körfez Savaşı öncesinde bilgi alışverişinde bulunmuştur. Daha da ilginç olan, Baba Bush yönetiminin talimatıyla CIA ajanlarının, Kuveyt’i işgal edecek Irak ordusunu teknik ve taktik açıdan eğitmesidir. [1]

Bu danışıklı olaya rağmen ABD’nin tüm dünyaya hükmeden medya gücünün etkisiyle İslam ülkeleri Saddam düşmanlığıyla şartlandırılmıştır. O dönemde, İslam ülkelerinin ve Türkiye yönetimlerinin nazarında “en büyük tehlike” Saddam Hüseyin olmuştur!  [2]

1991 yılının başında Kuveyt’in ABD’nin gizli bir programı ve yardımıyla Irak tarafından işgal edilmesinden/ettirilmesinden sonra İslam dünyasında “büyük tehdit ve tehlike” olarak düşman ilan edilen Saddam’a karşı, Suudi Arabistan’da bir “Fetva Toplantısı” düzenlenmiştir. Bu toplantıda İslam ülkelerinden gelen temsilciler, sanki İslami bilimlerde otorite bir ulema heyetiymiş gibi, bir “fetva” kararı almışlardır. İslami ilimlerle hiç bir ilgisi olmayan ve tamamen siyasi olan bu fetva kararı şöyledir: “Saddam tehlikesine karşı İslam ülkelerini korumak üzere ABD ordusu Ortadoğu’ya davet edilmelidir. Bu davet, Kur’an-ı Kerim’e uygundur!”  [3]

Bu siyasi fetva, ABD’nin Ortadoğu’ya tamamen yerleşmesine yol açmıştır. Böylece İslam ülkeleri ve İslam Konferansı Teşkilatı Amerika’ya kapılarını ardına kadar açmışlardır. [4]

Halbuki ABD o yıllarda, 2001 yılında İslam’a ve İslam dünyasına karşı başlatacağı “Son Haçlı Seferi” adlı büyük bir Haçlı savaşının planlarını yapıyordu, projelerini hazırlıyordu.

Yani İslam dünyasının ve Türkiye’nin, kendilerini hedef alan düşmanlarına karşı ilk kaybetmeğe başladığı olay buydu diyebiliriz.

Ama siz Türkiye’nin ilk kaybetmeğe başladığı olay olarak daha önceki bir hadiseyi, 1951 yılındaki NATO’ya üye olması hadisesini gösterebilirsiniz. Çünkü NATO, İslam dünyasını ve Türkiye’yi bölmek ve parçalamak için kurulmuş olan bu kuruluşa ta o zaman üye olmuştu. Daha doğrusu Amerikancı siyasi yöneticiler tarafından üye yapılmıştı. [5]

Türkiye o tarihten sonra, yarım asırdan fazla bir zamandır, ABD’nin ve NATO’nun güdümünde ve kontrolünde strateji ve politikalardan kurtulamamıştır. Bunda elbette ABD’nin başa getirdiği yöneticilerin ve siyasilerin büyük rolü olmuştur. Ankara, özellikle 2001 yılından bu yana ABD’nin İslam’a karşı açtığı Haçlı savaşına bağlı ve bağımlı olarak,  sürekli Washington’dan tayin edilen ve dayatılan stratejileri ve politikaları uygulamıştır. 

TÜRKİYE ABD KUŞATMASINDAN

NASIL KURTULABİLİR?

Ama son yıllarda Türkiye’de, ABD’nin yarım asırdan fazla bir zamandır dayattığı stratejiler ve politikalar sorgulanmağa başlanmıştır. Ülkemizi bu kuşatmadan kurtarabilecek bir yol aranmağa, bir milli strateji oluşturulmağa çalışılmıştır.

Bu süreçte Türkiye Uluslararası boyutlarda dostlarını yeniden seçme, müttefiklerini yeniden belirleme fırsatını bulmuştur.

Örneğin, son zamanlarda ABD’ye alternatif olacak şekilde, Rusya ile ve Uzak Doğu ülkeleriyle, bilhassa “Şankay Beşlisi” ülkeleriyle ilişkiler geliştirmeye çalışmıştır. Buna karşılık ABD ile yapılmış bazı ittifak sözleşmeleri iptal edilmeğe başlanmıştır. Diğer taraftan uluslararasında sadece ABD’den haber akışı sağlayan ve tarafsız haber kaynaklarına kapıları kapatan dayatmacı uygulamalara son verilmeğe çalışılmıştır.

Bu çalışmalardan şöyle örnekler sıralayabiliriz:

- ABD’nin Patroit Füze Birliklerine yönelik sözleşmeler iptal edilmiş, bu birliklerin Türkiye’yi terk etmesi sağlanmıştır. [6]

- ABD, Türkiye’nin PKK’ya karşı yaptığı hava operasyonlarında kullandığı koordinatlarının verilmesiyle ilgili isteklerini Ankara kabul etmemiştir. [7]

- İran Türkiye ile ilişkileri geliştirme konusunda yollar aramağa başlamıştır. [8]

- Şankay Beşlisi üyesi ülkeler, Türkiye’nin ve İslam dünyasının ittifak beklentilerine olumlu ve sıcak bakmağa başlamıştır. [9]

- Türkiye ve İslam dünyasında ABD kökenli terör ve bölücü hareketlere karşı istihbarat alanında büyük adımlar atılmağa başlanmıştır. [10] 

- Son Pakistan yönetimi ABD’nin 5 milyar dolarlık rüşvetini reddetmiştir. [11]

TÜRKİYE’YE VE İSLAM DÜNYASINA KARŞI

ABD’NİN YENİ SAVAŞ YÖNTEMLERİNE DİKKAT!

Türkiye ve İslam dünyası siyasi yönetimlerinde başlayan bu uyanış karşısında, Müslüman ülkelerin yöneticilerinin, ABD’nin içten pazarlıklı, şantajlı ve tehditli tehlikeli oyunlarına karşı dikkatli olmaları, tedbirli ve hazırlıklı olmaları gerekir!

Bu oyunlar içerisinde en tehlikeli olanlar, İslam’a karşı Haçlı savaşının İslam’dan gözükenleridir. Size karşı, sizden gözükenleridir. Çünkü ABD, kendine muhalif olan pek çok etkili hareketleri bu yolla kontrol etmiş ve yönlendirmiştir. [12]

Müslümanların, özellikle, “her şeye hakim olan Yüce Allah’a güvenmeleri ve dayanmaları, O’nun Kur’an-ı Kerim’de vaad ettiği yardımlarına layık olmaları gerekir.

Allah muvaffak eylesin!

Sevgiler, saygılar!

herden1950@hotmail.com                                                                                                                                                                                                                                                                

 



[1] Aydoğan Vatandaş, Armagedon,Türkiye-İsrail Gizli Savaşı, s: 94-103, A.K.: Meydan, 30 Nisan 1992

[2] Saddam’ın bir CIA ajanı olduğu ve Beyrut’taki ABD Büyükelçilik binasında gizli protokol gereği saray desteğiyle Irak Devlet Başkanlığına getirildiği ve bilahare kadrosunu kurduktan sonra devlet Başkanı olduğu ve yine ABD’nin isteği üzerine İran’a saldırdığı ve Kuveyt’i işgal ettiği. Irak’ın eski Genelkurmay Başkanı ve Saddam’ın Savunma Bakanı General Adnan Tıkriti’nin Mısır’da Arapça yayınlanan hatıratının 40. sayfasında yazılıdır. (M. Necati Özfatura, Dış politika, Türkiye Gazetesi, 26.01.1999)

[3] Bayrak Gazetesi, 16-22 Mart 1991.

[4] Söz konusu İslam ülkeleri temsilcilerinin içinde Türkiye’yi temsil eden iki kişi de vardır. Bu iki kişiden birisi, ülkemizde ünlü siyasi liderlerden birisi olmuştur. Bu lider İsrail ve Yahudilik aleyhine konuşmaları ve demeçleri yüzünden ABD’den gelen Müslüman olmuş oyunuyla kendisine yaklaşan birileri tarafından tehdit edilmiş ve kendisine aba altından sopa gösterilmiştir. (Süleyman Arif Emre, Siyasette 35 yıl)

[5] 1951’de Tarihçi Cemal Kutay’ın Millet Mecmuası’nda şöyle bir yazı yayınlanmıştır: “NATO’ya alınmamızın asıl amacı Ortadoğu Cephesi’nin kurulması.(...) Ortadoğu’nun Pakistan, Afganistan, İran ve Türkiye ile birlikte bütün bir Türk ve İslam camiasının federasyon biçiminde birleştirilmesidir (yani daha doğru bir ifadeyle tüm Müslüman devletlerin yıkılması, parçalanması ve küçük küçük eyaletlere ayrılmasıdır). Batı’da nasıl ilgililerden oluşan bir NATO kurulmuşsa, Ortadoğu’da da Ortadoğu Federasyonudur...” (Millet Mecmuası 1951)

[7] http://www.anahabergazete.com/abd-koordinat-istedi-turkiye-hayir-dedi-haberi

[8] http://www.haber7.com/ortadogu/haber/1557242-iran-van-golunden-su-tasiyacak

[11] http://www.haber7.com/asya/haber/1557422-abd-5-milyar-dolar-teklif-etti-reddettim

[12] Örneğin: El-Fetih Hareketi, İsrail’e ve onun ortağı ABD’ye karşı kurulmuş bir Filistin örgütü idi. Kurulduktan çok kısa bir zaman sonra İsrail’in ve ABD’nin kontrol ettiği ve uzaktan yönettiği bir örgüt haline gelmiştir.

YAZIYI PAYLAŞ!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.