Türkiye’yi de kuşatan savaşın en tehlikeli yanı


ABD’nin Müslüman’ı

Robotlaştıran çalışması

ABD derin devletinin en önemli adamlarından F. Fukuyama, “After the Neocons: America at the Crossroads” adlı kitabında, ABD’nin askeri güç kullanmak yerine Müslümanların “kalbini ve zihnini” kazanacak bir politika izlenmesi gerektiğini savunmuştur. Bugün bütün İslam dünyasına karşı gerçekleştirilen, Türkiye’yi de kuşatan Haçlı savaşında bu savaş yöntemi kullanılmaktadır.

“İlk hedef zihinleri ve

kalpleri ele geçirmek!”

 

 

1965 yılında ABD’de kısa adı NASA olan Ulusal Havacılık ve
Uzay Dairesi, Ay’a giden Apollo Projesinin yazılımı için “Bu adam bize şart” dediği Türk Bilim Adamı Prof. Dr. Arsev H. Eraslan
’ı çağırdığında, kendisinden öncelikle ABD vatandaşı olmasını istemişti. Bilim adamımız bu öneriyi kabul etmeyip de Türk vatandaşı olarak kalacağını söyleyince, Amerikalılar kendisine şöyle bir soru yöneltmişlerdi:

“-ABD ile Türkiye arasında bir savaş çıkarsa hangi tarafta olursun?”

O yine Amerikan vatandaşı olmamakta direnmiş:

“-Vatanımdan vazgeçmem” demişti.

Sonunda “Savaştan önce 24 saat içerisinde hangi tarafa sadakatli olacağını bildireceği”ni ifade eden bir yazıyı imzalatarak bilim adamımızı NASA’ya almışlardı. [1]

ABD’nin 2001 yılında bütün İslam dünyasına karşı başlattığı, bugün hala devam eden  “Haçlı Seferi”nin baş hedefleri arasında bulunan Türkiye’de [2] Müslüman Türk milletine açık ve net bir şekilde “bu savaşta hangi tarafta olursunuz?” diye sorulsa, şüphesiz büyük bir çoğunlukla insanlarımız Eraslan’ın verdiği cevabı vereceklerdir.

Ama bugün Haçlı savaşı, cephe savaşları gibi, açıktan yapılmıyor. Müslümanların ve Türk milletinin en çok sevdiği ve saygı duyduğu manevi değerlerin kamuflaj ve yem olarak kullanıldığı tuzak programlarla zihinlerde ve yüreklerde sinsi bir şekilde gerçekleştiriliyor.

“ABD’NİN İSLAM’LA SAVAŞINDA

YENİ HEDEF ZİHİNLER”

http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQZ-5nMQOOSEIPqcwYXt_DzOI4O2llXgVR1zx4skcJ7JVMNppqSLYqjpNYABD Irak’ı işgal ederken Saddam’ın ordusundan hiçbir direnişle karşılaşmamıştı. Ama işgalden sonra Müslüman halk gruplarından cihad ve direniş eylemlerinde bulunanlar hayli çok olmuştu. Bu cihad ve direniş eylemleri, ABD ordusuna büyük kayıplar verdirmişti. Amerikan ordusunun hapishanelerde yaptığı dehşet verici işkence ve zulümler bile sözkonusu cihad ve direniş eylemlerini durduramamıştı.

Bunun üzerine ABD Müslümanlara karşı savaş yöntemini değiştirdi.

ABD’nin İslam’a karşı savaşının en ünlü isimlerinden Francis Fukuyama, “After the Neocons: America at the Crossroads” adlı kitabında, ABD’nin askeri güç kullanımının sonuç vermeyeceğini, bunun yerine Müslümanların, hangi mezhepten olursa olsun “kalbini ve zihnini” kazanacak bir politika izlenmesi gerektiğini savundu. “The Washington Post, 21 Şubat 2006 günü, Irak'ta ABD’nin kurduğu askeri okulda savaş konseptinin değiştirildiği ve direnişçilere karşı zaferin kazanılması için “gerilla savaşına karşı kültürel savaş” taktiklerinin işlenmeye başlandığı haberiyle Fukuyama’nın yeni tezinin uygulanmağa koyulduğunu duyurdu. [3]

“KILICI KININA KOYDUK ARTIK

KALPLERİ KAZANACAĞIZ”

Bu olay İslam’a karşı araştırmalarıyla sessiz ve sinsi savaş açan araştırmacılardan Hermann Stieglecker’in söylediklerini hatırlatıyor: "Şimdiye kadar Hıristiyanlar, İslâm'a hücum etmek (…) için kılıç çektiler. Çoktan beri kılıcı kınına koyduk ve Müslümanlara, Hıristiyanlığı sevdirmeye yönelmiş bir gayret sergiledik; (…) Müslümanların kalplerine ulaşabilmemiz ancak bununla mümkün olacaktır..." [4]

Fukuyama’nın ve Stieglecker’in ileri sürdükleri tezler misyoner teşkilatlarının son yıllarda Müslümanlara karşı uyguladıkları taktiklerle büyük ölçüde örtüşüyor. Misyoner merkezlerinden misyonerlere verilen talimat şöyledir: “Birinci planda öyle yapalım ki; bütün Müslümanlar, onları sevdiğimize kânî olsunlar. Böylece Müslümanların kalplerine girmeyi öğrenmiş oluruz. Misyonerlere gerekli olan, zahirde bütün Doğu ve Müslüman milletlerin adetlerine saygılı olmalarıdır. Ta ki bununla kendilerini dinleyenler arasında, fikirlerini yayma fırsatına kavuşabilsinler. Mesela: “İsa mutlaka Allah’ın oğludur” demekten kaçınmalı ki, buna inanmayan kimseler nefret etmesinler. Onlara yaklaşmak mümkün olunca istenildiği şekilde propaganda yapılabilir” [5]

“HALKLARI TASFİYE

ETMENİN YOLU”

Batılı Yazar Philip Schlesinger, Türkçe’ye “Medya, Devlet ve Ulus, Siyasal Şiddet ve Kolektif Kimlik” adıyla çevrilen kitabında, sömürgeci stratejilerinde halkları tasfiye etmenin yolunun ilk önce nereden başlaması gerektiğini şöyle anlatmıştır: “Bir halkı tasfiye etmenin ilk adımı, onun belleğini silmektir. Kitaplarını, kültürünü, tarihini imha et. Sonra başka birilerinin yeni kitaplar yazmasını, yeni bir kültür imal etmesini, yeni bir tarih icat etmesini sağla. Çok geçmeden bu ulus şimdi ve geçmişte ne olduğunu unutmaya başlayacaktır. Bu unutuş, çevresindeki dünyada daha da hızlı gerçekleşecektir.” [6]

İNSANLARI ROBOT HALİNE

GETİRMEK İÇİN KOBAY PROJESİ

CIA Eski direktörü Allen Dulles, Princeton Üniversitesi’nde 1953’te şöyle bir konuşma yapmıştır: “Hedef, insan zihnindeki savaşı kazanmaktır. Bu savaşın ilk cephesi propaganda, depolitizasyon ve sansür ile kitlesel sindirmeyi sağlamaktır. İkinci cephe ise bireyin beyninde kazanılacaktır; hedef beyin yıkama, zihin kontrolü, ideolojiyi değiştirme ve bir çok Mançurya Kobayı (Manchurian Candidate) yaratabilmektir!” [7]

“TÜRKİYE’DE ABD KÜLTÜRÜ

ATOM BOMBASI KADAR ETKİLİ”

Amerikalı uzman Max Von Thornburg, 1947 Ekim ayında The Fortune Dergisi’ndeki 'Türkiye'ye niçin yardım etmeli?' başlıklı raporunda 'İdeolojik taarruzun Amerikan Ulusal Güvenlik Stratejisi için, atom bombası kadar önemli olduğunun' altını çizmiştir. “Yalnız sermayemizi değil, hizmetlerimizi, ge­leneklerimizi, kültürümüzü ve ideallerimizi de Türkiye'ye konuşlandıracağız!” demiştir.[8]

2005 yılı sonlarında, USA Today gazetesinin yayınladığı bir habere göre Pentagon, `psikolojik savaşlar` için 400 milyon dolar ayırmıştır. Bu bütçede, `çeşitli ülkelerde basın-yayın organlarında Amerikan yanlısı mesajlar çıkmasını sağlamak` da vardır. Psikolojik savaştan sorumlu bir askeri yetkiliye dayanılarak verilen habere göre, tüm ülkelerin okuyucu ve izleyicilerinin ABD politikalarını desteklemeleri` hedeflenecek. Amerikan Özel Operasyonlar Komutanlığı’na bağlı psikolojik savaş uzmanlarınca hazırlanan, ABD’nin müttefiki olan-olmayan tüm ülkelerde uygulanacak olan programla ilgili olarak USA Today`e konuşan Psikolojik Operasyonlar Destek Birimi Başkan Yardımcısı Mike Furlong, “Ürün üzerinde elbette ‘Made in USA’ ibaresi yer almayacak” demiştir. [9]

Yani ürün yenli gözükecek, miili gözükecek o ülkenin ve toplumun kendinden gözükecek!

ZİHİN SAVAŞI İLE KİTLELER

NASIL BİÇİMLENDİRİLİYOR?

İslam dünyasına karşı Haçlı Savaşını yöneten Pentagon’un lugatına “zihin harbi” kavramını sokan Aquino’ya göre, zihin harbi, dost ve düşman bütün halklara karşı verilen stratejik, psikolojik harbin sürekli halidir. Aquino şöyle demiştir: “Yabancı kültürleri kendi ahlâk yapımızla yönlendiremezsek, o ahlâk sahipleri ile daha acımasız bir şiddetle savaşmak zorunda kalırız. Bu durumla karşılaşmamak için zihin harbiyle milletleri şekillendirmeliyiz”. [10]

Davit Ickei’nin, “Brilliant Book“ adlı kitabında, 1986 yılında bulunan ve “Sessiz bir savaş için sessiz silahlar“ isimli, ABD Donanması’nda yer alan bir belgeden söz ediliyor. Ickei, “Bu belge, beyin yıkama tekniklerini açıklamaktadır. Benim elimde bulunan versiyon, kitlesel zihin kontrolünün politikasını anlatmaktadır“ diyor.

Belgede bunun ekonomi, eğitim ve sosyal hayatta uygulanacak metotlarla nasıl başarılacağı, “Uzaktan Zihin Kontrolü”nün nasıl kullanılacağı şöyle anlatılıyor: “Bu, bir generalin yerine, bir bilgisayar programcısının çalıştırıldığı, bir silahın yerine, bir bilgisayardan; barut tozu yerine veri işlenmesiyle sevk edilen; mermilerin yerine, durumları ateşleyen bir sistemdir. Bu aşikar gürültüler çıkartmaz, aşikar fiziksel yaralanmalara neden olmaz ve herhangi bir kişinin günlük sosyal hayatına alenen müdahale etmez. (…) Halk içgüdüsüyle bir şeylerin yanlış olduğunu hissedebilir, fakat sessiz silahın teknik özellikleri nedeniyle, duygularını makul bir şekilde izah edemez veya kendi zekasıyla problemi çözemez. Bu nedenle, nasıl yardım isteyeceğini ve buna karşı kendilerini savunmak için diğerleriyle nasıl birleşeceğini bilmez. Sessiz bir silah, tedricen uygulandığında, baskı (psikolojik baskıdan ekonomik baskıya kadar) çok artarak devam edemeyecek hale gelene kadar, halk bunun varlığına uyum sağlar.” [11]

CIA: “YENİ HARP SAHASI

İNSANLARIN ZİHNİDİR”

1978 yılında Walter Boward adlı yazar, Operation Mind Control (Beyin Kontrol Harekatı) adında yayınladığı kitabında şunları anlatıyor: “CIA psikolojik silah stoklarını,  psişik silahların değişik tiplerini geliştirmeyi başararak artırmıştır. Şimdi bu kabiliyetleriyle yeni tip bir harbe girişmesi mümkündür. Bu harp görünmez, muharebe sahası ise insan zihnidir.” [12]

Willam Cooper adlı Amerikalı bir yazar, “Apokalips’in Atlıları, Gizli Örgütler ve Yeni Dünya Düzeni” adlı eserinde, ABD sömürgeciliğinin, kitleleri robot haline getiren yöntemleriyle ilgili ilginç açıklamalar yaptıktan sonra, bu açıklamalarla ilgili olarak “Kitabın yayınlanmasının ardından, kendisinin de, sözkonusu gizli merkezlerin hedefi olacağından hiç şüphesinin olmadığını” kaydetmiş, nitekim eser yayınlandıktan kısa bir süre sonra çiftliğine girerken aynı merkezler tarafından öldürülmüştür. [13]

BİZİ BİZ OLMAKTAN ÇIKARACAK

DÜŞMAN PROGRAMLARINDAN KAÇINALIM!

Özetle, ifade edecek olursak, 2001’de İslam’a ve İslam dünyasına karşı Haçlı savaşını başlatanlar ilk hedef olarak Müslümanların zihinlerini ve kalplerini belirlediler. Buna göre, bir taraftan Müslümanların kendileri gibi düşünmelerini sağladılar, bir taraftan da Müslümanlara kendilerini sevdirmenin yollarını aradılar.

Önce Afganistan’da ve Irak’ta yüzbinlerce Müslümanı tepeden bombalayarak sopayı gösterdiler, böylece en kolay ve zararsız tek çıkar yolun zihinleri değiştirmek ve kendileri  gibi düşünmek olduğunu  ifade ile adeta buna mecbursunuz dediler.

İslam ülkelerinden bu tuzağa düşenler düştü, bu oyuna gelenler geldi. Yıllar öncesinden prenslerini ve geleceğin yöneticilerini ABD’ye gönderip yetiştirenler oldu. İslam dünyasında ABD gibi düşünen ve ABD gibi strateji takip eden robot ve kobay liderler ortaya çıkarıldı.

Böyle olunca İslam dünyasında Müslümanların bu talihsiz başkalaşımın ve değişimin bedelini düşman işgalleriyle ve mağlubiyetlerle ödedikleri bir süreç başladı.

DAİMA BİZ OLARAK KALABİLMEMİZ

İÇİN NE YAPMALIYIZ?

Türkiye böyle bir bedeli ödemeye başlamadan acil olarak tedbirini almalıdır. Öncelikle kendimizi düşmanlarımız gibi düşündürecek, düşmanlarımızı sevdirecek, kısacası bizi biz olmaktan çıkaracak tuzak programlardan, düşman oyunlarından şiddetle kaçınmalı ve sakınmalıdır.

Hatırlayalım, ne demiş Fatih, Batılılara: “Benim sahip olduğum güce ve başarıya sizin hayalleriniz bile yetişemez!”

Bizim ecdadımızı bu kadar güçlü kılan, bizi biz yapan kimliğimiz, düşüncelerimiz ve değerlerimizdi. Düşman şimdi Türkiye’yi o güce bir daha ulaşmasın diye kimliğimizden ve değerlerimizden koparmağa ve uzaklaştırmağa çalışıyor.

Türkiye’yi de hedefi ve kapsamı alanına alan Haçlı savaşının en tehlikeli tarafını görelim ve hep beraber bir karar verelim: Bu savaşı kazanmamızın, varlık ve bekamızı korumamızın ilk şartı Tarihte asırlarca bizi zaferlerden zaferlere koşturan kimliğimize, değerlerimize sarılmaktır ve daima biz olarak, Fatih’lerin torunları Müslüman Türk milleti olarak kalmaktır!

Allah yardımcımız olsun, Hak davamızda bizi muvaffak eylesin!

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com

 



[1] Milliyet, 20.06.2005

[2] ABD Hampshire Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Michael Klare’nin, Pentagon’un askeri danışmanlarına yardımcı olmak üzere hazırladığı “Haydut (Serseri) Devletler ve Yasadışı Nükleer Güçler” adlı kitabında, Türkiye  tehdit edici “terörist” ve “Haydut/serseri” devletler arasında Irak, Libya, Mısır,  Suriye ve İran’la birlikte sayılıyor.

[3] Uluç Gürkan, Star Gazetesi, 25/02/2006

[4] Prof. Dr. Suat Yıldırım, “Kiliseyi İslam ile Diyalog İstemeye sevkeden sebepler”, Yeni Ümit Dergisi, Sayı : 16 Nisan-Mayıs-Haziran 1992, A.K.: A.C. Anavvati tarafından Vers un dialogu-ve... s.593\'

[5] Method of Mission Work Among Moslems, New York 1906, s. 31’den naklen İslam Ülkelerinde Emperyalizm ve Askerleri: Misyonerler, Mustafa Halidi, Ömer
Ferruh, Alem Yayınları, , s. 59

[6] Medya, Devlet ve Ulus, Siyasal Şiddet ve Kolektif Kimlik, Philip Schlesinger, çev.: Mehmet Küçük, Ayrıntı Yay., İst., 1994, s. 236’dan nakleden: Suat Parlar, Barbarlığın  En  Yüksek Aşaması ABD, s: 435

[7] Ümit Sayın, Derin Devletler, Gizli Projeler ve Kirli Gerçekler, Neden Kitap, 2006, İstanbul, s: 157

[8] Banu Avar, http://www.hakimiyetimilliye.org/index.php/turkiye-siyaset/ 1079137-sizma-operasyonu-ve-kulturel-igdis-banu-avar.html

[9] Zaman Gazetesi, 15. 12.2005, A.K.:  AA  ve Cihan Haber Ajansları.

[10] Dr. Emre Özyılmaz,  “Bir Ülkeyi Ele Geçirmenin farklı Yöntemi”, http://www.baremdergisi.com/news_detail.php?id=7587

[11] Ömer Özkaya, CIA Belgeleriyle Zihin Kontrol Operasyonları, 4. Baskı, IQ Kültür Sanat  Yay., 2003, İst., s: 53-55

[12] A.g.e., s: 72

[13] Cooper Willam, Apokalips’in Atlıları, Gizli  Örgütler ve Yeni Dünya Düzeni, Willam Cooper s: 109.

YAZIYI PAYLAŞ!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.