DURUN! DİYECEKLERİM VAR


Toplumların ve Bireylerin gelişmişliklerine ve sağlıklı olup olmadıklarına kanaat getirmek istiyorsanız onların sizlere,  topluma ve çevreye olan bakış açılarına bakmanız yeterli olacaktır inancındayım.

Bugün yolda karşılaştığınız bir tanıdığınızı düşünün. Size hitap şeklini, sorduğu soruları, onure ediş biçimini getirin gözlerinizin önüne.

Kendisinden ayrıldıktan sonraki moral durumunuz nasıl olmuştur. Bu kişi yeni bir güne başlamak üzereyken sizleri mutlu ve onurlandırıcı davranışlarda mı bulunmuştur? Yoksa tüm moralinizi altüst mü etmiştir?

Sizleri görür görmez, size bir bey olarak mı hitap etmiştir, yoksa yıkıcı bir sokak diliyle mi,  yıpranmışlığınızdan, yaşlılığınızdan, kelliğinizden, çöküşlüğünüzden mi bahsetmiştir yoksa tam aksi olsa bile genç ve yakışıklılığınızdan mı?

Maalesef bizler gerek aile bireylerimize, gerek çocuklarımıza ve gerekse çevremizdeki tüm insanlara moral verici, onlara onur verici davranışlarda bulunamıyoruz.

Hep kötü yanları görmek, hep olumsuz eleştirilerde bulunmak boynumuzun borcu olmuş durumda.

Bu neyi gösteriyor biliyor musunuz? Bizler aslında ne kendimizi ne de başkalarını sevebiliyoruz.

İçimizde tüm olumsuz durumları hep bir başkasında görerek kendi mutsuzluğumuzdan ve sıkıntılarımızdan kaçacağımıza inanıyoruz.

Bu durum aslında sadece beşer de değil tüm doğaya yansımış durumda. Ne çevremizdeki bir hayvanı sevebiliyoruz nede ağaçları ve çiçekleri.

Sanki her şey tüm olumsuzluk ve sıkıntılarla işliyor ve gelişiyor.

Bu sıkıntılı durum farkındaysanız genellikle belli bir yaşa gelmiş büyüklerde rastlanılan bir durum.

İnanın çocukların dünyası bizden daha geniş ve sevecen.

Onlar doğayı, insanları, hayvanları ve çiçekleri bizlerden daha çok seviyor ve değer veriyor.

Büyükler ise sayılardan hoşlanır. Onlara bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: " Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?" diye sormazlar.

"Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır? " diye sorarlar.

Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu.

Büyüklere "Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinden sardunyalar, damında güvercinler vardı" derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler.

Onlara " Beş Yüz Bin Lira’lık bir ev gördüm" demeniz yeter. O zaman" Aman ne güzel!" diye bağırırlar...

Yani tümüyle görüş biçimleri değişmiştir onların.

Tümüyle maddi ve tümüyle çıkarsal.

Oysa mutluluk dünyayı bir çocuğun gözüyle görebilmektir.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
30Ekm
24Eyl

Martı Jonathan Lıvıngston

22Tem

Çok Sonrasını Düşünmek

25Haz

Nemrut’un Oduncuları

18Haz

Köklerimiz ve Ahlat Ağacı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.