Köklerimiz ve Ahlat Ağacı


Niçin bir insan kendisine en yakın yaşamı seçer. Gidilecek başka bir yaşam olmadığı için mi? Ve niçin bir baba bir gece yarısı yatağından kalkıp sabahlara kadar ağlar kaybolan köpeği için? Kendisini anlayan ve eleştirmeyen başka biri kalmadığı için mi?
Neden mi bahsediyorum? Tabi ki Nuri bilge ceylandan ve son filmi Ahlat Ağacın’dan.
Herkesin ikinci yarıda bırakıp kaçtığı benimse keşke bir üç saat daha sürseydi dediğim yüz seksen sekiz dakikalık bir filmden.
Ünlü yazar ve aktör Andrey Tarkovski bir yazısında şöyle der:
‘iki tür sanatçı vardır : kendi dünyalarını şekillendirenler ve gerçeği yeniden şekillendirenler.’
Ceylan bu son filmiyle gerçeği yeniden şekillendirip en yalın haliyle önümüze seriyor. 
Toplumun kendi sorunlarından ne kadar uzaklaştığını ve hemen yanı başımızdaki insanların sorunlarının artık görülemez olduğunu, insanların salt çıkarsal söylemlerle ne derece yozlaştığını en gerçekçi yönüyle gösteriyor bir kez daha bizlere.
Filmde daha önceden hazırlanmış bir senaryonun olmadığı hissine kapıldım desem yalan olmaz. Çünkü karakterler o kadar içten konuşuyor ki sanki tüm bunlar daha önceden hazırlanıp sunulmamış gibi. Çünkü konuşan senaryo değil konuşan en içten duygularıyla insanlar. 
Ve bu insanlar bize bir kez daha şu gerçeği gösteriyor ki bizler ne kadar iyiliklerden ve güzelliklerden bahsedersek bahsedelim sığındığımız tek liman kötülükler limanı.
Maalesef hepimiz kötülüklerden besleniyoruz. Ne kendimizi ne toplumu ne de yaşamı anlamak için sarf ettiğimiz hiçbir çaba yok.
Kendimizi ve toplumu tanımak için her şeyden önce kendimiz olmak gerekmiyor mu?
Kendimiz olmak içinde önce kendimizle hesaplaşmamız gerekmiyor mu?
Peki, hangimiz bugüne kadar kendisiyle hesaplaşabilme cesareti gösterebildi?
Hangimiz kendi içlerimizde şeytanlarla boğuşup onları yenebildi?
Bizler salt dışarıdan gözlemlerimizle her şeyi ne kadar yerebiliyoruz. Ancak insanları tanıma ve anlama noktasında hiçbir çaba sarf etmiyoruz.
Oysa kötülüğün yok olması bitmesi için salt eleştiri yeterli değil insanların dünyasına girip onları bu olumsuz durumlara yönlendiren sebepleri bulup çıkarmamız gerekiyor.
Yoksa yasak meyveden bahsedip o yasak meyveyi en çok bizler tadıyorsak kötülüklerden bahsetmenin bir anlamı var mı sizce.
Hak hukuktan bahsedip en yakın komşumuzun malına zarar veriyorsak tüm bu konuşulanların ne anlamı olabilir.
İşte ceylan bize bu son filmiyle bunları anlatıyor. Hepimiz artık yaşamı söylemlerde değil pratikte görmek istiyoruz.
Hepimizin kendi kuyusunu kazıp suyu bulmaya çabaladığı bu dünya da önemli olanın bu suyu kendi yaşamımızda ve kendi köklerimizde aramanız gerektiği.
Çünkü çıkıp ta dolaşacağımız ve döneceğimiz tek yer kendi doğduğumuz topraklar.
O yüzden suyu kendi topraklarında bulmaya bak.
Ancak o zaman kendin olabilirsin ve kendinle yüzleşebilirsin. 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Eyl

Martı Jonathan Lıvıngston

22Tem

Çok Sonrasını Düşünmek

25Haz

Nemrut’un Oduncuları

18Haz

Köklerimiz ve Ahlat Ağacı

30Nis

Aristidis kompleksi

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.