Martı Jonathan Lıvıngston


‘Cehaletimizi kırabiliriz, becerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi özgür olabiliriz. 
Uçmayı öğrenebiliriz.
Fakat hiçbir şey öğrenilmemişse sonraki yaşam bir öncesinin aynısı olacaktır. Aynı sınırlar ve kazanmak için yüklenilen aynı sıkıntılar.’
Bu satırlar yıllar önce üniversitede öğrenciyken okuduğum Rıchard Bach’ın martı Jonathan Livingston adlı kitabından.
Kitap sürü gibi düşünmediği için sürüden kovulan bir martının hikayesini anlatıyor.
Martı Jonathan sadece bir martının yiyecek bulması için değil daha farklı yerler keşfetmek daha yüksek uçabilmek hatta gece bile uçuş denemeleri yaptığı için sürü lideri tarafından çağrılır. 
Kendisine bunlardan ötürü ödül verileceğini düşünür ama her şey tam tersidir. Sürüden dışlanır ve sürüden atılır.
Tüm bunlara rağmen tek başına da kalsa Martı Jonathan kendi düşüncelerinden vazgeçmez ve gün geçtikçe kendi sınırlarını aşar sıradan bir martının başaramayacağı her şeyi başarır.
Bu öykü her ne kadar bir martının yaşamını konu etse de biz insanlara güzel bir mesaj iletmek için yazılmıştır.
Yaşamı sadece yeme içme ve ihtiyaçlarını giderme olarak gören, kendi sınırlarını bir türkü keşfedemeyen, araştırmayan ve sorgulamayan ve kendini yenilemeyen kişilere bir mesaj iletmek amacıyla yazılmıştır.
Gerçekten de öyle değil midir, Hangimiz yaşamı çok farklı yönleriyle ele alıyor ve yaşama artı değer katmak için çaba sarf ediyoruz.
Yaşam sadece her akşam eve döndüğümüzde puantajımıza yazılan bir yevmiyeden mi ibarettir.
Yarının insanına ve dünyaya bırakabileceğimiz bir şeyimiz olmayacak mı?
İşte tüm bunları sorgulayan bu güzel kitabı geçenlerde bir kitapçıda gördüm bende olmayışından dolayı kütüphanemde bulunsun diye tekrardan alma ihtiyacı hissettim. İyi ki almışım yazar kitaba yıllar sonra eklemeyi düşünmeyip sakladığı 4. Bölümü de eklemiş.
Aslında bu dördüncü bölüm yazarın dünyaya dair ümitlerinin tükendiğini anlatıyor. Bir umut belki insanlık ve dünya düzelir diye bekleyen yazar işlerin daha da kötü gitmesinden ötürü ekliyor bu bölümü kitabına.
Aslında yazar a bu noktada katılmamak bir haksızlık olsa gerek. 
Gün geçtikçe savaşların arttığı insanların yurtlarından edilip öldürüldüğü, kız çocuklarının öldürülüp gömüldüğü,  insanların yoksulluğa ve açlığa itildiği, çocuğuna okul elbisesi alamadığı için kendisini intihar eden babaların olduğu bir dünyada umuttan bahsedemezsiniz. 
Bundandır ki şu son sözler dökülüyor kitaptan…
‘ otorite ve merasimlerle çevrili yirmi birinci yüzyılda özgürlük boğulmak isteniyor, Dünyamız daha güvenli bir hale getirilmek isteniyor, özgür hale değil.
Acaba biz dünyadaki özgürlüğün bitişini izleyen martılar mıydık.’ 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
30Ekm
24Eyl

Martı Jonathan Lıvıngston

22Tem

Çok Sonrasını Düşünmek

25Haz

Nemrut’un Oduncuları

18Haz

Köklerimiz ve Ahlat Ağacı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.