ORTADOĞUYA BAKIŞ’


Üç kumarcı arkadaş kumar masasında oynarlarken masaya dördüncü bir kişiyi çağırırlar ve kendileriyle oynamalarını, bundan büyük bir gurur ve onur duyacaklarını söylerler.

Bunun üzerine dördüncü şahıs hemen masaya oturur ve oyuna başlar.

Bu üç kumarcı birkaç gün bilinçli olarak dördüncü şahıs a yenilir ve kendisine hayli para kazandırır.

Ertesinde kazandığı tüm paraları alırlar.

Bu duruma üzülen oyuncuya üzülmemesini bu durumun gayet doğal olduğunu söylerler ve kendisine avans verirler. Bu avans karşılığı, tüm mal varlığını ipotek ederler ve sonuçta tümünü elinden alırlar.

Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki, savaş büyük bir kumardır. Güçlü ve emperyalist ülkelerin bir koyup on aldıkları bir kumar.

Diğerleri içinse acı, gözyaşı, sürgün, kan ve ölümdür.

Çok fazla uzağa gitmeden on beş- on altı yıldır Ortadoğu da atını koşturan güçler ne kaybetmiştir?

Kaç insanı sürgün olmuş, kaç insanı hayatını kaybetmiştir?

Kaç insanı yetim kalmış, kaç anne gözyaşı dökmüştür?

Boğulan kaç çocuğun cesedi karaya vurmuştur?

Hangi kentleri, hangi köyleri yerle bir olup viraneye dönmüştür?

Hiçbiri…

Maalesef tüm bunları bu coğrafyada yaşayan halklar çekmiştir ve halen tüm bu acıları en şiddetli haliyle çekmeye devam etmektedirler.

İnsanlar kendi öz yurtlarından koparılmış, aileler parçalanmış, sürgün edilmiş, açlık ve sefaletle karşı karşıya bırakılmıştır.

Şimdi tüm bunların yaşanmasında bu topraklarda yaşayanların hiçbir suçu yok mudur?

Bu coğrafya da hakimiyeti, yönetimi, krallığı elinde bulunduran sözüm ona liderlerin günahı yok mudur?

Bu kumar masasına bile bile oturan ve kendi halkını bu canavarların pençesine koyanlar hiç mi sorumsuzdurlar?

Bugün bu coğrafya da halkların birbirine düşürülmesine neden göz yumdular?

Neden soy, ırk ve din üstünlüğünden yola çıkıp hep egemen olmak istedi birileri?

Demokratik, ortak ve özgürlükçü bir yaşam neden desteklenmedi?

Yıllardır aynı ekmeği ve aynı suyu paylaşan yığınlar neden hep birbirine düşman gözüyle baktı?

Eksik olan neydi?

Yer altı ve yer üstü kaynakları mı, tarım mı, hayvancılık mı, doğal zenginlikler ve aynı anda yaşanan dört mevsim mi?

Hiçbir şey eksik değildi aslında.

Her şey bu topraklara fazlasıyla verilmişti.

Ne yazık ki tüm güzellikleri harbeye çevirdik. Paylaşmasını bilemedik. Hepimize fazlasıyla yeten bu güzelliklerden yararlanamadık.

Kendi bencilliğimiz, kendi hırsımız ve doymayan gözümüz hep fazlasına sahip olmak ve egemen olmak istedi.

Bu fırsat bilenler bu kini ve nefreti derinleştirdikçe derinleştirdi.

Bizler birbirimizi yakarken onlar ha bire odun taşıdı bu ateşe,

Ve ateş yükseldikçe yükseldi, dağıldıkça dağıldı.

Şimdi yanıyor her. .

Yanıyor Ortadoğu.

Nemrutların yaktığı ateş ve o ateşe atılan İbrahimler gün geçtikçe çoğalıyor.

Sonra bir taraftan ağıtlar bir taraftan alkış sesleri yükseliyor.

Gelecek karatılıyor ve bir bir yok ediliyor umutlar.

Sonra…

Bir çocuk ağlıyor

Ne beklemekle geçen zamanı

Ne de ölümü kabul etmiyor.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl

Martı Jonathan Lıvıngston

22Tem

Çok Sonrasını Düşünmek

25Haz

Nemrut’un Oduncuları

18Haz

Köklerimiz ve Ahlat Ağacı

30Nis

Aristidis kompleksi

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.