’BİZE NE OLDU?’


 “BİZE NE OLDU?”

Lütfi Parlak

            Türkiye ilerliyor, Türkiye çağ atlıyor… dense bile öyle çirkinlikler yaşıyoruz ki… Diyanet İşleri Başkanını ağlatan ve “bize ne oldu?” dedirten olayı hatırlamak zorundayız.

            Toplumsal çekişmeler, kavgalar, cinayetler bitmiyor. Gerçi “adam öldürme”  Hz. Âdem’in çocuklarının mirası denebilir. Ancak sebeplere bakılırsa insanlığın bitmiş, kanunların çökmüş olduğunu görürüz. İşte bizi kahreden budur. Yoksa zalimlerin her yerde var olması, doğası gereğidir. Mani olmak da ahlakın, kanunların… kısaca devletin görevidir.

            Millet olarak, birey olarak Suriyeli kadın cinayeti karşısında insanlığımızdan utandık. Diyanet İşleri Başkanının cenaze namazında döktüğü gözyaşları ile söylediği;  "Bize ne oldu ki vicdanımıza ve merhametimize sığınan bebeğin katili olduk” ifadesi, paslı çivi gibi kalbimize saplandı, milli benliğimizi yaraladı. Gerçekten; “bize ne oldu?”

            Kur’an haksız yere adam öldürmeyi, insanlığı öldürme şeklinde tasvir ettiğine göre hamile kadını kirletip karnındaki ve kucağındaki çocuğuyla birlikte katletme İslam’ın deyimiyle; “esfel- safilin (aşağıların en aşağısı) değil mi?.. Veda Hutbesi; “Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl bir mübarek şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınızda öyle mukaddestir, her türlü tecavüzden korunmuştur…. Müminler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz. Müslüman Müslümanın kardeşidir. Müslümana kardeşinin kanı da, malı da helal değildir.”

            Halimizi şu tablo ile kıyaslarsak durumumuz anlaşılır her halde. Din kardeşimiz çaresizlikten ağlıyorsa, canı, malı, namusu bizden dolayı tehlikede ise Müslüman olduğumuzu iddia etmemiz işe yarar mı dersiniz?  Elimizi vicdanımızın üzerine koyup düşünsek iyi olur…

Peki biz böyleyiz de yöneticilerimiz farklı mı? Hayır… Ana muhalefet; “adalet arıyorum” deyip yollara düşmüş, iktidar; “demokrasiyi koruyorum” deyip meydanları doldurmaya hazırlanıyor. Güzel de yapılanlar canileri, hırsızları, hainleri… durduruyor mu?

            Düşünüyorum da adalet yollarda aranacaksa, demokrasi meydanlarda bulunacaksa milletvekillerini neden seçiyoruz? Meclise neden gerek duyuyoruz?..

Peki iktidar-muhalefet isterse bu problemleri çözemez mi? O zaman neden bekliyorlar? Görevlerini yapmadıkları gibi bizden önce şikayet ediyorlar... Yürümekle adalet sağlanacaksa, nöbet tutularak demokrasi gelecekse iş kolay. Yürümeye de nöbete de hazırız. Fakat maksatlar farklı. Hadiseleri önlemekten çok bu işten nasıl karlı çıkarının peşindeler.

Adalet arayan CHP, hem saray yargısına güvenmiyorum deyip çalım atıyor. Hem yargıdan kaçmıyoruz deyip fiyaka yapıyor. Yani kendi milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırıp beğenmediği yargıya gönderiyor. Mahkumiyet çıkınca yollara düşüp adalet arıyor. Gel de adamların ciddiyetine inan. Demokrasi diyenlerin durumu da aynı. Söylediklerinin tam tersini yapmıyorlar mı? Maalesef bizdeki siyaset bu. Doğru söylenir ama yanlış yapılır.

            Namus cinayetlerinin arttığı günümüzde kanunların yetersiz kaldığı kadar basın yayının tutumu da kusurlu. İşledikleri sanat dalları, cinselliğin peşinde. Diziler bize ait değil sanki. Edep, haya… gericilik sayılıyor. Ektiğini biçince de en fazla gürültüyü onlar koparıyor.

            Bence düşünmemiz lazım. Devlet olarak, fert olarak tercihimizi yapmamız lazım... Yanlışa siyaset dediğimiz sürece ağlayacağımızı, kandırılacağımızı bilmemiz lazım...

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Eyl

Zil Çaldı Çocuklar

31Ağs

Aç Tavuk Misali

25Ağs

Harputlu Zöhre Kız 22

23Ağs

Harputlu Zöhre Kız 21

22Ağs

Harputlu Zöhre Kız 20

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.