Aç Tavuk Misali


Uzun bayram tatilinden sonra kaldığımız yerden hayata devam ediyoruz. Tabi dertlerimizin başında gene Amerika geliyor. Tehditleri, gündemimizi alt üst ediyor.
Doların ateşi yükseldi, F-35 şantajı, Papaz Bronson meselesi… derken Suriye yeniden karıştı. Esat Rejiminin İdlip Şehrine yaklaşması üzerine tansiyon yükseldi. Rusya Savunma Bakanlığı sözcüsü İgor Konaşenkov; “Amerikan gemileri her an Suriye’yi vurabilir” iddiasında bulundu. Yani hem karamsar bir tablo çiziverdi hem kendilerini masum gösterdi.
Acaba gerçek ne? Söylenen doğru mu?.. İşte esas mesele bu. Çünkü Rusya ve İran’ın desteğini alan rejim güçleri ilerliyor, muhalifleri yok ediyor. Dolayısıyla dünyanın şeytanı ABD’yi endişelendiriyor. Bir taraftan USS Ross uçak gemisini gönderip Akdeniz ve Basra Körfezine deniz gücü yığıyor. Tez elden yapılan haberleri muhataplarına ulaştırıyor. Diğer yandan Suriye petrollerinden hak istiyor. “Vurma” tehdidiyle baskını artırıyor.
Artık Ortadoğu’da kim haklı, kim haksız anlamak mümkün değil. Yedi yıllık iç savaşın yıkıcı etkileri ile inleyen ve terör cennetine dönüşen Suriye, yeni çatışmalara gebe. Esad güçleri bir yandan dağılan ordusunu topluyor, silah takviyesi yapıyor. Diğer yandan muhalifleri kuşatıyor. Yani İdlib’de yeni katliamların yaşanacağı yakın gibi gözüküyor.
ABD’nin harekete geçtiğini gören Rusya, karşı tarafı suçluyor. Amerika’nın kendi ajanlarına kimyasal silah kullandırıp yöreyi vuracağını iddia ediyor. Haliyle sinsi faaliyetlerini perdeleyip kılıf hazırlıyor. Yani herkes haklı gözükmek için yalan üretiyor, topu taca atıyor.
İşin garibi iki arada bir derede kalan yöneticilerimiz, bahsi geçen kör düğümü çözmek için diplomasiyi kullanmaya çalışıyor. Türkiye, Esat’a karşı ama aramız bozuk olmasına rağmen kerhen de olsa şu an ABD’yi destekliyor. Yani ruhen başka yerdeyiz, bedenen başka yerde. Bu da işimizi zorlaştırıyor. 7 Eylülde Sayın Erdoğan’ın İran’a gidecek olması, Putin ve Ruhani ile İdlib’e saldırılmaması konusunu görüşecek olması başka nasıl izah edilebilir?  
Meselenin diğer yönü çok daha acı, çok daha acıklı. Lazkiye’ye bağlı Al-Samar beldesinde konuşan Suriye Dış İşleri Bakanı Velit Muallim, Hatay’ı işaret ederek; “Bir gün geri alacağız. İskenderun Suriye’nin sancağıdır, onu er veya geç alacağız” demesi manidar değil mi? Şam’da akıl tutulması var denemez mi?  İddia, yüzbinlerce can kaybına sebep olan, nüfusunun yarıya yakını ülkeyi terk etmiş olan bir yöneticinin hayallerine benziyor mu? “Aç tavuk dişinde kendini buğday ambarında görmüş” atasözünü çağrıştırmıyor mu? 
Aslında ABD’nin Rusya ile sürtüşmesi ülkemiz için avantaj. Sözlü atışmaların bile ekonomimizi sarstığı, paramızın değerini düşürdüğü açık. Arada horozlansak da konumumuz aynı. Meğer ABD’ye bağlıymış da farkında değilmişiz. Kendi ülkemizde bile iç ticareti dolarla yönlendirip dolarla ihale açtığımıza göre Türk Lirasına demek güvenimiz yokmuş. Bakkaldaki sebzelerin bile neye göre satıldığını görüyoruz işte. Ama siyaset başka. Muhalif doğru söz bile vatana ihanet sayıldığına göre duadan başka çaremiz kalmamış demektir.        
Ne diyelim. “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini kaybettiğimiz için içte hoşgörüyü arıyoruz, dışta barışı özlüyoruz. Ama gene de Elazığ deyimiyle köyneğimizle dövüşüyoruz. 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Zil Çaldı Çocuklar

31Ağs

Aç Tavuk Misali

25Ağs

Harputlu Zöhre Kız 22

23Ağs

Harputlu Zöhre Kız 21

22Ağs

Harputlu Zöhre Kız 20

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.