AĞIR SANAYİ


 Rahmetli Erbakan Hocadan yadigâr bir deyim. Çok söyledi ama bir türlü dediğini gerçekleştiremedi. Bu gün hafif sanayide bile hayli eksiklerimiz var.

            Avrupa ile krizdeyiz. Rusya ile bahar havası yaşasak da Suriye dolayısıyla hedeflerimiz çok farklı. Onun için terslikler peşimizi bırakmıyor. Cumhurbaşkanımızın Esad’la ilgili sözleri karşılık bulduğuna göre Putin’le yakınlaşmanın çok da derinliği yok.

Erdoğan’ın şark çıkışına karşılık veren devlerin teşvikiyle Türkiye Şanghay Enerji Kulübünün 2017 dönem başkanlığını üslendi. Üyelerin dışında başkanlığın bize verilmesi, büyük bir tolerans gibi gözüküyor ama oltanın ucundaki yem gibi duruyor. AB ile aramızın bozulduğu şu günlerde böylesi bir durum, lehimize gibi gözükse de işin içyüzü çok farklı olacak galiba. Çünkü yüzümüzü doğuya çevirmemiz halinde mevcut montaj sanayimiz belki de boşa çıkacak. Zira teknolojide tamamen batıya bağlıyız. Kendimizi korumak için askerimizin eline verdiğimiz G3 bile Almanya’dan geldiğine göre işimiz zora benziyor.

            Ağır sanayimizi kurmaya çalışıyoruz fakat dış etkenlerden kurtulmak şimdilik imkânsız gibi duruyor. Zamanında gözümüzü açmamanın cezasını çekiyoruz. Gaflete kurban gitmişiz de haberimiz yok. 1950’de Erbakan ve ekibi pancar motorundan sonra Devrim motorunu üretip seri imalata geçtiler. Geçtiler ama Batının bastırmasıyla teşebbüsleri akim kaldı. Şimdi yeniden kendi motorumuzu üretmeye çalışıyoruz fakat durum eskisinden farksız. Herkesle kavga ediyoruz. İçte ve dışta çok çetin engellerle karşılaşıyoruz.

            Sanayileşme konusunda kararlıyız fakat ortaksız iş yapmakta zorlanıyoruz. Mesela Altay Tankını üretiyoruz ama teknik desten Kore, motor Alman. Atak Helikopterini üretiyoruz ama tasarım İtalyan, motor Amerikan. Hürkuş Eğitim Uçağını üretiyoruz ama Güney Kore ile birlikte. Milli savaş gemisi üretiyoruz ama İspanyol ortaklığıyla… Bu durum, elimizi kolumuzu bağlıyor. Onun için Almanya’nın sesi yüksek çıkıyor.  

            Gerçi ortak çalışma da olsa silah sanayinde bayağı mesafe almışız. Batının bize kafa tutması, işimize burnunu sokması kendi yağımızla kavrulmaya gayret etmemizdendir. Karın ağrılarının esas sebebi bu olsa gerektir. Başarılı olmamız halinde hem müşterilerini kaybedecekler hem piyasalarını yitirecekler. Yoksa PKK’yı düşündüklerinden değil.  

            Çalışıyoruz ancak kaynaklarımız dağıldığından ister istemez moralimiz bozuluyor, hızımız düşüyor. PKK’nın kırk senedir açtığı masraf, üç buçuk milyon göçmenin iaşesi, israf, talan, peşkeş çekmeler… neticesinde parasal yönden zordayız. Siyasî kavgalar nedeniyle sıkıntımız haddinden fazla. Dolayısıyla adımlarımızı sıklaştıramıyoruz. Yerli otomobil diye açıklanan İsveç Saab da aynı zaruretler yüzünde sürünüyor galiba. Çünkü ses seda çıkmıyor.

            Bana kalırsa Türkiye sanayileşemiyor. Başka milletlerin sanayi ürünleri, ülkemize taşınıyor. Malum, her insanımızın elinde cep telefonu var. Sabahtan akşama oynayıp duruyor. Ancak bizim ürettiğimiz tek telefon yok. Sayısını bilemediğimiz kadar üniversite açılmış. Çoğu yüksek lise. “Ders ver ücret al” politikasıyla bu işin üstesinden geleceğimizi sanmak mümkün değil. En iyi bildiğimiz kavga, siyasî atışma… Galiba sürünmeye devam edeceğiz.  

            “Gömleğiyle kavga etme” bize ait bir deyim olduğuna göre gelişmeleri yadırgamamak lazım. Gerçi bu kavgayı sürdürmemiz halinde on yedinci Türk devletini de tehlikeye sokacağımızı bilmemiz lazım... 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Ekm

Şehir Kültürü

04Ekm

İyi Partide Hareketlilik

29Eyl

Harputlu Zöhre Kız 23

22Eyl

Zil Çaldı Çocuklar

31Ağs

Aç Tavuk Misali

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.