Ağlayan Ülke; Doğu Türkistan


İçten içe kaynayan ama iniltileri bize ulaşmayan mazlum bir ülkenin kara bahtlı, kem talihli insanlarından söz etmek istiyorum. Esaretten kurtulamamış, Çin zulmüyle iniminim inlemiş, defalarca ayaklanmasına rağmen şansı bir türlü dönmemiş; dili unutturulmuş, dininden yoksun bırakılmış, kardeşlerinden habersiz yaşamış mağdur bir millettin acıklı halini hikâye etmek istiyorum. Yani Türk’ün anayurdu Doğu Türkistan’dan bahsetmek istiyorum…
745’te Bilge Kağanın öncülüğünde kurulan Uygur Devleti, 840’ta Kırgızlar tarafından yıkıldı. Uzun süre, Cengiz Hanın maiyetinde kalan Yusuf Has Hacip’in ülkesi, Turan’ın en medenisi, en uygarıydı. Türk Tarihinde; ilk şehir inşa eden, o şehirleri birbirine bağlayan yollar açan (Balasagun, Beş Balık, Turfan, Kaşgar, Urumçi…) onlardı. Gana ilk kubbe mimarisiyle saraylar, kütüphaneler, mabetler yapan, 14 harfli alfabelerini oluşturan, Çin’den aldığı kağıt ve matbaa ile kitap basan,  kanal açıp sulu tarıma geçen, Turfan Şehrinde sebze ve meyvecilikle uğraşırken dilimize “Turfanda sebze” sözcüğü hediye eden kadim Türk boyu.   
Uygurlar geçen yüz yılda iki defa bağımsız olabildiler: 1) 1933-34 Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti. 2)1944-49 Doğu Türkistan Cumhuriyeti. Her ikisi de Çinliler tarafından yıkılıp kendilerine bağlandı. Yöreye de “Sincan Uygur Özerk Bölgesi” adı verildi. 1980’de demografik yapısı değiştirilip Uygurlar % 47 ile azınlık durumuna düşürüldü. Cahil kalsın, kimse ile anlaşamasınlar diye otuz yılda dört defa alfabeleri değiştirildi. “Kaliteli nüfus” adıyla iki, bilahare “Bir aileye bir çocuk” sloganıyla tek çocuğa müsaade edildi.
Oruç yasaklandı. (2015) Camiler yıktırılıp toplu ibadete, evlerde seccade ve Kuran bulundurmaya izin verilmedi. Uygur kadınlarının Uygur erkeleriyle evlenmesi zorlaştırıp Çinlilerle evlenmesi kolaylaştırıldı. “Kardeş aile” projesiyle Çinli erkekler, Uygur ailelerinin içine yerleştirildi. “Eğitim Kampı” adı altında kadınlar, aylarca ailesinden uzaklaştırıldı.
Bu zulme boyun eğmeyen Osman Batur, 1940’da ayaklandı. 1943’te Altay Kazaklarının Hanı seçildi. Ancak 1951’de Çin saldırısı ile yakalanıp kurşuna dizildi.
Aynı çizgide yürüyen ikinci isim, İsa Yusuf Alptekin’di. 1946’da bir yıl doğu Türkistan hükumetinin genel sekreteri oldu. 1949 Çinliler Doğu Türkistan’ı işgal edince bir grup kadın, çoluk, çocukla Keşmir’e iltica etti. 1954’te 1850 kişi ile Türkiye’ye geldi.
İsa Yusuf, 1995’te Elazığ’a teşrifinde uzun bir röportaj yapıp Yeniçağ gazetesinde yayınlamıştım. O diyordu ki Tarihte Türklerle Çinliler çok savaştılar. Hun, Göktürk ve Uygur İmparatorluklarını yıktılar. Yıktılar ama korkudan Çin seddini yaptıklarını unutmadılar. Ecdadımızdan yedikleri dayağın acısını çıkarmak için aramıza fitne sokup bizi birbirimize düşürdüler. O eski kinden dolayı zulmettiler. Keşmir’e iltica etmemizin sebebi, bu alçaklığı dünyaya anlatmaktı. Ama parasızlıktan çabalarımız cılız ve yetersiz kaldı. Maalesef Türk dünyası, Türk olduğunu bilmiyor: Kendilerini Kazak, Kırgız, Özbek, Uygur milleti… Sanıyor. II. Dünya harbinden sonra birçok esir millet, bağımsızlığına kavuştu. BM’ye aza oldu. Biz de onlar gibi olalım dedim. Batı Türkistan Rus, Doğu Türkistan Çin zulmünden kurtulsun istedim. Başaramadım. Dolayısıyla Doğu Türkistan davasını, Elazığlılara emanet ediyorum.
Ben de bu vesile ile merhumu ve bütün doğu Türkistan şehitlerini rahmetle anıyor, torunlarına metanet diliyorum. Bırakılan emaneti, Elazığlılara hatırlatmak istiyorum.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Kas

Ağlayan Ülke; Doğu Türkistan

25Ekm

Öğrenci Andı Geri Döndü

20Ekm

Harputlu Zöhre Kız 25

20Ekm

Uçtu Uçtu Papaz Uçtu

19Ekm

Harputlu Zöhre Kız 24

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.