ANKARA GÜVEN HASTANESİ


 Peygamberimizin “beş şey gelmeden önce, beş şeyin kıymetini bilin: “…hastalık gelmeden sıhhatin…”diye devam eden hadisinde dikkat çekilen inceliği bizzat yaşadık. Tabii ki üzüldük ama sonunda sevindik, Allah şükür ettik.

            Gerçekten insanoğlu; çok şeyi unutup ihmal eder, çok az şeye değer verip aklında tutar. Çevresinde gördüğü musibetlerin, başkalarına ait olduğunu sanır. Yani başsağlığı diler ama ölüm yazgısını paylaşacağını aklına getirmez. Hasta ziyaretine gider ama hastalanacağına ihtimal vermez… Haliyle şükrü unutup nankörlüğe sapar. Onun için Allah; “Bana şükredin, nankörlük etmeyin” diye mevcut gerçeği kullarına hatırlatmak ister.

            “Düşüp kalkmayan Allah” dedikleri gibi biz de bir düştük, bir kalktık. Eşimin kalp krizi geçirmesi sonucu Ankara’ya gidip “Güven Hastanesinde” ameliyat olduk. Allah’a şükür büyük ölçüde marazdan kurtulduk. Buraya kadar olanlar şahsımla ilgili ama buradan sonrası şehrimizle alakalı. Çünkü hemşerilerimizin ülke sathında büyük başarılarını görmek gerçekten gurur vesilesi. Sahiplerini, çalışanlarını gönülden tebrik etmek lazım.  

            Herkes bilir ki başarılı iş adamlarımızın sayısı epeyce. Markalaşanlarımız da az değil. İşte onlardan biri, sağlık sektöründe önemli yer işgal eden Ankara Güven Hastanesi… Diğer ünitelerini bilmem ama kalp ameliyatlarında zirve yapmış bir kurum. Adı gibi güven verici… Ameliyattan sonra hasta bir gün yoğun bakımda yatıyor, üç gün serviste tutuluyor, beşinci gün taburcu ediliyor. Gerçekten mükemmel, daha mükemmel olmasını diliyorum. İlimiz insanının başarısını, başarımız olarak değerlendiriyorum.

            Tabi burada dile getirmem gereken bir husus da devletimizin üzerimizdeki hakları. Özel hastanede (SGK ile anlaşmalı olduğundan) yapılan kalp ameliyatında bizden sadece 1.100 TL civarında para aldılar. Aksi halde oralarda tedavi olmak bizim için imkânsız. Dolayısıyla masrafımızı üstlenen devletimiz daim olsun, milletimiz var olsun…

            Elazığlı iş adamlarından söz açmışken diğer sahalarda marka olmuş firmalarımızdan da bahsetmek lazım. Türkiye’nin neresine gidersek gidelim, Final Dershaneleri karşılar bizi. Damat, Çetinkaya Mağazalarının tabelaları önümüze çıkar. Kâbe’de vişneçürüğü mermerimiz, gözlerimizi aydınlatır… İlimizin kokusunu taşıyan o güzellikler karşısında gurur duyarız, umutla bakarız. Dolayısıyla bu sayının artmasını dileriz.

             Aslında bilgimizin kıt, hayalimizin dar olduğu bir zamanda Keban Barajı yapıldı. Arazi istimlakinden alınan paraların çoğu çarçur edildi. Yerli yerinde değerlendirilebilseydi belki bahsettiğimiz sayı, çok daha artacaktı. Etkinliğimiz zirve yapacaktı. Ardından iflas eden döviz büroları, finans kuruluşları çıktı karşımıza. Öylesine büyük sermaye kayıpları yaşamasaydık şehrimizin ekonomisi çok daha farklı olacaktı.

            Haliyle güzel ilimizin, arzuladığımız seviyede olmadığını biliyoruz. Tabii ki üzülüyoruz. Ancak sevinecek çok şeyimizin varlığını da unutmuyoruz. Her şeyden önce “gakko” olgusu, Elazığlıyı dışarıda tanıtmada tercih edilen kibar bir marka. Başkalarının ilgi ve alaka göstermesinde en büyük referans… Diğer şehirlere gidenlerin bu güzelliği fark etmemesi mümkün değil. Çünkü sıhhat ve afiyet kadar, şeref ve haysiyet de lazım. Bunları hazırlayan toplum olduğuna göre kültür değerlerimize sahip çıkmamız lazım…

 

            Hastalık nedeniyle bizi arayan, soran akraba ve arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Tabii ki Güven Hastanesini de kutluyorum.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Kas

Ağlayan Ülke; Doğu Türkistan

25Ekm

Öğrenci Andı Geri Döndü

20Ekm

Harputlu Zöhre Kız 25

20Ekm

Uçtu Uçtu Papaz Uçtu

19Ekm

Harputlu Zöhre Kız 24

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.