BİR TOPLANTININ ARDINDAN


Geçen hafta sonu İYİ partinin iki günlük Anakara toplantısına katıldım. Bir taraftar olarak değil de sıradan bir vatandaş olarak aldığım notları paylaşmak istiyorum.

Yapılan konuşmalarda hatiplerin vurguladığı ortak nokta; “İYİ Parti, merkezdeki milli duruşun temsilcisidir. Hangi görüşten olursa olsun ‘vatanseverlik’ noktasında buluşabiliyorsak, milli ve dini değerler ekseninde bir araya gelebiliyorsak hiçbir beis yoktur” anlayışıydı. Ayrıştırmayan, birleştiriciliği ön plana çıkaran bir siyasetin ortaya konuşuydu.

Somutlaştırılmaya çalışılan diğer mesele, milli birlik ve kardeşlik projesiydi. Çünkü terör örgütlerinin tasallutunda olan milli birliğimiz ve kardeşliğimiz gerçekten tehlikede. Güven zayıfladığı için kutuplaşmalar, silahlanmalar artmış durumda. Barış sürecinde ülkeye sokulan silah, patlayıcı ve mühimmatın miktarını bilen yok. Neticede yurt içine, yurt dışına göçler hızlanmış; kentlerin, ilçelerin kimlikleri, kültürleri hepten değişmiştir.

Çare üretilemediği için umutsuzluğu çağrıştıran eğitim sistemimiz, yazboz tahtasına dönmüş. Sorgulamak yerine aklı tatile gönderen bu anlayışla ilerleyemiyoruz, bir yere varamıyoruz işte. Onun için sürekli kulvar değiştiriyoruz, bünyemize uygun modeli inşa edemediğimiz için yolumuzu bulamıyoruz. Karanlık bir dehlizde inatla koşuyoruz.

Siyasette durum farklı mı sanki? Becerinin yanına bilgi birikimini koyamadığımız için tiyatro aktörü gibi rol yaparak meseleleri geçiştiriyoruz. Günü kurtarma uğruna geleceğimizi ipotek altına itiyoruz. Kırk ölçüp bir biçilecek sistemleri, tek emirle değiştirip geleceğimizi karartmaktan kaçınmıyoruz. Bu halimizle 21. Yüzyıla nasıl damga vuracağız?..

Eski bir lider şöyle diyordu: “Önce kriz çıkaracaksın. Sonra o krizi çözüp alkış alacaksın.” İşte bu eksende politika yaptığımız için havanda su döğmenin dışında iş yapamıyoruz. Ne olduran, ne öldüren cinsten bir patikayı takip etmek zorunda kalıyoruz. Halbuki siyaset ilimdir, akıl işidir. Fasit ve basit dairenin içinde dönüp dolaşmak değildir.

Modern dünya politikasında yer edinen siyasilerin bir ayağı pergelin sivri ucu gibi sabittir, diğer ucu her yere gidip gelen, herkesle konuşup buluşandır. Toplumu okuyan, ihtiyaçlarına cevap verendir. Üretime dayalı ekonomik büyümenin peşinde koşarken israfa dayalı şaşalı yaşantıdan uzak durandır. İşte mesele budur. İyi araştırılırsa Osmanlı’da saray yapımına hız verildiği dönem, son yüzyıldır. Topkapı sarayı, şaha kaldırdığı imparatorluğu 400 sene idare etmiştir. Sonraki yüzyılda yapılan 4-5 saray ise devletin yıkımını seyretmiştir.

Çare üretileceğine FETÖ bahanesiyle liyakat yerine yandaşlara yönelme, meşrulaştı.  Parti devletinin önü açıldı. Soruların çalınması, taraftarların makamlara yerleşmesi sonucunda nelerin yaşandığını 15 Temmuz’da gördük. Bu gidişin sonunda da aynı şeyleri yaşama tehlikesi var. Çarpık gidişatımızın kötü sonuçlar doğuracağından şüphemiz var…

Nedense iktidarımız da muhalefetimiz de konuşarak anlaşmaktan uzak duruyor. Muhatabını anlamayı önemsiz sayıyor. Yapılan araştırmalara göre kavgaların % 75’inin yanlış anlaşılmadan, başarının % 85’inin doğru iletişimden kaynakladığını aklına getirmiyor. İstişareyi gereksiz buluyor, burnun doğrultusunda yürümekten acayip zevk alıyor.

Yedek Subay okulunda bize: “Muhaberesiz muharebe olmaz” diyorlardı. Bu kural sadece savaş için kullanılmamalıdır. İyi bir iletişim sağlanmadan iyi bir dostluk, iyi bir arkadaşlık da kurulamaz. Akla danışılmadan müspet bir irtifaya da çıkılamaz.

Şu halde dikkat etmeliyiz. Siyasette de günlük hayatta da düşündüklerinizin hepsini söylemek yerine, söylediklerimizin hepsini düşünmek zorundayız.

 

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Eyl

Zil Çaldı Çocuklar

31Ağs

Aç Tavuk Misali

25Ağs

Harputlu Zöhre Kız 22

23Ağs

Harputlu Zöhre Kız 21

22Ağs

Harputlu Zöhre Kız 20

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.