CHP NEDEN ÇARK ETTİ


Kılıçdaroğlu şimdiye kadar göz dolduruyordu. Ilımlı ve olumlu muhalefetiyle, kabul edilir bir çizgide yürüdüğü için çok kimse tarafından takdir ediliyordu.

            Ancak HDP’li vekillerin tutuklanması üzerine CHP, nedense yön değiştirdi. “Terörü önleyin ne isterseniz vermeye hazırız” diyen beyefendi, farklı pozisyona girdi. “Milletvekili dahi olsa yargılanmalı” talebini unuttuğu gibi tersini söylemeye başladı: Bir yandan tutuklamaları anayasaya aykırı buldu. Diğer yandan yayınladıkları parti bildirisinde AKP, teröre hizmet ediyor şekvasını ortaya attı. Neticede Yeni Kapı ruhundan hızla uzaklaşıp ipleri hepten kopardı. Aklınca HDP’li seçmene göz kırptığını sanıyor.         

Dokunulmazlıkların kaldırılmasını şöyle bir hatırlayalım: Oylamada 316 AKP, 40 MHP toplam 356 milletvekili vardı. “Evet” oyu ise 376 çıkmıştı. Gizli oylamada AKP’nin çok fire vereceği şüphesi yaygın olduğundan gözler CHP’nin üzerindeydi. Dolayısıyla dokunulmazlıkların kaldırılmasında Kılıçdaroğlu’nun gayreti ve desteği şüphesizdi.

            Gün geldi devran döndü sanki. Mahkemelerin ifadeye çağırdığı HDP’li vekiller, gitmedikleri gibi kabadayılıklarına sürdürdüler. Zorla götürülünce CHP’den kaba sesler yükselmeye başladı. Milletvekilleri de yargılansın diyen Kılıçdaroğlu: “Seçimle gelenler seçimle gider” savunmasına girdi. “Seçimle geleni mafya yöntemleriyle susturacağım derseniz o ülkeye barış asla getiremezsiniz” dedi… Bu mantığı anlayamadık doğrusu.

Şunu çok iyi bilmemiz lazım ki devletin ali menfaatleri söz konusu olduğunda akan suların durması gerek. Bu gün baş belası ABD’nin PYD üzerinden çevirdiği oyunu bilmeyen yok sanırım. Yeni seçilen Trump’ın da ne yapacağı belli değil. AB, zaten bayrak açmış…

Hükümet, geçmişte yoğun tepkilerimize rağmen kötü bir davranış sergilemişti. IŞİD’in Kobani’yi alması üzerine Peşmergeyi topraklarımızdan geçirip malum ilçenin temizlenmesine yardım etmişti. Birkaç kez Salih Müslim’le görüşmüştü… İyi komşuluk ilişkileri nedeniyle hükumetin kıyak yaptığını söyleyenler az değildi. Ama bize göre yanlıştı.

ABD’nin maşalığına soyunan Salih Müslim, düşmanca davranınca Türkiye’nin tavrının değişmesi doğaldı. Ama CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu farklı düşünüyordu. PYD’nin kendi halkını temsil ettiğini söylüyor, Türkiye’nin PYD’den neden rahatsız olduğunu söylemesini istiyordu. Bir anlamda Salih Müslim’in sözcülüğünü yapıyordu. Yetmezmiş gibi tutuklamaların Türkiye’ye bedeli çok ağır olacak iddiasında bulunuyordu.

Böylece TBMM’de olmasına rağmen galiba kendini PYD’nin yanında sayıyordu.   

            Aynı kişi tutuklamalar karşısında da Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyesi gibi davranmamış; devlete gözdağı, malum tarafa taktik vermişti: “Tutuklamalar, Türkiye’yi bölme operasyonudur” kanaatini ortaya koymuştu. Cizre olaylarına ; “toplu infaz” diyen aynı vekil, şimdi de Edirne Cezaevine koşup Demirtaşa’a hem ziyarete hem destek olmaya gidiyor.

 

Sahi bu adam, HDP’li mi yoksa CHP’nin eş genel başkanı mı? HDP’li ise, “PKK bana saldırdı” diyen Kılıçdaroğlu’nun yanında işi ne?      

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Eyl

Zil Çaldı Çocuklar

31Ağs

Aç Tavuk Misali

25Ağs

Harputlu Zöhre Kız 22

23Ağs

Harputlu Zöhre Kız 21

22Ağs

Harputlu Zöhre Kız 20

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.