DIŞ POLİTİKA VE FTÖ


            Bu günlerde başımızı dertten kurtaramıyoruz. Politikamızı öylesine dar bir çerçeveye sıkıştırdık ki bir türlü sonuç üretemiyoruz: Her meselenin başı da FTÖ, sonu da FTÖ…  

Manevra sahamızı neden daralttık, bilinmez ama vatandaş olarak sığ politikalardan sıkıldık. İç karartan haberleri dinlemekten bıktık. Dolayısıyla gelişmeleri önemsemez olduk.

Dış meselelerimiz daha da beter. ABD ve Almanya ile çatıştığımız yetmedi bir de Yunanistan’ı başımıza çıkardık. Sekiz isyancı askerin verilmemesini, hakaret saydık. Genelkurmay başkanının Kardak kayalıklarını ziyaretiyle, Ede’nin ısınmasına vesile olduk.

            İşin içinde ne var, ne yok bilemiyoruz ama çıkan her problem, sadece endişemizi artırıyor. Zira önümüzde bir referandum var. Terör örgütlerinin kışkırtılacağı, çekişmenin ayyuka çıkacağı bir süreçte sakin olmamız gerekirken yeni sıkıntılara neden gerek duyuldu?  

            Kaldı ki Suriye topraklarında fiilen savaşıyoruz. Adını terör örgütü koysak da tankıyla, topuyla ordumuza ciddi kayıplar verdiren bir güç var karşımızda. Kıbrıs’ın yarısını iki günde fetheden ordumuz, aylardır bir ilçeyi alamıyor. El-bab denen kapıyı açamıyor.

Yetmezmiş gibi PKK, PYD burnumuzun dibinde kantonlar kurdu. Irak, Beşika Kampı nedeniyle Birleşmiş milletleri üzerimize salmanın gayreti içinde. Felç geçirdi, öldü… denen Esat da aynı yolun yolcusu. 1974’te kanlı EOKA’nın elinden kurtardığımız Kıbrıs, yeniden pazarlık konusu oldu. İçte PKK ve FTÖ ile kıyasiye bir savaşın yapıldığı sırada Kardak çıbanını kaşımanın, Yunanistan’la yeni bir sürtüşmeye girmenin anlamı ne?

ABD’den ilk isteğimiz, “ihtilalcileri verin.” Halbuki Ortadoğu’da yaşanan sıkıntılar; ruhumuzu karartıyor. Bu problemi çözmek yerine sadece Fetullah Gülen’i istemek ne kadar akıllıca?  Sonra Apo’yu verdiler ne yaptık ki Gülen’e de onu yapalım?

            Bana kalırsa güven kaybediyoruz. Önce politikamızı, sonra saffımızı belirlemeliyiz. Ne iddia ediyoruz, kimin yanındayız?.. En büyük müttefiklerimizin bizi, PYD’ye değiştiğini biliyoruz. PKK ile zaten içli dışlılar… Acaba bizde kusur yok mu? Yanaşacağımız limanı belirlemiş miyiz?.. Bence hayır. Kararsızlığımız nedeniyle arada kalmış görünüyoruz.

Bir ara yiğitliğimiz tuttu. ABD’ye rest çekip Rusya’nın yanında yer almaya çalıştık. NATO’ya inat Şanghay İşbirliği Örgütünün 2017’de yapılacak enerji toplantısının başkanlığını istedik ve aldık. Ardından S-300 savunma füzelerinin peşine düştük...

            Şimdi de “Deniz Kalkanı 2017” tatbikatına katılıyoruz. ABD, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, Türkiye, Kanada, İspanya ve Ukrayna ile Rusya’ya gözdağı veriyoruz. Acaba taraflara göz kırpıyor olmamız ne kadar inandırıcı, ne kadar güven verici?..

            İç politikada da şaşırtan davranışlarımız çok: Önce genelkurmay başkanı yaptığımız bir adamı, sonra silahlı terör örgütü kurmaktan ve yönetmekten tutukladık. Ardından saldık. Aramıza kırmızıçizgi çizdiğimiz PYD’yi önce koruduk. IŞİD Kobani’yi alıp PYD’yi oradan sürünce biz karşı çıktık. İlçenin geri alınması için Peşmergeyi topuyla tüfeğiyle topraklarımızdan geçirdik. Neticede bu örgütü de başımıza bela ettik.

FTÖ için de aynı şeyleri söylemek mümkün. Okyanus ötesine selam göndermedik mi? Gel de bu hasret bitsin, demedik mi? Onları, aldığımız makamlara biz atamadık mı?.. Şimdi de düşman ilan edip cezalandırıyoruz. Fikrimize katılmayanlarla kavga ediyoruz.

 Merak ediyorum, birisi; “gömleğinizle kavga ediyorsunuz” dese ona ne cevap verebiliriz?

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Eyl

Zil Çaldı Çocuklar

31Ağs

Aç Tavuk Misali

25Ağs

Harputlu Zöhre Kız 22

23Ağs

Harputlu Zöhre Kız 21

22Ağs

Harputlu Zöhre Kız 20

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.