ELAZIĞ HER YERDE OKUYOR


İki aydan beri Elazığ Milli Eğitim Müdürlüğünde hummalı bir faaliyet var. Okuma seviyemizi yükseltmek için gayret sarf ediyorlar. Tebrik etmek, yardımcı olmak lazım.

Aslında alışkanlıklar ve eğilimler biraz fıtratla alakalıdır biraz da gayretle. Bu iki husus yanyana ise okuma ihtiyacı, kendiliğinden doğacaktır. Teşvik de işin içine girince maksat hasıl olacaktır. İşte o gayreti ortaya koyma çalışan Milli Eğitim Müdürümüze ve ekibine teşekkür ediyoruz, başarı diliyoruz. Çünkü başımıza ne geliyorsa cehaletten geliyor.

Bundan 10 sene kadar önce benzer bir kampanya yapılmış, ilimizdeki öğrenci sayısınca kitap alınmıştı. Aklımda yanlış kalmadıysa valilik kanalıyla 120 bin civarında kitap temin edilip okullara dağıtılmıştı. Okuma saatleri konulmuştu. İlk emri “oku” olan bir dinin mensupları olarak epey gayret sarf etmiştik. Bütün gücümüzle çalışmıştık. Ancak çabaların ve harcamaların neticesinde ne kadar yol aldığımızı bir anketle halka duyuramamıştık.

Yaklaşık 20 gün önce bir kahvaltıda, yeni okuma kampanyasını yürüten ekiple bir araya gelmiştik. Konuşmacılar ülkemizin içinde bulunduğu ahvali anlatmışlardı. Fakat o çizilen tabloda şehrimizin durumu galiba unutulmuştu. İlimizde yapılan yayınlardan, yazarlarından, alınan kitap sayısından… söz edilmemiş, sadece genel istatistikî bilgilerle sunum yapılmıştı. Dolayısıyla merakımız giderilememişti.   

Milli Eğitim Müdürlüğü, sanıyorum Elazığ’da en fazla nüfusu istihdam eden bir kurum. En saygın, en fazla okuryazarı olan bir kuruluş… Öyle olmasına rağmen sormak istiyorum: Personeli arasında kitap yayınlayan, şiir yazan, güzel sanatlarda “ben de varım” diyenlerin sayısını biliyor mu acaba? Mahalli yazarların bir tane kitabını almışlar mı acaba?..

Bu sorularımı, daha önceki kampanya içinde sormuştum. Çünkü alınacak kitapları seçerken Elazığlı yazarlara ambargo konmuştu. Gerekçesi; “onun kitabını aldınız da benim kitabımı neden almadınız” tenkidine muhatap olmamaktı. Yani 120 bin kitabın içine 5-600 yerli eseri koymaya üşenen bir zihniyete rağmen 3 veya 5 yazarın eserini listeye koyabilmiştik. Ancak onların da bir kısmının mevcudunu bulamamıştık... İşte biz buyuz. En hayırlı kampanyalar açsak bile maalesef taşıdığımız kaygı nedeniyle maksada ulaşmıyoruz. 

Meslek hayatının büyük kısmını Elazığ’da geçirmiş biri olarak şunu gördüm: İleri gitmeye çalışanı sevmiyoruz. Çelme takmaya çalışıyoruz. Onun için İshak Sunguroğlunun, Fikret Meişoğlunun, Niyazi Yıldırımin, Ahmet kabaklının… Yerini dolduramadık. Ülke çapında tek sanatkâr yetiştiremedik. Bakan olabilecek vekil seçemedik… Layık olanlara sahip çıkamadık. Önümüzden çekilmesi için bin türlü kulp takarak kaçmasını sağladık.

Hepimiz biliyoruz ki vasıflı göç veriyor, vasıfsız göç alıyoruz. Zenginlerimizin, aydınlarımızın çoğu il dışında. Fırat Üniversitesi de olmasa halimiz nice olur bilmiyorum.

Kampanya ile ilgili toplantıda Rus yazarı Grigori Perov’un Beyaz Zambaklar Ülkesinde” adlı kitabı bana verilmişti. Çok düşünmüş, biraz da üzülmüştüm. Acaba Elazığlı yazarlardan birinin kitabı kampanyaya yakışmaz mıydı? Marifet iltifata tabi olduğuna göre yazarlarımızı gayrete getirecek bir teşvikin içine girilse olmaz mıydı?

Maksadım kıt kanaat bir şeyler yapmaya çalışan Milli Eğitimin bu güzel faaliyeti karalamak değildir. Sadece ve sadece beklentilerimizi dile getirmektir. Yoksa şehrimiz için, insanımız için elini taşın altına koyan herkese şükranlarımızı sunmak boynumuzun borcudur.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Ekm

Harputlu Zöhre Kız 24

13Ekm

Şehir Kültürü

04Ekm

İyi Partide Hareketlilik

29Eyl

Harputlu Zöhre Kız 23

22Eyl

Zil Çaldı Çocuklar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.