Harputlu Zöhre Kız 25


Yerli halk da şaşkın ve perişandı. Yurdundan, yuvasından ayrılıp yollara düşmüştü. Her yer, çaresiz insanlarla doluydu. Ayakları yalın, sırtları çıplak, karınları açtı. Kararsız yağmurun çiselemesine aldırdıkları yoktu. İhmalin, ilgisizliğin bedelini ödedikleri için his ve heyecanları kurumuş; kalpleri, rüzgâra tutulmuş bayrak gibi çırpınmasına rağmen hareketleri gayet yavaştı. Bu korkunç bir faciaydı. Nefret karanlığını dağıtmak için uğraşan kumandan, bütün çabalarına, didinmelerine rağmen başarıya ulaşamıyordu. Gene de hazin bir sesle:  
-Arkadaşlar, işinize yarar mı bilmem ama hem dertleşmek hem sohbet etmek istiyorum. Durumumuzun nazikliğini herkesin bildiğini sanıyorum. Halimiz, moralimiz bozuk olduğuna göre sakınmanın yararı yok ki. İnatla direniyoruz, severek ölüyoruz ama her cephede yeniliyoruz, her cephede geri çekiliyoruz. Trablusgarp Savaşında tırnakları çekilse de dişleri sökülse de Osmanlı, aslandı. Ama Balkanlarda güçsüzlüğü anlaşıldığı için çakalların, sırtlanların saldırısına uğradı. Edirne, Kırklareli, Lüleburgaz elimizden çıkıp istilacıların emrine girdi. Selim’in son arzusu, Sinan’ın en seçkin camisi elimizden çıktı. Yenilgimiz Londra Anlaşmasıyla maalesef kayıtlara geçti. Yorgun ve perişan ordumuz hızla geri çekildi.  
Kumandan boğulmamak için ağzını yukarı kaldırıp bir iki derin nefes aldıktan sonra saklamak için yaşlı gözlerini yere indirdi. Kaşıyormuş havası vererek kirpiklerine takılan iri damlaları yok etmeye çalıştı. Aslına bakılırsa gerek yoktu. Şu meydanda ondan farklı olan var mıydı ki? Herkes aynıydı, kumandan da bunun farkındaydı. Ama asker ağlamaz dedikleri için sakınmak, duygularını saklamak zorundaydı. Ve neticede düşüncenin ateşi söndüğünden sessizlik başladı. Bir iki yutkunup kendine çekidüzen verdikten sonra tok ve kuru bir sesle: 
-Kıymetli askerlerim! Başımıza gelenleri, kaderle ilişkilendirmek lazım. Yenilgimizi, başarısızlıkmış gibi görmemek lazım… Hani bir söz vardır; “Tanrı isterse kulun işini, mermere geçirir dişini. Yok istemezse kulun işini, muhallebi yerken kırar dişini.” Demek koca Osmanlı, bu günleri de görecekmiş. Muhannete el açacakmış. Evlatları, sınır boylarında dal iken devrilecekmiş... Neylersin? “Ok gibi doğru olanı yabana atarlar, yay gibi eğri olanı elde tutarlar” dedikleri zamanmış. Gerçi karanlıklar da uzun sürmüyor ya. İşte düşmanlarımız…
Büyük ganimete konan Bulgaristan’ı çekemeyen müttefiki Yunanlılar, saldırıya geçti. Kıran kırana yapılan savaşı fırsat bilen ordumuz, Edirne ve Kırklareli’ni geri aldı. Aldı ama büyük devletlerin engel çıkarmasıyla daha ileriye gidemedi. Bükreş Anlaşmasıyla şu an bulunduğumuz yerde kısıldık kaldık. Bir anlamda yeni sınırımızı çizdik. Bundan sonrasına gelince… Bilmiyorum ama vaziyetin değişeceğini, yarının bu günden daha iyi olacağını sanmıyorum… Tek duam; Allah bizi korusun, yardımını üzerimizden esirgemesin.   
Duyduklarının ve elindeki notların sancısıyla yüreği sızlayan Hafız Bilal, taştan yontulmuş heykel gibi bulunduğu yere sabitlenmişti. Askerliği savaşlarla geçmesine rağmen hiçbir cephede ciddi başarı görememiş, sivilde de askerde de hep kaybetmişti. Acısını, sancısını dindirmek için Zöhre’nin yarasına sardığı kanlı mendili çıkarıp kokladı. Kalbini ısıtan saç telleriyle avunmaya çalıştı. Yaşadığı belaların içinde sanki o mendil, varlığını koruyor, kendisini müdafaa ederken koynundaki sihirden kuvvet alıyordu. Alıyordu ama Harput’taki ailesi, Zöhre’si bundan habersizdi. Çatışmaların faciaya dönüşmesi sebebiyle müezzinden, onun gibi kınalı kuzulardan umutlarını kestikleri için ihtimal ki ağlıyorlardı. Yukarışehirli, hissesine düşen acıya, sancıya katlanmak zorunda olduğunu biliyordu. 
Savaş bittiğine göre herkes ailesini, yuvasını düşünmeye başlamıştı. Alev alan elemleri, özlemleri, gamları, kederleri… terhisle perçinlenmişti. Umutların kesildiği şehirlerine, köylerine dönüşün önü açılmıştı. Hasretin korlaşıp yüreklerini yaktığı şu günlerde, geçmişi düşünmenin değil, geri dönmenin vaktiydi. Hele içi aşk ateşiyle dağlanan Bilal için saniyeler bile yıl sayılıyordu. Sevdiğini benliğinde yaşatırken kendini unutuyor, ruhu Kaf Dağının Anka’sı gibi havalarda uçuyordu. Etrafında dönen pervaneye aldırış etmeyen güneş gibi aradaki mesafeyi hepten açıyordu. Bir an evvel Zöhre’sine kavuşmak, tek arzusuydu.   
Bilal’in aldığı notlara göre yapılan savaşların çoğu aleyhimize bitmiş, aç susuz kalan vatan evlatları, kan kusmuştu. Şehitlerin haddini hesabını bilen, kaydını kuyudunu tutan yoktu. Öldürmeyen Allah, kendisini öldürmemiş, sanki de aradan sıyrılıp çıkıvermişti. 
Günler sonra terhis olup Harput’a döndü. Eriyip yok olmaya yüz tutan Irgat Hasan’la,  sevinci cinnete dönüşen Ekmekçi Güllü’nün bahtına gün doğdu.  Sözün yetersiz, dilin kifayetsiz kaldığı anı yaşıyorlardı. Yaşlı ve zayıf gözleriyle iyi seçmeseler de güneye bakan çıplak yamaçlar süslenmiş, köhne evleri şenelmişti. Haneleri; “göz aydınlığına” gelenlerle dolmuş; mahalleleri, hatta bütün Harput, bütün Mezre bayram yerine dönmüştü.  
O mutlu günler art arda geçerken Bilal, evine ocağına kavuşmanın sevincini yaşıyordu. Ancak yetmiyordu. Gözünü gönlünü doyurmuyordu. En büyük derdi, uzaktan gördüğü Zöhre’si ile konuşup dertleşmekti, hatıra defterine yazdıklarını paylaşmaktı. Böylece acıları dinecek, iyileşmeyen yarası kabuk bağlayacaktı. Ancak şiddetle arzu etmesine rağmen istediği fırsatı henüz yakalayamamış, bağrını yakan ateşi söndürme imkânı bulamamıştı. 
Aklına getirmekten korktuğu bir mesele de; aralarındaki sevgi bağı, bilmediği bir sebeple kopmuş olamaz mıydı? Kimseye soramasa bile sevgilisini ilgisiz sansa bile kalbindeki aşk; azalacağına çoğalıyor, bütün benliğini kaplıyordu. Canlanan koynundaki mendil, hareketlenen içindeki saçlar onu; hem sihirbaza çeviriyordu, hem hokkabaza dönüştürüyordu.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Ekm

Öğrenci Andı Geri Döndü

20Ekm

Harputlu Zöhre Kız 25

20Ekm

Uçtu Uçtu Papaz Uçtu

19Ekm

Harputlu Zöhre Kız 24

17Ekm

Harputlu Zöhre Kız 24

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.