İRAN’DA DEĞİŞİM ZAMANI MI?


Komşumuz İran’da vahim hadiseler cereyan ediyor. Sokak hareketleri arttığına, ölü sayısı çoğaldığına göre işin nereye varacağını kestirmek giderek zorlaşıyor.

İnsanlar elbette rahat yaşamak istiyor. Düşündüğünü konuşmak, haklarını kullanmak istiyor… fakat ülkenin zararına olacak, milletin geleceğini tehlikeye atacak davranışlardan da uzak durmak gerekiyor. Fitneye meydan vermemek, İsrail’e ABD’ye “oh” dedirtmemek gerekiyor… Elbette ilk hareketler, masumane hak arayışı olarak nitelendirilebilir. Ama sonucun nereye yöneldiğini kaç Müslüman ülkenin bu şekilde yıkıldığını hep birlikte gördük.

Saddam zalimdi. Halkının karşı çıkması gayet doğaldı. Peki zalim gitti de yerine kim geldi? ABD’nin işlediği zulüm, öncekileri aratmadı mı? Hiç değilse Iraklılar, Saddam zamanında namuslarına sahiptiler. Ya sonra? Coniler, harem-i ismetlerini çiğnemedi mi? Aynı şeyler Libya’da yaşanmadı mı? Kaddafi hilkat garibesi bir adamdı. Sevmek mümkün değildi. Fakat şimdi daha mı iyi oldu? Afganistan’da Ruslar çıkartıldı. Yerine ABD oturdu. Peki ne değişti? Suriye halkının Esat Sülalesini sevmesi beklenemezdi. Beklenemezdi ama ya şimdi?..

İran da benzer bir çizgiye çekildi. Rejimini alkışlamak elbette mümkün değil. Ancak (Allah korusun) iç savaş çıkarsa müdahaleye hazır olan İsrail ve ABD, İran yöneticilerinden daha mı insaflı? “İran’da değişim zamanı” diyen ve konuyu BM’ye taşıyan Trump’un: Yöneticiler diktatör, halk fakir. Paralar Suriye’de harcanıyor… iddiası, gerçek mi?

Eğer diktatörlük istenmiyorsa Suudi Arabistan neden müttefikiniz? Halkın refahına harcanacak paranın çarçur edilmesi söz konusuysa 750 milyar dolar Arap parasının ABD’de işi ne? 350 milyar dolarlık silah anlaşması yapmasının anlamı ne?..  Efendim değişim zamanıymış. Peki dünyanın dörtte üçü birleşmiş milletler genel kurulunda; Kudüs, İsrail’in baş kenti olamaz demesine rağmen neden siz değişmiyorsunuz, bildiğinizden şaşmıyorsunuz?      

İslam âlemi sen-ben kavgasını bırakmaz ABD’nin koltuğuna girmeyi şeref addederse sıra diğerlerine de gelecektir. Küçücük İsrail, “Arz-ı Mevut” denen Fırat ile Nil arasını, topraklarına katacaktır. Müslümanlara da zavallı çocuklar gibi ağlamak düşecektir.

İslam İşbirliği Teşkilatının İstanbul zirvesinde önemli bir karar çıktı ve o çabalar, ta Birleşmiş Milletlere yansıdı. Küçümsenmez bir başarıydı. Fakat pratikte bir anlam ifade etmedi. “Namusumuz, şerefimiz” denen Kudüs, şu an İsrail’in elinde. Dolayısıyla yapılanalar veya atılan nutuklar, şehrin kurtarılmasına katkısı sağlamadı. Üstelik Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, hem gündemi değiştirmek hem günah çıkarmak için Türkiye’ye söylemediğini bırakmadı: Osmanlı hilafet devleti değilmiş, Fahrettin Paşa hırsızmış…

İddia sahipleri, İsrail’in gönlünü almanın peşindeler. Kâbe imamı Sudeysi; “Suudi Arabistan ve ABD dünyanın iki kutbu. Allah’a hamdolsun dünyaya birlikte liderlik ediyorlar” diyebiliyorsa iğneyi Trump’tan önce kendimize batırmalıyız.

Ben İran’ın köklü bir devlet geleneğine sahip olduğuna inanıyorum. Halkın heyecana kapıldıklarını, ABD’nin değirmenine su taşıdıklarını anlayıp bu tehlikeli gidişattan vazgeçeceklerini umuyorum. Yoksa Irak, Libya, Suriye kervanına onlar da katılacaktır. Yani İran’da değişimden önce akıllarını başlarına devşirme zamanıdır.

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
31Ağs

Aç Tavuk Misali

25Ağs

Harputlu Zöhre Kız 22

23Ağs

Harputlu Zöhre Kız 21

22Ağs

Harputlu Zöhre Kız 20

21Ağs

Harputlu Zöhre Kız 19

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.