İran’ın Sinsiliği


Birbirimize muhtaç olmamıza rağmen İran bildiğini okuyor, sinsiliğine devam ediyor. Biz yaklaştıkça o kuşkulanıyor ya da kuşkulandığını ayan beyan ortaya koyuyor.
Suriye konusunda az çok ittifak yapmamıza rağmen Acem yetkililerin aykırı söylemleri, sert çıkışları kıran gidiyor. Ne yapmaya çalıştıkları anlaşılmıyor. Hele PKK konusunda… Aynı şeyleri söyleyip ayrı şeyleri icra ettiğimiz gözlerden kaçmıyor. Ambargoyu deldiğimiz için başımıza gelmeyenin kalmadığı biliniyor. Bir genel müdürümüz hâlâ Amerika’da rehin. Verilecek para cezanın miktarı hakkında korkunç haberler var. Yani uğruna risk aldığımız komşumuz, ayağımıza dolanmak için sanki fırsat kolluyor. Dostane hareketimizi, düşmanca sayıp halisane davranışlarımızı art niyetli sanıyor.
Gerçi bazı idarecilerimizin bu hengâmeden yararlandığı, ayakkabı kutularını dolarla doldurduğu, milyonluk kol saati hediye aldığı hakikat. Ancak o ayrı konu. Komşumuz için yüklendiğimiz risk yani ABD ile aramızı bozan meselelerde İran faktörü ayrı konu…
Amerika ile İsrail, her durumda kendilerini kınıyor, tehdit ediyor. Gerektiğinde Suriye’deki İran kuvvetlerine saldırıp askerlerini öldürüyor. Hava taarruzlarıyla tesislerini yakıyor, yıkıyor. Mollalar ise meseleyi, sadece kuru gürültülerle geçiştiriyor.
Netanyahu, hafta sonunda Putin ve Pompeo ile görüştüğünü; “Suriye’deki İran güçlerini sınırda değil tüm ülkede vuracağını” açık açık söyledi. Birkaç defa dediğini de yaptı. Ama İran susuyor. Bir taraftan Türkiye ile Kandil’e ortak harekât yapacağından bahsediliyor. Genelkurmay başkanının Ankara ziyaretinde konunun netleştiği iddia ediliyor. Diğer taraftan aynı Genelkurmay Başkanı Şikarçi, Türk ordusunun Kandil operasyonuna karşı olduğunu söylüyor: “Terörle mücadele bahanesiyle üçüncü ülke sınırları içine operasyon yapılmasını gayrı meşru bir eylem olarak görüyor.” Acaba hangisi doğru, hangisi yanlış?
Malum, Türkiye son dönemde PKK’ye karşı büyük bir taarruz başlattı. Suriye topraklarında iki noktaya başarılı operasyonlar gerçekleştirdi. O zaman da homurdananlar arasında İran vardı, şimdi de. TSK’nın PKK’nin yerel konsey kurduğu Kandil’e yönelmesini gayrı meşru sayıyor. Gene aynı devletin dış işleri sözcüsü Kasimi, Kandil operasyonumuzla ilgili “bilgilerinin olmadığını” iddia ediyor. Tam bir muamma, komşumuza ait bir sabıka.
Bir zamanlar dostluk gösterileri yapan, iktidar partisinin kongresinde; “Türkiye seninle gurur duyuyor” denen Kuzey Iraklı Peşmerge lider de işin içine sokuldu, harekete geçirildi. Kobani’yi kurtarmaları için yol verilen şakilerin Türk yetkililerine yazdıkları methiyeler unutulmadan diş gösterme pozisyonu başlatıldı. PYD’ye verdikleri gizli destek alenileşti:
 “Kürdistan Parlamentosu temsilcilerinin (kuzey Suriye) ziyareti hem Afrin hem Kürdistan halkı için önemli bir mesajdır. Türkiye ve Türkiye’ye bağlı isyancıların işgali karşısında başlatılan Afrin direnişi, son derece güçlüdür. Afrin’e yapılan saldırı tüm Kürdistan halkına yapılmıştır. Afrin zaferi de tüm Kürdistan’ın zaferi olacaktır.” İşte size deli saçması. Afrin’in direnişi güçlüyse neden bir gecede boşalttınız? Yöreye şimdi kim hâkim? Sizler neredesiniz?
İşte böylesi bir ortamda İran’ın onlardan yana hareketlenmesi, hasımane tavır sergilemesi gerçekten vahim. Bu durumda yanardöner davranan İran’a nasıl güvenilecek? Yapılan anlaşmalar nasıl uygulanacak? İsrail tehdidi gerçekleşirse tavrımız ne olacak?
Anladığım kadarıyla komşularımızla dostluğumuz, günü birlik değişebilecek kadar gevşek. Dokununca kopacak kadar zayıf. Bu demektir ki bölgemizdeki karışıklıklar sürecek.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Zil Çaldı Çocuklar

31Ağs

Aç Tavuk Misali

25Ağs

Harputlu Zöhre Kız 22

23Ağs

Harputlu Zöhre Kız 21

22Ağs

Harputlu Zöhre Kız 20

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.