KUZEY KORE ÇILGINLIĞI


 KUZEY KORE ÇILGINLIĞI

Lütfi Parlak

            Bu günlerde Zarrab’ın gölgesinde kalan Kore meselesi, çılgınlık denebilecek bir noktaya geldi. Üçüncü dünya savaşını başlatması, an meselesi.

            Güney Kore, bir yandan Kuzey Kore ile sürtüşüyor. Diğer yandan ABD ile (4-8 Aralık) tatbikat yapıyor. Korkunç görüntüler, savaş provalarını çağrıştırıyor: 230 bombardıman uçağı, 12 bin asker… Kuzey Kore, bu olup biteni kışkırtma diye nitelendirirken her an nükleer savaşa dönüşebileceği uyarısında bulunuyor. Ardından da füzelerinin ABD’nin her noktasını vurabileceği tehdidini savuruyor. ABD’de ise Kuzey Kore ile savaşma ihtimalinin gün geçtikçe arttığını söylüyor… Gerçekten kaygı verici bir durum.

            Aslında ABD, dünyanın her yerine belasını arıyor. Her yerde huzur bozuyor. Suriye’de mi yok, Irak’ta mı yok, Afganistan’da mı yok, Baltık’ta mı yok, Basra’da mi yok… Şimdi de Kudüs’ü kana bulamanın peşinde. PYD ve Zarrab konusunda Türkiye’nin başını ağrıtıyor. Galiba burunları yere sürtülmedikçe huylarından vazgeçmeyecekler. İşte böylesine kritik bir zamanda başbakanımız, sessiz sedasız Güney Kore’yi ziyarete gitti.  

            Görüşülen konulara bakılırsa kalıplaşmış cümleler tekrar edildi: Diplomatik ilişkilerimizin 60. senesi olduğundan; 1-Siyasi, ekonomik, ticari ve kültürel işbirliği 2-Terörle mücadele 3-Düzensiz göç sorunu 4-uluslararası meseleler görüşüldü… Başbakan yaptığı konuşmada 1950-53 Kore Savaşında Türkiye’nin de yer aldığını hatırlatıp; “O günlerde başlayan dostluğumuz, bu savaşın sonunda dostluktan öte kan kardeşliğine dönüşmüş oldu” diyerek nazik ve çatışmalı ortamdaki Güney Kore’nin yanında yer aldığını ima etti.

            Başımı ellerimin arasına alıp çok düşündüm: Güney Kore ile ticari ilişkilerimiz ne durumda: 2014 yılında 6.6 milyar dolarlık ticaret hacmimiz var. Onlara sattığımız malın tutarı sadece 655 milyon dolar. 2016’da 7 milyar dolarlık ticaret yapmışız. Sattığımız malın tutarı 519 milyon dolar… Şimdi şu kritik zamanda bu tablonun konuşulacak neyi olabilir acaba?

            Terörle mücadelede Güney Kore ile bir sıkıntı yaşanmadığına göre görüşülecek ne var? Düzensiz göçün muhatabı onlar mı? Uluslararası konuların başında ABD zorbalığı geliyor. Güney Kore’ye maddi katkı sağlayamayacağımıza göre şu yapılanlar, ABD’ye dolaylı destekten başka nedir? Yani çatışıyor gözüksek de paslaşıyoruz, göz kırpıyoruz.

            Ülkenin menfaatleri neredeyse yöneticilerimizin orada olması bizi elbette memnun eder. Ama bir taraftan “Ey ABD…” deyip öbür tarafta “emrine amadeyim” imaı, gerçekten hoş değil. Bu tatbikat bittikten sonra gidilseydi en azından Kuzey Kore’yi karşımıza almamış olurduk. Yoksa Kuzey Kore’nin de ABD’nin de İsrail’in de canı cehenneme…

            Şunu söylemek istiyorum. Son senelerde uluslararası hiçbir problem çözemediğimiz gibi sayısını daha da artırdık. Daha da karmaşık hale getirdik… Ege adalarından vazgeçtik ufacık kayalıkları bile Yunanistan’a kaptırdık. Kıbrıs’ın ne olacağı belli değil. Kerkük meselesi Kuzey Irak’ın tamamını kapladı. Suriye, içinden çıkılmaz hale geldi. Mısır hakeza… Batılı ülkelerle durumumuz farklı mı sanki? Hangisiyle iyiyiz? Rusya ile suni bir bahar havası yaşıyoruz ama ne Kırım meselesini çözebildik ne Ermeni meselesini? İran’la şimdilik dost görünüyoruz. Ancak onlar da Zarrab denen belayı başımıza sardılar.

 

            İç politika ile dış politikayı birbirinden ayırmadığımız sürece bu konuları daha çok konuşur, çok tartışırız. Zararlı çıkınca da birbirimize düşeriz.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Ekm

Şehir Kültürü

04Ekm

İyi Partide Hareketlilik

29Eyl

Harputlu Zöhre Kız 23

22Eyl

Zil Çaldı Çocuklar

31Ağs

Aç Tavuk Misali

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.