MANDACILIĞIN YENİ BOYUTU


            İstiklal Savaşında ortaya çıkan mandacılığı her vesile ile kınadık. Kınıyoruz ama aynı anlayışın bir şekilde devam ettiğini de görüyoruz.

            Amerikalılarla aramız açık. PKK ve PYD’ye yardım ettiklerinden, burnumuzun dibinde devletcikler kurdurduklarından ilişkilerimiz soğuk. Hele FTÖ’ye ihtilal yaptırdıkları kanaatiyle sıkıntılarımız hat safhada. O nedenle Rusya ile kol kola girdiğimiz, yeni anlaşmalar yaptığımız malum. Şanghay İşbirliği Örgütüne girmeye, S 400 füzelerini almaya çalıştığımızı kabul etmeyenimiz çıkmaz her halde… Bunlarda ne var diyeceksiniz? 

            Tabii ki bir devletin, menfaatine taraf yüzünü döndürmesi kızılacak, kınanacak bir durum değildir. Ne pahasına olursa olsun Batının yanında yer alma zorunluluğu yoktur. AB’a girmek için yüz sene daha beklemek abestir… Dolayısıyla bize duyulan güveni sarsmadan, kaypaklığa kaçmadan yeni dostlar edinmemiz, yeni ittifaklar kurmamız hakkımızdır.

            Ancak iç ve dış ilişkilerimiz kötüye gidiyor. Konuşulanlar, bizi küçültüyor. Amerikan mandası olduğumuz intibaı veriyor. Televizyonlarımız, yorumcularımız Suriye’ye atılan füzelerden dolayı etekleri zil çalıyor, gavurun reklamını yapmaktan yorulmuyor. Bu gün söyledikleri, yarın yalanlansa bile yüzleri kızarmıyor. “Yerle bir edildi” denen Şayrat Hava üssü, harıl harıl işliyor. Suriye savaş uçakları, oradan kalkıp bombalamaya devam ediyor.

            İşin garibi, yalanlarıyla bizi etkiliyor olmaları… Onun için ABD’nin saldırganlığını alkışlıyor, hatta “olumlu buluyor, devamını diliyoruz.” Böylece zalim Esat’ı güya cezalandırıyoruz. Kimse dönüp de Amerika’dan daha mücrim, daha zalim var mı diye sormuyor? Onları alkışlamakla şeytanı alkışlamanın arasında farkı görmek istemiyor. Bombalayanın Haçlı, bombalanan İslam memleketi olduğunu aklına getirmiyor. Bu duruma sevinmenin, devamını dilemenin kitabımızda var olup olmadığına bakmıyor.

            Aklımıza şu soru gelebilir: Esad’ın yaptıkları doğru mu?.. Elbette değil. Babası zalimdi, kendisi de zalim oğlu zalim. Bu durumda Allah, ABD’yi Esat’ın üzerine salması ibretlik bir konu. Ama Conilere destek verip alkışlamak, bence yanlış. Bir hadiste; “Kim zalime yardım ederse Allah o zalimi, ona musallat eder.” işte anlatmak istediğim bu.

Hepimiz biliyoruz ki Amerika’ya ne kadar yardım etsek de o fırsatını bulunca bildiğini yapıyor. Burnumuzun dibindeki muzırı, birken ikiye çıkardığı biliniyor. Bu kadar tecrübeye rağmen Esad’e karşı Amerikan zulmünü alkışlamak nasıl doğru olabilir? Kaldı ki bombalan Esat değil, mazlum Suriye halkı. Orada ağlayan kadınların, diğer bölgelerde felakete uğrayan kadılardan farkı ne? Bence gavuru alkışlamak Müslüman’a asla yakışmaz. 

İşte bu riyakârlığımız nedeniyle güvenimizi kaybettik. Bir taraftan Rusya ile flört ediyoruz, diğer taraftan ABD’nin sömürgesi gibi davranmaya devam ediyoruz. Bu da Rusya’yı kızdırıyor. Dikkat edilirse yaklaşmaya çalıştığımız Rusya, Afrin’de PYD ile yan yana. Halbuki biz Kobani’de ABD’yi PYD’ile gördüğümüz için eski müttefikimizden kopmuştuk. O zaman sormak lazım: Yılana sarılmakla çayana sarılmanın arasında ki fark ne?

Bir ara İncirlik’i kapatma cakası yaptık. Şimdi de ABD’ İncirlik’i boşaltıyor diye yakınmaya başladık. Avrupa ile kılıç kalkan oynarken Avrupa Bakanlığımızın faaliyetlerini sürdürmesi doğru mu?.. Bu zihin karıştıran tavırlara müspet diyenimiz var mı?

Önce kendimize gelmemiz lazım, manda ağzıyla konuşmamamız lazım… Aksi halde söylediklerimizi kimse duymaz. Duysa bile kaale almaz.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Ekm

Uçtu Uçtu Papaz Uçtu

17Ekm

Harputlu Zöhre Kız 24

13Ekm

Şehir Kültürü

04Ekm

İyi Partide Hareketlilik

29Eyl

Harputlu Zöhre Kız 23

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.