REFERANDUM VE ŞEYH SAİT


            Referandum yaklaştıkça bazı siyasetçiler çıldırdı. Bir oy için ayakaltındakini baş üstüne çıkarmaya, baş üstündekini ayakaltına indirmeye başladı.

            Demokrasilerde herkes, fikrinin propagandasını yapıp halktan oy isteyebilir. Bir sakınca yok. Ancak siyaset yapıyorum zannıyla milletin değerleriyle oynamak hiç de hoş değil. İşte Diyarbakır’da açılan bez afiş… “Her ‘evet’ Şeyh Sait ve arkadaşlarına bir Fatiha’dır” iddiası yersiz bir örnek. Sonra anayasa oylamasıyla alakası ne? Nasıl yorumlanırsa yorumlansın Şeyh Said hareketi, düpedüz isyandır, ülke topraklarını parçalamaktır.

            Anlayamadığım bir konu Artuklu, Selçuklu, Osmanlı şehri… yani özbeöz Türk şehri olan Diyarbakır’ın, böylesi menfiliklere sahne edilmesidir. Bölücü sloganlara malzeme yapılmasıdır. Mesut Yılmaz1999’da; “AB’a giden yol Diyarbakır’dan geçer” demişti. Devrin başbakanı Erdoğan, Mesut Barzani ve Şivan Parverle 2013’te “Kürdistan” deyimini burada kullanmıştı. PKK zaten orayı başkent ilan etmiş… Yoksa o güzel kentin üzerinde bir uğursuzluk mu çökmüş ki konuşanın dili sürçüyor? Şimdi de bir siyasi, aynı yerde halkı, cumhuriyeti kuranlara değil, yıkmak için isyan edenlere Fatiha okumaya çağırıyor.

            Üç beş sene önce bürokraside de benzer şeyleri yaşamıştı. Diyarbakır’a atanan bir valinin; “Ne mutlu Türk’üm diyene” takını kaldırması, ilk icraatı olmuştu. Sonuçta iktidara, bir taşla iki kuşu vurma imkânı vermişti. Hem bölücülere göz kırpılmış hem “yerimi pekiştireyim” diyen valiyi koltuğundan ederek milliyetçilere olumlu mesaj verilmişti..

            Siyasetin keskin dönüşleri, maalesef bitmiyor. Bir zamanlar, bölücülerin desteğini almak için TC ibaresini kurum tabelalarından çıkarmaya gayret edenler, şimdi ülkücüleri yanına almaya çalışıyor. Yani dün bölücülerin peşine takılanlar, bu gün milliyetçilerin sırtını sıvazlıyor.  Bozkurt işareti yapıp Tük milleti tabirini dillerinden düşürmüyor.

            Öteki tarafta PKK’nın sahiplendiği, adına meydan tahsis ettiği Şeyh Said’e methiye yazıyorlar. O ayaklanmanın Musul’un, Kerkük’ün elimize geçmemesi için yapıldığını unutuyorlar. Söylediklerime inanmayan varsa araştırsın. Misak-i Milli sınırları içinde yer alan o bölgeyi nasıl kaybettiğimizi okuyup anlasın.

İngilizlerin İstanbul Büyükelçisi Kidston’un 1919’da Londra’ya çektiği şu rapor, dikkatlice incelenmesi lazım: “Kürtlere ne kadar güvenmesek de onları kullanmamız çıkarlarımız gereğidir.” İşte yapılan o sinsi çalışmalar, Türkleri durdurmak içindi. Ellerini sıcaktan soğuğa vurmayan müstemlekecilerin, İslam memleketine konması içindi...  

            Milli mücadeleden yorgun çıkan ordumuzun perişanlığını fırsat bilen Şeyh Said’in; “Gayr-ı meşru idarenin yıkılması elzemdir. Cumhuriyetin başında bulunanların veya onlara tabi olanların mal ve canları şeraite göre helaldir” beyannamesini bilmeyen varsa açıp okusun. Fetvanın İslam’a uygunluğunu, yapacağı cihadın; “mezhep ve tarikat tefrik edilmeden “La ilahe illallah” diyen bütün Müslümanların üzerine farz” olduğu araştırıp görsün.

            Ama nerde? Hala saflığı marifet sananlarımız var. Şeyh Sait’in din için kıyam ettiğini düşünenlerimiz var… Biraz zahmet edip o günü inceleseler ne olur? Çocuklarının, yakınlarının hangi derneklerin başkanı veya üyesi olduğunu görmek, PKK’nin onunla ilgili anlattıklarını okumak zor değil ki. Fatiha’yı oya tahvil etmek, doğru değil ki…

 

            Ne olur siyaset için kardeşliğimize zarar vermeyelim. Referandumda evet de çıksa hayır da çıksa saygı duyalım. Bu vatan bizim, bu millet bizim… diyelim.  

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Zil Çaldı Çocuklar

31Ağs

Aç Tavuk Misali

25Ağs

Harputlu Zöhre Kız 22

23Ağs

Harputlu Zöhre Kız 21

22Ağs

Harputlu Zöhre Kız 20

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.