ŞANGHAY ATAĞI VE ABD HAMLELERİ


 ŞANGHAY ATAĞI VE ABD HAMLELERİ

Lütfi Parlak

            Devletlerarası ilişkiler, satranç oyununa benzer. Hangi hamleyi yapacaksanız karşılığını düşünmek zorundasınız. Aksi halde başınız beladan kurtulmaz.

            Malum Batı ile aramızın açık. Onun için cumhurbaşkanın Şanghay çıkışı, büyük yankı yapmıştı. Yani dostlarımıza; “tek alternatif değilsiniz” demişti. Söz hedefini bulduğundan ABD sessiz sedasız karşı harekete geçmiş, Ortadoğu’daki kara ordusu PYD’ye tank ve hava savunma sistemleri (Stinger füzeleri) vermişti. Çünkü söylenenlerin muhatabı kendisiydi. Çünkü PYD’ye hava harekatı düzenleyen Türkiye’den başkası değildi…   

            Hem Fırat Kalkanı harekatına karşı çıkması, hem Türkiye’nin arada PYD hedeflerini vurması, hem Şanghay tarafına geçeceği iması dünyanın ağasını kızdırmıştı. El-Bab’dan sonra hedefin Menbiç olacağı söylentisi Türkiye’nin gözden çıkarılmasına neden olmuştu. Peş peşe gelen terör saldırıları, Rus elçinin öldürülmesi sıra ile gündemdeki yerline oturmuştu.

            Ağayı kızdıran Şanghay, kendisini tek süper güç kabul etmeyen bir paktın adı. 1996’da Amerikan karşıtı Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan’ın kurduğu Şanghay İş birliği Örgütü, (ŞİÖ) 2005’te ilk hamlesiyle ABD’nin Orta Asya’daki varlığına son vermişti. 2007 Bişkek’te; “tek kutuplu dünya kabul edilemez” kararıyla Batıya karşı yeni bir güç oluşturmuştu. 2017’e Hindistan ve Pakistan’ın üyeliği kararlaştırılmıştı.

            İşte Türkiye’nin bu cephede yer araması, Halep halkını kurtarma harekatında Rusya’yı yanına alıp kendilerini dışlaması, alışılmışın dışındaydı. Haliyle ABD ve AB, karşı atağa geçti. Biz Beşiktaş’taki şehitlerimize ağlarken yanımızda yer alması gereken Avrupa, caddelerini PKK’nın mitinglerine açtı. Amerika, inadımıza PYD’ye yedi helikopter dolusu silah verdi. Yunanistan Ege’de yeniden Kardak oyununa başladı.

Açık söylemek gerekir ki doğulu olmamıza rağmen bu paktın içinde yer almamız zor. Boğazları tehdit eden Rusya’nın baskısıyla NATO’ya girdiğimizi, bedelini Kore’de en ağır şekilde ödediğimizi unutmamamız gerekir… Yani kılıcın iki tarafı da çok keskin.

ABD’nin Ortadoğu konusunda Türkiye’yi dışladığını biliyoruz. “Çekiç Güç”le Kuzey Irak’ı, PYD ile Kuzey Suriye’yi şekillendirdiğini bilmeyen yok sanırım. Ancak Türkiye’nin de alet olduğunu unutmamak lazım. 2010 Tunus’ta başlayan isyanı “Arap Baharı” olarak adlandıran kim? Hatırlayalım: Kalkışma Suriye’ye yansıyınca 2011’de halk yürüyüşleri başladı ve 2012’de iç savaşa dönüştü, Esad, Rusya ve İran’dan; muhalifler Arabistan ve Katardan destek alarak çatışmayı şiddetlendirdi. 2013’te 220 bin Suriyeli öldü. 

Bu kargaşada Salih Müslim ayaklanması tabiiydi. Çünkü malum şah, 2003’te PYD’yi (Demokratik Birlik Partisi) kurmuş fırsat bekliyordu. PKK gibi adı parti olsa bile maksadı farklıydı. Halep, Kobani, Afrin, Haseke ve Amuda bölgelerini içine alan bir devletin peşindeydi. 2004 YPG adıyla silahlı gücünü (Halkı Koruma Birlikleri)  oluşturarak hem bölgesini korumaya çalıştı hem yörede yaşayan Arap ve Türkmenleri tehcire zorladı.

Sonuçta ABD’nin BOB projesi işliyor. PYD ile Ortadoğu şekillendiriliyor. PKK ve FTÖ ile Şanghay çıkışında bulunan Türkiye cezalandırılıyor. Katledilen Karlov ile Rusya’ya mesaj veriliyor. Yani bir taşla üç kuş vuruluyor.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Zil Çaldı Çocuklar

31Ağs

Aç Tavuk Misali

25Ağs

Harputlu Zöhre Kız 22

23Ağs

Harputlu Zöhre Kız 21

22Ağs

Harputlu Zöhre Kız 20

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.