ŞEHİDE HAKKINIZI HELAL EDİYOR MUSUNUZ?


Bu günlerde sık sık şehit cenazeleriyle karşılaşıyoruz. Zira yoğun terör tehdidindeyiz, Güya dost Batı’nın kıskacındayız. Allah kurtarsın.

Yazımın asıl konusu bunlar değil; adetlerimizdeki yanlışlıklar, önüne geçilmeyen hurafeler. Çünkü söylediğimiz veya yaptığımız onca komik ve gülünç şey var ki insanın ağzını açık bırakıyor. Kimse manasını anlayamıyor. Mesela: Gencecik yaşında şehit olan polis veya askerlerin cenaze namazında cemaate; “şehide hakkınızı helal ediyor musunuz?” sorusu soruluyor. Baba evinde helallik isteniyor… Acaba yapılanlar doğru mu, İslam’a uygun mu?

Çok düşündüm ama bir türlü cevap bulamadım. Çünkü ifadeler mantığa ters. Kimin kimde ne hakkı var?.. Gülünç duruma düşmemek ve gerçeğe göre davranılmak lazım… Bana kalırsa şehide; “sen geride kalanlara hakkını helal ediyor musun?” denmesi gerekir. Onun can verdiği ülkesi için biz ne yapıyoruz? Esas sorgulanması gereken bu değil mi? Çünkü en hayatî meseleleri dahi üç-beş dakika sonra unutuyoruz. Dünya işlerine, kaldığımız yerden devam ediyoruz. İkbal arzusu, siyaset saplantısı bütün değerlerimizin üzerini örtmüşe benziyor.

Arkadaşım Selami Yıldırım’ın anlattığı, şaka gibi bir mesele var. Konumuza uyduğu için tam yeri deyip buraya almak istiyorum. O diyor ki; falan caminin imamı hakkın rahmetine kavuşmuştu. Cenaze namazını kılmaya gittiğimde yeni hocanın; “Ey cemaat! Camiimizin imamı …. vefat etmiştir. Bunun ehli sünnet velcemaat olduğuna şahadet eder misiniz?” sorusu karşısında gülmekten kendimi almadım.  

Tanımadığımız ama din kardeşi olduğumuz kadın cenazeler için de aynı şeyler söyleniyor. Erkek cemaatte; “hakkınızı helal ediyor musunuz?” Aynı gülünç sorulardan bir başkası. Bayan mevtanın üzerinde aile ve akrabalarının dışında kimin ne hakkı olabilir ki? “Hakkı olanlar, hakkını helal ediyor mu” diye sorulsa çok daha mantıklı olur.

Risk almama anlayışı; cemiyetimizi, dinimizi, milletimizi ilgilendiren her konuda var. Biraz araştırıp böylesi konuları çözümleyelim diyen kişi, ya deli diye adlandırılıyor ya sapık. Onun için kafamızı karıştırsa da bazı adetlerin kaldırılması imkânsız gibi gözüküyor. Her hafta kıldığımız Cuma namazının kaç rekât olduğunu bile söyleyen hocalarımız, vaazlarımız yok. Sorulduğunda kaçamaklı cevaplarla mesele geçiştiriliyor.

Acaba din adamları neden korkuyor? Diyanet, hangi işlerin peşinde koşuyor?... Her kuralı açık ve seçik olan İslam’ı muğlak hale getirmekten neden kaçınılmıyor?  Takvim satıp ticaret yapmaktan, Hac ve umre yaptırıp para kazanmaktan biraz zaman ayırıp inançlarımıza sızan hurafeleri temizlese ne olur?

Rivayete göre müftülük yetkilileri imamlarla toplantı yaparken hocaların biri kendini: “Ben falan köyün namaz kıldırma memuru… falan” diye takdim etmiş. Ne kadar gülünç değil mi? İşte böylesi imamların müftüsü, şimdi PKK’nın milletvekili. Başka ne beklenir ki?

O zaman (19.08.2016) Diyarbakır Ulu Camii İmamı Mehmet Sait Hocanın bölücülere karşı; “Ey zalimler! İslam memleketinde nasıl bomba patlatıyorsunuz..?” hutbesini divanelik saymak lazım. Muhterem hoca efendi, terör bölgesinde bunu söylerken bizim sütliman köy imamımız kendini namaz kıldırma memuru sayıyorsa çok yazık. Onun için tarikatlar, cemaatler… çoğaldı. İslam’ın vahdeti, din kardeşliği zayıfladı.

Şöyle bir Ortadoğu’ya bakalım: Kim kimle savaşıyor ve tetiği çekerken ne diyor? Kiminle kol kola geziyor, kimden yardım dileniyor?.. Dualarımız onun için kabul olmuyor.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Zil Çaldı Çocuklar

31Ağs

Aç Tavuk Misali

25Ağs

Harputlu Zöhre Kız 22

23Ağs

Harputlu Zöhre Kız 21

22Ağs

Harputlu Zöhre Kız 20

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.