Şehir Kültürü


Geçen hafta Elazığ’da üç güzel faaliyet birbirini izledi. Bir tarafta kültür panelleri, diğer tarafta 2. Tarım Fuarı ve nihayet İstanbul’da Elazığ tanıtım günleri…
İç içe girdiğinden insanlar hepsini takip etme fırsatını yakalayamadı, yeterince katılım sağlayamadı. İki ayrı yerde ve aynı anda yapılan panelleri bile takip imkânı bulmadı. Panelistlerin konuşma süresi on dakika ile sınırlandırıldığı için derinlere dalmak mümkün olmadı. Ama Belediye başkanının metinlerin kitaba dönüştürüleceği müjdesini vermesi, bizleri sevindirdi. Çünkü bu kadar kıymetli çalışmanın yazıya geçmesine ihtiyaç vardı.
130 firmanın katıldığı, dört gün süren 2. Tarım Fuarı, ilgilenenler için fırsattı. İstanbul Yenikapı’daki “Elazığ Tanıtım Günleri” ekrandan izlediğimiz, gazetelerden okuduğumuz kadarıyla muhteşemdi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in de katıldığı etkinlik, şehrimiz için önemliydi. Belediye başkanımıza ve emeği geçenlere teşekkür ederim.
Tabi her konu başlığı mühim olmasına rağmen “Şehir Kültürü ve Kültürlü Şehir” panelleri benim için çok daha farklıydı. Çünkü insan dünyaya gözünü açtığı anda zihni tertemizdir. Kabiliyetleri dışında dinî, ahlaki, hukukî… hiçbir kıymet değerini yanında getirmediği için hafızası bomboştur. Orayı, içinde bulunduğu toplumun kültürü dolduracaktır. Birey o kültürün temsilciliğini yaptığı oranda şahsiyet bulacak, bir kişiliğe kavuşacaktır.
Unutmamak gerekir ki Türkler, şehirli olmadan önce göçebeydi. Bozkır kültürüne sahipti. Entrikanın sembolü Çinliden nefret ettiği için şehirleşmeyi istememiş, yerleşikliği hayalinden silmişti. Alplerin vefatını örneklendirerek ele almış, Manas öldüğünde “Yerin sallandığı, güneşin tutulduğu, altı gün karanlık olduğu” iddia edilmişti. İşte o kültürü yansıtan destanlarımız; toplumsal kimliğimizin bütün izlerini, edebiyat adı altında tescil etmiş, millî özelliklerimizin anahtarını vermişti: Bebeğin kurt postuna sarılması, boynuna kurt aşığı asılması, elinde kan pıhtısı bulunması süs olsun diye söylenmemişti. Benliğe, kimliğe dönüşme temennisiyle bu figürler, savaşçılığın nişanı sayılıp benimsenmiş, benimsetilmişti.
Asırlar sonra milletimizin hayat tarzı değişti, göçebeliğin sembolü ideal Alp tipi, Alp-erene dönüştü. Yani bir anlamda yerleşik kültüre geçildi. Geçildi ama bazı değerlere dokunulmadı, yerinde bırakıldı. Mesela: Hürriyetin sembolü çadır kutsaldı. Ailenin sığınağı, son barınağıydı. Dumanın tütmemesi, ocağın sönmesi her şeyin sona erdiği anlamına gelirdi. Şehir ortamında da durum aynen muhafaza edildi, ferdin huzur bulduğu evi, cennet sayıldı.
Bedensel, ruhsal ve sosyal ihtiyaçlarının artması karşısında kişi, durmadan çalışmak zorunda kaldı. İş bulamaması ayrı bir dertti. Hele şehirliler… İradeleri sanki ipotek altındaydı. Çoğalan ihtiyaçları çeşitlendikçe huzuru, sükûnu kaçtı. Işıklı vitrinler, pahalı semtler; yeni kavramları, yeni talepleri doğurdu: Yeme, giyinme, barınma… Yemeğin hazırlanması, pişirilmesi, sofraya getirilmesi… Kumaşın dokunması, dikilmesi, elbisenin şekillenmesi… Kerpiç evlerin apartmana- gökdelene dönüşmesi, mimarisi, koltuk takımlarının şeması, halı dokunması… insanların dikkatini çekti. Yeni iş sahalarına, yeni gailelere dönüştü.
Şehirde yaşayanlar sonunda, uzun ve yorucu çabaları neticesinde ortak bir yaşama bilincine kavuştu, ona uyduğu oranda mutlu olabildi. Her kalabalığa, her topluluğa millet denmediğini öğrenince içinden çıktığı toplumu temsil ettiği oranda şahsiyet bulacağını kavradı. Gelenek, görenek, anane, sanat, edebiyat, din… gibi değerlere hürmeti oranda yüceleceğini, mahallin desteğini alarak şehir denen organize topluluğa yararlı olacağı oranda hürmet göreceğini anladı… Çünkü toplum, soyut bir kavram gibi görünse de canlıdır, gelişen ve mensuplarını atiye taşıyan sihirli bir uzviyete sahiptir. İşte komşuyu komşuya muhtaç edip yan yana getiren, yığınları millete dönüştürüp ehlileştiren o ortak paydanın adı kültürdür.
Hal böyle olunca kültür kaynaklarını meydana getiren her şehrin maruf bir kimliği vardır. Kent, bir araya gelen kişilerin ortaya koyduğu saygıya dayalı gizli mutabakatın adıdır. Yoksa lüks yaşamanın, pahalı giyinmenin şehirli anlamına gelmediği gibi her zarafetin, her incelmenin, her Batı tarzı giyinmenin… yerleşik kültürü yansıtamadığı da açıktır.
Meseleyi biraz soyutlaştırmak icap ederse kültür boyası, cilası, çatısı, tavanı, kapısı, penceresi… uyumlu bir konağına benzer. Bu elemanlardan birini dışlayıp diğerini tercih etmek mümkün değildir. Ancak binanın şeklini, renklerin uyumunu kaybetmeden değiştirip zamana uydurmak tabiidir, hatta zaruridir. Çünkü şehir kültürü gelişime açıktır. Ancak bu işlemi yaparken lakaytlığa yer yoktur. Bilakis seçici olmak, aklı egemen kılmak gerekir. Aksi halde fert de toplum da medeniyetin lüzumlu-lüzumsuz bütün müesseselerini alır, onların içinde kendi değerlerini kaybeder. Düğünlerimize şöyle bir bakalım: Batının tamtamını Çayda Çıra’nın yerine koymuş, bunu da marifet saymışız. Milli gururumuzu incitmiş, mutlu ve umutlu görünmeye çalışmışız. Sonra da Batı rüzgârına takılanları züppelikle suçlamışız.
Unutmamak gerekir ki hariçten ne kadar menfi propaganda yapılırsa yapılsın en ahmak kişiler dahi başkalarının esareti ve vesayeti altına girmekistemez. İçinde bulunduğu cemiyetin inancıyla, sanatıyla, adetleriyle yetiştiği için ruhu, o muhitten aldığı değerlerden kopamaz. Ama farklı telkinlerinin neticesinde hatalı davranabilir. Yeterli kültüre sahip olamadığından şehir ortamında ve renkli modalar karşısında kendini kaybedebilir. Yanlışı doğrudan, gafleti ihanetten ayırt edemeyebilir. İşte eğitim dediğimiz şeyin önemi buradadır. Haliyle okulların milli ve şehir kültürüne katkı sağlaması için birbiriyle yarışması elzemdir.
Panellerdeki konuşma metinlerini görmediğim için sadece şu temennide bulunmak istiyorum. Şehrin gürültüsünden, trafik sıkıntısından, bilinçsiz toplu yaşamaktan kurtulmak için taze ve yeni önerilere ihtiyacımız var. Göçebe hayata dönemeyeceğimize göre tutarlı hedefler hazırlanmalı, Elazığ’a, kültürlü şehir denmesi için gerekenler yapılmalıdır. 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Ekm

Öğrenci Andı Geri Döndü

20Ekm

Harputlu Zöhre Kız 25

20Ekm

Uçtu Uçtu Papaz Uçtu

19Ekm

Harputlu Zöhre Kız 24

17Ekm

Harputlu Zöhre Kız 24

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.