Zil Çaldı Çocuklar


Her ders yılının acı-tatlı yanlarını, ders yılı başında tekrar tekrar yaşıyoruz. İlk zil sesinin analara, babalara, öğretmenlere ve öğrencilere heyecan vermediğini söyleyemeyiz.  
Emekliliğimin üzerinden tam on bir sene geçti. Ama o eski atmosferin içinden kendimi bir türlü çıkaramadım. Yaramanoğlu İlkokulda çalan her zil sesinin, beni benden alıp ta uzaklara götürdüğüne şaşmadım. Hatıraları rüyalarda yaşamaktan, onlarla oyalanmaktan bıkmadım, usanmadım. Uyanınca canlanan ve kaynaşan hayalleri kafamda yeniden dizdim, yeniden şekillendirdim. Uykularım kaçınca sabaha kadar dönüp durdum. Yorgun-argın doğan güne merhaba demekten, uçup giden hayallere el sallamaktan kurtulamadım.    
Bu yılın ilk ders zili, geçen pazartesi çaldı. Çocukça bir sevinç duydum. Neredeyse nüfusumuzun dörtte biri sabahın erinde sokaktaydı, hareket halindeydi. Bir milyon öğretmen kahvaltı yapmadan okulunun yolunu tuttu. Tatil rehavetini atmak için adımlarını sıklaştırdı. Caddeler kalabalıklaştı, trafik yoğunlaştı. Okulların önü servis araçlarıyla doldu, taştı. On sekiz milyon öğrenci sıralara oturdu. Evi yakın olan ve küçük yavrularını yalnız bırakmayan genç annelerin heyecanı, çocuklarından az değildi. Umut kapıları açılıp hazine bulmuşlardı sanki. Kabaran duygularına göğüs kafeslerinin dar geldiğini görmemek mümkün değildi.   
Tabi işin külfet boyutunu da unutmamak gerekti. Öğrenciyi giydirmek, çantasını hazırlamak hiç de kolay olmadı. Şu krizin içinde alış veriş yapmak aileleri bir hayli zorladı. Dolar çıktı, her şey ikiye, üçe katlandı ama ücretlilerin maaşı değişmedi, yerinde saydı. Bu durumu bütçeler kaldıramadı. Talep karşısında veli, güçlü görünmek için bir yandan çocuğuna karşı sertliğe başvurdu. Diğer yandan kıskançlığını içine gömüp sustu. Gene de işe yaramadı.
Devlet olarak eğitim sahasında birçok problemin üzerinden geldiğimizi söyleyebiliriz. Okullar yenilendi, sınıf sayıları düşürüldü… Ama kafaları yenilemekte zorlandığımız için maarif konusunda maalesef bir arpa boyu yol alınamadı. Birçok ülke nüfusundan fazla olan öğrenci sayımıza rağmen siyaset uğruna gelişmeler umursanmadı, görmezden gelindi. Öğretmen kökenli olmayan bakanların yazboz tahtasına çevirdiği eğitim sistemimiz içler acısı. Yenileniyor gibi görünse de geriye gittiği anlaşıldı. Çağı yakalamakta yetersiz kalındı.
İç baskıların yanında dış baskıları da hesap etmek lazım. Suriyeli göçmen sayısı, yaptığımız amansız terör mücadelesi… milli imkan ve kabiliyetlerimizi kısıtladı. Seçimin yaklaşması nedeniyle israf arttı. Savurganlığın kapısı kapatılacakken ardına kadar açıldı.
Hocalarımdan birinin şu sözünü unutamıyorum. O diyordu ki medeni insan, elindeki imkânı iyi kullanandır. Gerçekten kıt kanaat paralarla sağlanan eğitim araçlarından yetirince yararlanmadık. Sadece elimizdeki aletin, edevatın çokluğuyla övündük, paramızı israf ettik. Sonunda keseyi boşalttık. Adaletsiz maaş dağılımını düşününce, kursların fahiş fiyatını görünce fıttırma noktasına geldik. İşe yaramayınca sabır silahını kuşanmak zorunda kaldık.
Ne diyelim? Dünyanın kuralı bu işte. Her şey akıl terazisinde tartılmıyor ki. Saraylara sığmayanlar, saray çöplüğünde yer bulamayanların halini anlayamıyor ki…

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Ekm

Uçtu Uçtu Papaz Uçtu

17Ekm

Harputlu Zöhre Kız 24

13Ekm

Şehir Kültürü

04Ekm

İyi Partide Hareketlilik

29Eyl

Harputlu Zöhre Kız 23

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.