15 TEMMUZ KAYDA GEÇTİ


           15 Temmuz 2016. Bu tarih kayda geçti.

 

            Bu tarihte, Türk ordusu içinde azınlıkta olan bir grup gözüdönmüş, darbe teşebbüsüne kalkıştı. Ama gerek devlet güçlerinin, gerekse millet gücünün karşı koymasıyla başarılı olamadı. Allah, Türk milletini her zaman olduğu gibi bu defa da korudu.

 

            Fetullah Gülen’e bağlı Paralelci takımından olduğu söylenen bu kara cunta, bugüne kadar Türkiye’nin yaşadığı ihtilallere taş çıkartacak barbarlıklar sergiledi.  İslamiyet’e, insaniyete, Türklüğe yakışmayacak!..

 

            Tankları doğrudan halkın ve içinde insanların bulunduğu arabaların üzerine sürdü.  Yaptıklarının yanlış olduğunu söyleyen vatandaşları ezip geçti. İnsanların tepesine savaş uçaklarıyla havadan ölüm yağdırdı. Ülkemiz tarihinde görülmemiş bir vandallıkla millet iradesinin tecelligâhı TBMM bombalandı. Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Ankara Emniyet Müdürlüğü, Özel Harekât Merkezi, MİT, füzeli, bombalı, ağır makineli silahlarla vuruldu. Başta TRT olmak üzere birçok basın-yayın kuruluşuna gece baskınları düzenlendi. Tehdit edildi, yayınlarına el konuldu. Silah zoruyla TRT televizyonundan sözde Yurtta Sulh Konseyi’nin bildirileri okutuldu. Bu kargaşa ortamında suçsuz yere onlarca insan can verdi. 21. yüzyıla yakışmayacak bir ilkellikle Türkiye kan kaybetti, itibar kaybetti, irtifa kaybetti.

 

            Milletin jetleriyle, “biz gelince buna gerek yok” zihniyetiyle milletin meclisini bombaladılar, milletin tanklarıyla milletin evlatlarını ezdiler, milletin ordusunu milletin üzerine yürüttüler.

 

            Millet ne yaptı peki?

 

            Yapması gerekeni yaparak “büyük millet” olduğunu gösterdi. Caddeleri, meydanları doldurarak “buradayım” dedi. Besbelli ki emperyalist dış güçlerin maşası, maskarası olan bu isyancı güruha canı bahasına karşı koydu. Dini ve İslam’ı kullanarak ihtiraslarını hayata geçirmek isteyen bu ruhsuzların kalkışmasını başladığı yerde boğmasını bildi. Karşı koyarak, kahramanca ölerek yaptı bunu hem de. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne kastetmek isteyen bu sapkınlara büyük bir millet şuuruyla “Ne mutlu Türk’üm diyene!” diye haykıra haykıra yaptı. Kimin, kimlerin emellerine hizmet ettiğinin dahi bilincinde olmayan bu cühelanın suratına, karşısına çıkanları ezip geçmenin hazzını yaşayan bu yüzsüzlerin yüzüne tüküre tüküre yaptı.

 

            Bu terör cemaatinin bu derece gemi azıya almasında vebali, günahı, dahli olanları başlıbaşına bir yazı konusu yapmak gerek diyoruz. Ama hiç değilse en hafifinden birini, bizzat Cumhurbaşkanının ağzından şuracığa not ederek…

 

            Ne demişti Cumhurbaşkanı iki gün önce El-Cezire televizyonuna verdiği mülâkatında; “Bu işte istihbarat zafiyeti olduğu açık.”

 

            Bunca zafiyete, bu kadar gaflete rağmen böylesine bir ayaklanmayı, buncacık bir zayiatla atlatmışsak, yatıp kalkıp Allah’a şükretmeliyiz.

 

            Ülkeyi yönetenlerin, “nasıl olsa bu milleti Allah koruyor” diyerek daldıkları derin hâb-ı gafletten uyanmaları için de dua…      

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

07Eyl

Ahmet Tevfik Ozan ve Şiiri

31Ağs
17Ağs

Şiirli Bayramlar

10Ağs

Seçmece Mısralar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.