BİR KAR ŞİİRİM BİLE YOK


Günümüz şiirinin zirve isimlerinden Hilmi Yavuz, geçen ayın ortalarında yazdığı bir yazısına, “Bir ‘Kar Şiirleri Antolojisi’ neden yok?” diye girizgâh eylemiş. Sonra devam etmiş:

            “Kar günleri ve kar gecelerinde neden kar şiirleri hatırlanır; galiba en çok da Cenâb’ın Elhân-ı Şitâ’sındaki

            ‘Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş

            Eşini gaaib eyleyen bir kuş

            Gibi kar

            Geçen eyyam-ı nevbaharı arar’ dizeleri…

            Beşir Ayvazoğlu’nun, 30 Kasım 1998 tarihli “Kış ve Kar Düşünceleri” başlıklı yazısından bir yerlere derkenar ettiğim şu cümlenin sanırım tam yeridir;

            “Evet, incecikten yahut bir lâpa lâpa kar yağsa, sıkıca giyinip çıksam. Cenâb’ın Elhân-ı Şitâ’sını mırıldanarak gıcır gıcır yürüsem…”

            Sözünü ettiğimiz yazısını kaleme aldığı günlerde memlekete kar yağıyormuş ki Hilmi Yavuz şöyle hitama erdirmiş diyeceklerini;

            “Bir ‘Kar Şiirleri Antolojisi’ ne güzel olurdu bu kar gecelerinde… ‘Sunuş’unu da ben yapabilseydim keşke…”

            Aslında var böyle bir antoloji. Tam tamına da adı, “Kar Şiirleri Antolojisi.” Gözünden kaçmış Yavuz’un veya kendisine ulaştırılmamış. Elimdeki iki kitaptan birini, bir yerlerden öğrenir öğrenmez adreslerine göndereceğim.

            Kar Şiirleri Antolojisi, Kocaeli-Kartepe Belediyesi yayını olup kitabı yayına, belediyenin Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Salih Nurettin Çevik hazırlamış. 2012 yılında basılan antolojinin editörlüğünü Âdem Erdoğan, sanat yönetmenliğini Emine Yurtsever yapmış. Kapak ve iç tasarımını ise Nihat Tuğal ile Engin Altunkanat üstlenmişler. 103 sayfadan oluşan ve her yönüyle mükemmel diyebileceğimiz kitapta 85 şairden 85 şiire yer verilmiş. Hatta bu şiirlerden biri de Hilmi Yavuz’a aittir; “Akşam ve Nurusiyah”;

            Başucunda siyah güneşler; -sabah!

            Odalarda ağır ağır fenalık;

            Kar yağar, bir anlık kar, bir anlık

            …Kalbine gömülür nurusiyah…

            Sayın Yavuz, “Bir Kar Şiirleri Antolojisi olsaydı; Sunuş’unu da ben yazsaydım,” demişti yazısında. Olup bitmiş bu antolojinin sunum yazısını haklı olarak Kartepe Belediye Başkanı Şükrü Karabalık yazmış efendim. Şu cümleler Karabalık’ın bu “Takdim” yazısından;

            “Kartepe Belediyesi olarak…. Türkiye’de bugüne kadar benzerine rastlanılmayan bir antolojiyi, titiz bir çalışmanın ardından şiirseverlerle buluşturuyor ve kaynak eser olarak kütüphanelere kazandırıyoruz. // Bu sebeple “kar”ın bir başka özelliğini, şiirsel dilini sizlere kazandırmanın haklı gururunu yaşıyoruz.”

            Kar Şiirleri Antolojisi’nin dört ara başlıktan mürekkep bir de Önsöz’ü var ki Salih Nurettin Çevik’le Âdem Erdoğan müşterek yazmışlar. Aşağıdaki cümleler, şiir yüklü bu edebî metinden;

            “Kar, şiire o kadar benzer ki… Kar taneleri birer dize, birer harf gibi düşerler göğün yüzünden toprağın kalbine. Şiir de böyle düşer yürekten kaleme. // Kar, şiiri besleyen en özel gıdalardan biridir… ve insan yazdıkça yağar yeryüzünün en güzel şiiri kar. // Bu en soğuk imge, yani kar, yüreğimizi ısıtsın diye var Kar Şiirleri Antolojisi’nde.”

            Kar Şiirleri Antolojisi’nde Takdim’den, Önsözden ve 85 şiirden sonra bir yazı daha var. Haydar Ergülen’in “Kar Gitti” diyen yazısı. Diyor ki Ergülen o yazısının bir yerinde; “Artık bu kış şiir yazmasam da olur.”

            Doğru söylüyor Ergülen; şiirini nesir olarak yazmış çünkü o; mensure! Kış boyu ısıtır şairini. Baksanıza;

            “Kar şiir gibi az yağıyor… // Şiir bu, bazen yazıyorken bile özlenir; kar en çok yağıyorken özlenir. // Şiir ve kar: İkisi de gevezelere göredir. İkisi de boş vakitler, uzun, geniş zamanlar ister, gelecek ister… en çok da özlensinler ister şiir ve kar. // Şiir ve kar: İkisinde de ince ince kedere salan, yoksa bile keder yaratan ortak bir sızı var. Sızıyor ve sızlıyor. İkisi de birbirini hatırlatıyor, çağırıyor. // Şiir de büyüyor şimdi, kar da. Ama sormayın nerede? İkisi de boşlukta büyüyor, boşluğu büyütüyor. Dünya ıssızlıktın geçilmiyor. Geç!”

            Elazığ’a senelerdir doğru dürüst kar yağmıyor. Yağsaydı, ben de Hilmi Yavuz gibi kar günlerinde, kar gecelerinde kar şiirlerini; belki en çok da Cenap Şahabettin’in Elhân-ı Şitâ’sını hatırlardım. Veya yerde, şöyle hiç değilse yarım metre kar olsaydı, ben de Beşir Ayvazoğlu’nun içinden geçenleri düşünürdüm. Sıkıca giyinip çıkmayı; Cenâb’ı mırıldanarak gıcır gıcır yürümeyi… Başka şairlerden kar şiirleri, karlı mısralar hatırlamayı…

            Ama seneler var ki Elazığ’a kar yağmıyor. Ve herhalde bu yüzden, benim bir kar şiirim bile yok.  

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

07Eyl

Ahmet Tevfik Ozan ve Şiiri

31Ağs
17Ağs

Şiirli Bayramlar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.