DERGİLERDEN ’BİZİM KÜLLİYE’


 DERGİLERDEN “BİZİM KÜLLİYE”

 

 

 

R. MİTHAT YILMAZ

 

 

 

Elazığ’da ilk matbaa 1866 yılında Vali İzzet Paşa zamanında kurulmuştur.

 

            Elazığ’da yayınlanan ilk gazete 1883’te haftalık periyotla yayına giren Mamuretülaziz’dir. Günlük basılan ilk gazete ise 1 Mayıs 1931’de yayınlanmaya başlayan Turan gazetesidir.

 

            Dergi olarak Elazığ’da karşımıza çıkan ilk yayın, 1920 yılında hayata geçen ve ancak (3) sayı çıkabilen Fırat mecmuasıdır. Daha sonra, 1962’de Fikret Memişoğlu, babası Osman Remzi Beyin çıkardığı bu derginin ismini alarak Yeni Fırat adıyla bir dergi çıkaracaktır. Memişoğlu’nun 1968’de vefatına kadarki yedi sene zarfında Yeni Fırat ancak 36 sayı çıkabilmiştir.

 

            Elazığ basın tarihinde Yeni Fırat’tan daha uzun ömürlü bir dergi; Elazığ Halkevi’nin 1935-1939 yılları arasında 48 sayı çıkardığı Altan dergisidir.

 

            Dergiler hakkında, büyük mütefekkir Cemil Meriç“hür tefekkürün kalesi” demiştir. Cemal Süreya, “edebiyatın atardamarı” ifadesini kullanır. Yaşayan ve yazan kalemlerden Vefa Taşdelen ise daha çarpıcı bir tespitle dergiler için, yazıların cumhuriyeti” tanımını getirir. Ne kadar da eskilerin “mecmua” isimlendirmesini andırıyor.

 

            İl düzeyinde veya ülke çapında bir derginin çıkması ve yaşaması bir anlamda arz-talep meselesidir. Kimilerine göre dergi çıkarmak bir fedakârlıktır. Olaya başka açıdan bakan kimilerine göre ise bir macera.

 

            İkisini birleştirerek söyleyelim; ilimizde bir avuç maceraperest fedakâr insan bir dergi çıkarmaya karar verirler. Arkalarında dağ gibi bir hayır kuruluşu; İzzetpaşa Vakfı olduğu halde ilk sayısı 1999 yılı Nisan ayı başında çıkacak olan bu kültür-sanat dergisinin adı “Bizim Külliye” olacaktır.

 

            Bizim Külliyenin ilk sayısının girizgâhında yer alan şu ifadeyi dikkatlerinize sunmak isteriz. Bakın ki maksat nasıl uzak bir geleceğe matuftur ve çıta nasıl yüksek tutulmuştur:

 

            “……. Elazığ’da sınırlarımız (içinde –RMY) ve sınırlarımız dışında yabancı ülkelerde de elden ele dolaşmasını temin maksadıyla bir derginin çıkmasını arzu ettik.”

 

 Hâlihazırda Elazığ’ın en uzun ömürlü dergisi olma vasfını elinde bulunduran Bizim Külliye şu anda 18. yılında ve 71. sayısında okurlarıyla vuslatın hazzını yaşamaktadır. Üç aylık periyotla yayınını sürdüren Bizim Külliye, 1999’da 50 sayfayla neşir hayatına başlamışken, geçen zaman zarfında bunun iki katını da aşarak 112 sayfaya ulaşmıştır. Derginin Genel Yayın Yönetmeni Nazım Payam’ın dediği misal, “her şey gönülle!”

 

            Dergi çıkarmak da, şiir yazmak da, beste yapmak da, şarkı söylemek de elbet gönülle. Gönülsüzce çıkılan bir yolculuk hiç 18 yıl / 71 sayı sürer mi?

 

            Bizim Külliyebu uzun yolculuk esnasında sadece sayfa adedini artırmakla kalmamış; kâğıdından, sayfa düzeninden, baskısından tutun da yazar-şair kadrosuna; hatta muhtevasına/münderecatına kadar bir tekâmül kaydetmiş, bir irtifa kazanmıştır. Burada bir bir sayamayacağımız kadar konulu dosyalar, özel sayılar çıkarmış; bunu da iş olsun diye göstermelik yapmamış, akademik seviyede, doyurucu mahiyette yerine getirmiştir.

 

            Prof. Dr. İsmail Çetişli Hocanın, 60. sayı Bizim Külliye’de çıkan yazısında altını çizdiğimiz bir cümlesi vardır. Der ki Çetişli; “Bizim Külliye, rüştünü ispat etmiş; Türk dergiciliği tarihinde şimdiden yerini almış bir kültür ve edebiyat dergisidir.”

 

            El hâk doğrudur; çünkü Bizim Külliye ekibinin bir ilkesi, bir ideali vardır. Bu saygın duruşu onlar bir sayılarında şöyle ifade ederler:

 

            “Bizim Külliye kadrosunun temel amacı kültürümüze ve edebiyatımıza hizmet etmek; uzayıp giden Türk kültür tarihi içinde bir kilometre taşı olabilmektir. Bize yakışan neferliktir… Başlıca davamız bu…”

 

            Bizim Külliye kadrosunun başında 71. sayıya kadar İzzetpaşa Vakfı adına Nihat Eriş ismi vardı. 71. sayıda bir nöbet değişimiyle bu mevkie Prof. Dr. Necip İlhan geldiler. İlhan’ın da en az Eriş kadar dergiye destek vereceğine ve yayanını aksatmadan sürdürmesi için ona madden-manen arka çıkacağına yürekten inanıyoruz.

 

            Bizim Külliye artık sıradan bir taşra dergisi değildir. İlk sayısının takdim metninde denildiği üzere, o, il sınırlarını çoktan aşmış; hatta ülke hudutları dışına bile sefer eylemiştir. Şu halde, diyebiliriz o zaman; Bizim Külliye’yi çıkaranlar emellerine vasıl olmuşlardır.

 

            Sözün burasına gelmişken, derginin çıkış aşamasından son sayısına kadar ismi Bizim Külliye ile özdeşleşmiş bir şair-yazar arkadaşımızdan da birkaç cümle ile bahsetmemiz gerekir kanaatindeyiz. Genel Yayın Yönetmeni Nazım Payam’dan.

 

            Evet; Bizim Külliye kadrosunda birçok yazar-şair, aydın-elit insanımız yazılar, şiirler yazmış ve gerekse vazife üstlenmiştir. Kimileri, görevinin bittiği düşüncesiyle ayrılmış; onların yerine yenileri… yenileri gelmiştir. Ama biri vardır ki –hakkını samimiyetle teslim etmek gerekir–  bir ay olsun nöbetten ayrılmamış; bir günlüğüne de olsa firar etmemiştir. İşte bu sebepledir ki nasıl Hisar dergisi denince Mehmet ÇınarlıBüyük Doğu denince Necip Fazıl, Erciyes denince Nevzat Türkten; hatta Yeni Fırat denince Fikret Memişoğlu akla geliyorsa, edebiyat-yayın dünyasında “Bizim Külliye” denince de haklı olarak “Nazım Payam” akla gelmektedir.

 

            Onun, dergiye gönderilen yazı ve şiirlerin seçiminden, sayfalara taksimine, basımından postalanmasına kadarki her aşamada gösterdiği dikkati, rikkati, ilkeli titizliği sanırım bilmeyenimiz yoktur. Nazım Payam’ı kişisel bazda sevmesek dahi; onun, dergisini yaşatmak için gösterdiği bu idealist tavrını yadsıyamayız. Kabul ediyorum; dergi çıkarmak bir kadro işidir. Ama her derginin kadrosunda da daha aktif, daha cevval, daha fedakâr; daha az dinlenen, daha çok yorulmayan birine ihtiyaç vardır. İşte bana kalırsa değerli arkadaşlar, Bizim Külliye’nin daha’sı, daha dahası kuşkusuz Nazım Payam’dır. Payam’ın bu yoldaki gaye ve gayretinin son bulmamasını değil, artarak devam etmesini temenni ediyoruz.

 

            Ve tabii ki Bizim Külliyeye uzaktan-yakından; az-çok demeden hizmeti geçen, yararı dokunan bütün neferlere –başta İzzetpaşa Vakfı’na ve yöneticilerine olmak üzere– teşekkürlerimizi ifade ediyoruz.

 

            Ama sözün hitamına gelende, illa ki içimizden geçeni demek durumundayız:

 

            Bizim Külliye dergisi, ne İzzetpaşa Vakfı’nın ve yöneticilerinin; ne de Nazım Payam’ın ve ekibinin dergisidir.

 

            Bizim Külliyeismiyle müsemma “Bizim Külliyemizdir, bizim dergimizdir. Külliyen hepimizin, tüm Elazığ’ın, Elazığlıların.

 

            Onun pişirilip servis edilmesi aşamalarında bir yararımız dokunmuyorsa da hiç değilse –her şey olup bittikten sonra– sahiplenmek gibi bir erdemimiz olsun.

 

            …………………………….

 

            *25 Şubat 2017 tarihinde Manas Yayınevinde yaptığımız konuşma metnidir. RMY

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

07Eyl

Ahmet Tevfik Ozan ve Şiiri

31Ağs
17Ağs

Şiirli Bayramlar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.