ELAZIĞLI KADIN ŞAİRLER VE ŞAİR BERİKA KÜÇÜK


Sözün başında şu gerçeği teslim etmeliyiz; ilimiz, kadın yazar ve şairler açısından çok fakirdir. Hanginiz, bir çırpıda bir elin parmaklarını bulacak kadar Elazığlı kadın şair adı sayabilir?

Şöyle bir araştırma yaptığımızda şaşırıp kaldık. Şükrü Kacar Hocamızın üç ciltlik “Bu Toprağın Yaşayan Ozanları”nda yer alan 77 şairden ancak 5’i kadındır. Bunların da bize göre biri (Gülmeral Kaya) Elazığlı değildir; üçü ise (Berrin Çınarcı, Aynur Kacar Dehni, Ayşe Karakaya) şair değildir. Geriye şair diyebileceğimiz bir Berika Küçük kalmıştır.

Elazığ Belediyesi’nce bastırılan “Harput’tan Hazar’a Elazığlı Şairler”de sadece bir kadın şairin ismi geçmektedir; o da yine Berika Küçük’tür.

            Reşat Gündüz’ün “Ufkum” adlı Elazığlı şairler antolojisinde iki kadın şair (Nebahat Çetin, Zehra Şengüler) vardır. Lakin bu şairlerimizin o yıllarda gençlik saikıyla yazdıklarını saymazsak, şiirde bir devamlılıkları görülmemiştir. Teessürle ifade etmeliyiz; şiirlerinde zaman zaman “Şoben” mahlasını da kullanan Nebahat Çetin’in bundan yıllar önce henüz genç denilecek bir çağda vefat haberini almıştık.

            Fikret Memişoğlu’nun “Harput Divanı”nda ismi geçen 36 şair arasında kadın şair bulunmaz.

            Yine Memişoğlu’nun, “Harput Halk Bilgileri” kitabında ismi kaydedilen “Harput Halk Şairleri” arasında Saraylı Dilşad Hanımın, Hoğulu Hayriye Hanımın ve Perçençli Refika Hanımın isimleri geçerse de neticede bu hanımların gerçek anlamıyla bir şair olmadıkları; söz-sohbet ehli, meclisârâ hanımlar oldukları anlaşılır.

            Bizim, “Şiir Şiir Elazığ” antolojimizde şiiri bulunan 7 hanım şairden biri de yine bu Dilşad Hanımdır. Geriye kalan altı şairin ikisi (Sevilay Sadıkoğlu ve Suzan Alptekin) Elazığlı değildir. İkisinin (Gönül Aygün, Nuran Yükselen) nereli olduğunu tespit edemedik. Kala kala Elazığlı diyebileceğimiz iki bayan şair kalır geriye; Ayten Özmeral ve Berika Küçük.

            İshak Sunguroğlu’nun “Harput Yollarında” isimli dört ciltlik eserinde 27 şair adı geçerse de bunlar arasında kadın şaire rastlanmaz.

            Bu alanda sathî olmakla beraber yapılan tek araştırma Cahide Dalokay Özdemir’e aittir. Elazığ Kültür ve Tanıtma Vakfı’nın yayın organı “Elazığ” dergisinde çıkan üç yazısında Özdemir, 8 hanım şairin ismini ziktetmektedir; Berika Küçük, Dilşad Hanım, Hayriye Hanım, Fatma Hanım, Arman Merkanlı, M. Gufran Taş, Şükran Gümüş, Ayfer Soylu.

            Elazığlı kadın şairlere son bir isim ekleyebiliriz; o da Naşide Gökbudak. Ancak, bilirsiniz, Gökbudak daha çok peş peşe yayınladığı romanlarıyla ün yapmış, tek kitapta topladığı –zaten pek de başarılı olmayan– şiirleri ikinci planda kalmıştır.

            Görüldüğü üzere, kaynaklardan hangisine el atacak olsak, muhakkak karşımıza “Berika Küçük” ismi çıkmaktadır.

            Elbette onun tüm şiirleri, edebî estetizm ve sanat inceliği bakımından çok yukarılarda değildir. Fakat bu açıdan çok başarılı mani ve şiirlerinin bulunması bir yana; hayatının sonuna kadar şiiri kendine meşgale edinmesi, sanat-kültür çevreleriyle yakın ilişkisi; ayrıca sıcak insanî münasebetleri ve Harput Hanımefendiliği kendisini daima şairler safında anılmaya layık kılmıştır. Nazarımızda Berika Küçük, Nihat Kazazoğlu’nun sesinden zevkle dinlediğimiz o meşhur cinaslı manisindeki “gül deseni/gül desenli” ümmül-şairedir:

                        Gül deseni, gül deseni

                        Kokladım gülde seni

                        Gözlerin menevşeden

                        Yanağın gül deseni.

            Berika Küçük, bir öğretmen babanın kızıdır ve yöremizde bir zamanlar idol hâline getirilmiş bir öğretmenin de öğrencisi; Sıdıka Avar’ın. Ayrıca, kendisi de okuyup öğretmen olmayı çok arzu etmesine rağmen bazı sebepler yüzünden okuyamamıştır.

            Sanırız, bütün bu etmenler dolayısıyla Berika Küçük şiirinde, okuma, yazma, kitap, kalem ögeleri çokça çıkar karşımıza. Kadın haklarına, kız çocuklarının okumalarına önem vermesi de bizce yine bu yüzdendir. “Atam” şiirinde şöyle der mesela:

                        Atam, hep izindeyiz, izinde kalacağız

                        Bize verdiğin hakkı kalemle alacağız.

            Atatürk, okullaşmaya, okuma-yazmaya önem veren bir lider olmasıyla da öne çıktığından bu yönüyle birçok şaire ilham kaynağı olmuştur. Cahit Külebi de demiyor muydu bir şiirinde;

                        Önce adını öğrenir çocuklarımız

                        Eli kalem tutup yazanda.

            “Gurbet” başlıklı şiirinde Berika Küçük’ün, “Tükendi kalemim yazamıyorum” dediğine bakmayın. Şiir yazması gerektiğinde tükenmez kalemleri vardır onun;

                        Durma dolaş âlemi

                        Gelir muhabbet demi

                        Berika al kalemi

                        Yaz gönülden gönüle

demesi bunun alametidir. Çünkü o bilmiştir ki “Âlem unutmuş, kalem unutmamış.”

            Cinaslı manileri çok güzeldir Berika Ablamızın. İşte onlardan biri;

                        Yazı bir, yazı bir

                        Kalem ayrı, yazı bir.

                        Kışın yollar koymadı

                        Gel geçürek yazı bir.

            Kalemli-cinaslılarından biri de şöyledir onun;                   

                        Ne yazam, ne yazam

                        Ne baharam, ne yazam.

                        Kalem geçti elime

                        Vefasıza ne yazam?

            Eskilerin, “Önce kalem vardı” demeleri boş yere değildir. Gördüğünüz gibi Berika Küçük’ün önce elinde, sonra dilinde, şiirinde kalem vardır. Kızına şiir yazarken, “Kalem kaşın kudretten oymalı” der. Bacısına yazarken, “Kalemim tükenir seni anlatamam” der. Annesi ve öğretmeni için yazdığı şiirinde; “Kalemimsin, yazımsın/ Defterim, kitabım sen/ Elimdeki kalem sen/ Eğitim yollarında/ Sönmeyen meş’alem sen” der.

            Ceddimize gelince; ilk yaratılan nesnenin “kalem” olduğuna ve kalemin ilk yazdığının da “kader” olduğuna inanır. O levh-i mahfuzu, o ilm-i ilâhîyi yazan kaleme ise “kalem-i âlâ” der.

            Biz dahi acaba, sesimizi onarıp “Kurban olam kalem tutan ellere” desek; hak âlemdeki Berika Ablamız (ölm.12 Mayıs 2008) bizi duyar mı; ne dersiniz?

            -------------------------------------------------------

            *Bu yazı, 3 Nisan 2010 tarihinde Manas Yayıncılık çatısı altında yaptığımız konuşma metnidir. RMY

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Ekm

Bir Dergiye Siyah Bayrak

12Ekm
05Ekm
28Eyl
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.