FİKRET MEMİŞOĞLU VE ŞİİRİ


             Elazığ kültür-sanat atlasını açtığınızda, karşınıza büyük harflerle yazılmış bir isim çıkacaktır; FİKRET MEMİŞOĞLU.
            Şiirimiz-şairlerimiz deyince, türkülerimiz deyince, halk oyunlarımız deyince, müziğimiz deyince ilk akla gelecek şahsiyet hep o olacaktır; Fikret Memişoğlu.
            Söz, dergicilikten açıldığında; 1962-1967 yılları arasında Elazığ’ın şehir, kültür, edebiyat, folklor sahasında hâlâ (1) numara dergisi diyebileceğimiz Yeni Fırat’ı yayınlayan da yine aynı Fikret Memişoğlu’dur.
            Fikret Memişoğlu, kendisi gibi şair-yazar-yayıncı bir babanın oğludur; Osman Remzi Beyin. Osman Remzi Bey, 1920 yılında denebilir ki ilimizde “Fırat” ismiyle ilk dergiyi çıkaran insandır.
            Memişoğlu’nun babası Osman Remzi, Elazığ’ın ilk dergisini çıkaran ve onda yazılar yazan biri olduğu gibi, Elazığ’ın ilk gazetesi Mamuretül-Aziz’de yazan biriydi de.
            Fikret Memişoğlu, hece vezniyle yazdıklarında “Tatlı-Sert” mahlasını kullanan babasının şiirlerini Harput Divanı adlı eserinde topluca yayınlar. Ayrıca bu kitapta babası hakkında bilgi de verir.
            Osman Remzi hakkında diğer iki bilgi kaynağından biri, 2010 yılı sonlarında kaybettiğimiz Reşat Gündüz’ün Ufkum isimli Elazığlı şairler antolojisi ile M. Naci Onur’un Harputlu Divan Şairleri (2013)’dir. Zaten bildiğimiz kadarıyla Gündüz’ün, bu kitabı hazırlayıp bastırmasında Memişoğlu’nun teşvik ve destekleri vardır.
            Fikret Memişoğlu, kendisi gibi birkaç kişiyle beraber bu şehrin hafızası olmuştur. O, bir yandan da yine kendisi gibi Harput tarihine, kültürüne, folkloruna hizmet eden şahsiyetleri; “Nurettin Ardıçoğlu ile İshak Sunguroğlu’nu da minnetle andığını” ifade eder.  Ardından da Rahmi Hoca’nın o meşhur beytini okur:
            Yâd eyledikçe hep selefin niyk nâmını
            Senden de böyle bir kalacak yâdigâre bak
            Biz de hakkı teslim etmek babında, Elazığ’da eli kalem tutanların, araştıranların ve bir şeyler yazıp çizenlerin bu üç insanın “paltosundan çıktığını” rahatlıkla söyleyebiliriz.
            Fikret Memişoğlu, -eğer kıymetini bilirsek- bizlere bir servet bırakmıştır. Yeni Fırat dergisi, Harput Âhengi, Harput Halk Bilgileri, Harput Divanı; her birisi başlı başına uzun bir araştırmanın, gayenin, gayretin ürünleridir. Harput Divanına yazdığı Önsözün bir yerinde onu şöyle derken görürüz:
            “Hayatları yazılmamış, divanları kaybolmuş, kitaplıkları dağıtılmış şairler hakkında topladığımız malumat, iğne ile kuyu kazar gibi eski defterlerde bulduklarımızdan, kulaktan kulağa duyduklarımızdan ibarettir.”
            Sanatıyla, folkloruyla, edebiyatıyla, destanıyla, masalıyla halk bir hazineye maliktir. Tam bu noktadan söze iştirak ederek der ki o; “Ben, halk hazinesinden ilham almayan bir sanatçının orijinal ve ideal bir eser yaratacağına kani değilim. Unutulan sanatkârlar sıralanırsa inancıma hak verilecektir.”
            İşte Memişoğlu, unutulmasın diye, kaybolmasın diye Harput Divanı’nda bu toprağın 34 şairini gün yüzüne çıkarmış; en azından onların çoğunu nisyanın elinden kurtarmıştır. Her biriyle ilgili bulabildiği bilgileri kaydetmiş, şiirlerinden örnekler vermiştir.    Ama o yine de bunca fedakârlıkla yaptıklarını az bulur; “Biz unutmaktan başka ne yaptık ki; ne yaptıysa onlar yaptı.” deme vefakârlığını gösterir. “Lâyık-ı veçhile onları anmıyoruz bile” der;
            Ecdâd ki ahfâdı merâm eyledi gitti
            Ahfâd ise bir yâdı harâm eyledi gitti
 
            Geldik de ne yaptık giden eslâfa mukabil
            Nettiyse hep ecdâd-ı kirâm eyledi gitti
            Şiirle, şairlerle bu derece meşgul olan, 53 yıllık ömründe birçok da şiir yazan Fikret Memişoğlu’na ne yazık ki şiirlerini kitaplaştırmak nasip olmamıştır. Başkalarıyla uğraşmaktan kendine vakit bulamadı, denilse, herhalde yeridir.
            Fikret Memişoğlu, gerçek anlamıyla bir şairdir. Şiirlerinde aruzu ve heceyi ustalıkla kullanan ehil bir kalemdir. Halk şiiri tarzında yazdığı şiirlerinde “Yolcu” mahlasını kullanmıştır. Onun bu tür şiirlerini –dediğimizi gibi, kitabı olmadığı için– daha ziyade Yeni Fırat sayfalarında görebilirsiniz. Şu mısralar, şairin, 29. sayı Yeni Fırat’ta yer alan, “Bir Martı Uçtu Gölcük’ten” başlıklı şiirinin mahlas dörtlüğüdür:
            Martı değil bir düştü bu
            Belki de bir duyuştu bu
            Yolcu, garib bir kuştu bu
            Bir martı uçtu Gölcük’ten.
            Divan şiiri yolunda yazdıklarında mahlas olarak, “Fikret” ismini kullanır. Bu tarz şiirlerinin bir kısmını o, Harput Âhengi’ne veya Harput Divanı’nın sonuna koymuştur. Şu iki beyit, “Gönülden Gönüle Gazel”in matla ve makta beyitleridir:
            Mecnûn özler gibi Leylâ’yı gönülden gönüle
            Gözleriz biz de tecellâyı gönülden gönüle
 
            Allah Allah deyip cezbeye düştük Fikret
            Sanki gördük ulu Mevlâ’yı gönülden gönüle
            Fikret Memişoğlu, sağken şiirlerini kitaplaştıramadığı gibi, hazırladığı iki kitabını da bastıramadan terk-i dünya eylemiştir. Harput Divanı ve Halk Bilgileri, onun vefatından sonra oğlu Güçmen Memişoğlu ile Doç. Dr. Mustafa Gül tarafından elyazısıyla hazırlamış olduğu dosyasından kitaba dönüştürülmüştür.
            Velâkin, bir şanssızlık mıdır; yoksa bu zevatın aceleye getirmesi yüzünden midir; her iki kitapta da Fikret Memişoğlu’nun titizliğine yakışmayacak sayıda hata bulunmaktadır. Bir gerçeği daha söylemek gerekirse, Harput Âhengi de bu talihsizlikten –az da olsa– nasibini almış bir kitaptır.
            Varisleri tarafından Fikret Memişoğlu’nun Nebiler Mesnevisi de dâhil bütün kitaplarının yayın hakkı Elazığ Kültür Derneği ile Elazığlılar Vakfı’na bağışlanmıştır. Teklifimiz odur ki, bu kitapların yeni baskıları yapıldığında yazılar ve özellikle şiirler, aralarında şiirden anlayan, aruza gayet vakıf bir edebiyat hocasının da bulunduğu bir heyete havale edilmelidir. Bu heyet de işini, gelecek nesillere önemli bir kaynak eser hazırladığının şuuru ile kılı kırk yararak yapmalıdır.
            Bir temennimiz dahi, merhumun bütün şiirleri taranıp derlenerek aynı titizlik içerisinde kitaplaştırılsın, diyecektik ki, az evvel Sayın Naci Onur Hocam, bu işi deruhte ettiklerini beyan buyurarak bizi mutlu kıldılar. İnanıyoruz ki Naci Hocam, bu kitapta, sadece şiirlerini değil, en geniş şekliyle biyografisini, kayda değer hatıralarını, anekdotlarını ve bugüne kadar hakkında kaleme alınan yazıları da bir araya getireceklerdir.
            Sözü, “Fikret Memişoğlu” nam o edebiyat ve ebediyet yolcusundan bir dörtlükle bitirelim:
            Ey Yolcu! Bir mektup yazmak emelim,
            Her kalem alışta titriyor elim.
            “Ecmel-i mahlûkat” olan güzelim,
            Ben seni değil düş görmüşüm gibi.
            --------------------------------------------------
            *Bu yazı, 18 Ekim 2014 tarihinde Manas Yayıncılıkta yaptığımız konuşmanın metnidir.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Ekm
05Ekm
28Eyl
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.