GÖNÜL ŞAİRLERİNDEN SEÇMELER


            Bir hafta önceki yazımızda Manisa-Alaşehir’den araştırmacı, şair ağabeyimiz Memduh Şenol’dan gelen bir kitabı tanıtmıştık. Yazımızın sonunda ise Ozan Gönül Şairleri isimli bu güldesteden, gelecek hafta da sizlere tadımlık şiirler sunacağımızı belirtmiştik.
            İsmailoğlu Mustafa Yılmaz’ın hazırladığı kitapta 48 şairin şiiri var. Takdir edersiniz ki bu kadar şairden size örnek sunamayız. Ama –sözün doğrusu– yerimiz elverse dahi kitapta şiirini es geçeceklerimiz de var. Bunlardan biri, Seyrullah Vatansever adlı şairdir. Hiciv sahasında bile olsa, küfür ve müstehcenliğin bizce şiirde yeri yoktur. Şiir, edebiyatın bir şubesidir ve edepsizlik ederek edebiyat yapılmaz. Hele hele bu kişinin bir beytinde (s.159);
            Şairliği öğrendim, güzel dostlarım sizden,
            Ben edepli olmayı öğrendim edepsizden
deyişine asla akıl erdiremedik. Bize göre, bu vatansever vatandaş, “öğrendim” dediği iki dersten de sınıfta kalmıştır. Keza birkaç yerde olsa bile, Mehmet Yardımcı’da da şiirin öznesine aykırı S. Vatansever benzeri söylemlerle karşılaştık.
            Neticeten bir diyeceğimiz varsa, o da şudur ki bu tür müsveddeleri “şiir” zannederek karalayanlar her çağda çıkmıştır, çıkabilir. Ama onlar kadar vebal altında biri daha varsa, o da bu tür sayıklamaları antolojisine alıp şunca insana servis yapan antolojinin hazırlayıcısı İ. Mustafa Yılmaz’dır. Yılmaz’ın, kendisine her gönderileni belki de hiç okumadan kitabına alması yerine, kılı kırk yaran bir titizlikle seçici olması iktiza etmez miydi?
            Gönül Şairleri içinde su götürmez şairler yanında farklı sanat dallarında sivrilmiş isimlerle de karşılaştık. Bunlardan biri, 106. sayfadaki Hasan Ozan’dır. Şair, öğretmen, ressam, güreşçi ve güreş antrenörü olan Ozan’ı hatırlatan çok yönlü bir diğer yetenekli sanatçı da s.95’teki Galip Kurdoğlu’dur. “Karadeniz fıkraları üreten, gazeteci, şair, yaza ve fotoğraf sanatçısı Galip Kurdoğlu’nun şiir, fıkra ve şarkı sözü yarışmalarında biri uluslar arası olmak üzere toplam 42 ödülü vardır.”  Şairin basılı 13 eseri bulunmaktadır.
            Basılı 13 eseri bulunan bir sanatçı da Aysın Uğur Kezer (s.92)’dir. Şiirden ziyade edebiyatın hikâye ve roman dalında ismini öne çıkaran Kezer’inİlmekler Sökülüyor” adlı romanı, 1986 yılında Milliyet Roman Yarışmasında “Başarı Ödülü”ne layık görülmüş.
Güldestenin 93. sayfasında okuduğumuz Kezer’in “Anadolu Kadını” şiiri bize, hemşehrimiz Prof. Dr. Melih Boydak’ın aynı isimli şiirini ve şiir kitabını (2. Baskı, Mayıs-2006) hatırlattı.
            Böylesine paralel isimli eserleri bulunan başka şairler de tespit ettik Gönül Şairleri arasında. Güldestenin 37-39. sayfalarında yer verilen gıyabî dostumuz Dr. A. Necmettin Çanga’nın “Tahterevalli” diye bir şiiri ve bu şiirin isim babalığı yaptığı bir kitabı vardır. Elimizdeki kitabın 8. sayfasında ise Erkan Acar’ın aynı başlıklı bir şiirini okuyoruz.
            Salihlili dostumuz Ahmet Otman’ın ilk şiir kitabının adı Sevgi ve Hüzün’dür (1982). İ. Mustafa Yılmaz’ın elimizdeki Ozan Gönül Şairleri’nin 60. sayfasında görüyoruz ki şair Cemile Eren’in ilk şiir kitabının ismi de aynıyla Sevgi ve Hüzün.
            Şu iki mısra Tahterevalli şairi A. Necmettin Çanga’dan;
                        Öyle aydınlık ki gözlerin
                        Bulanık kalıyor yanında en mavisi göklerin
            Doktorluk alanınıngöz mütehassıslığı”  olduğu nasıl da belli oluyor Sayın Çanga’nın.
            Antoloji hazırlayıcısı ve Ozan dergisi sahibi İsmailoğlu, 187. sayfadaki bir şiirini Ümran Çetin’e ithaf etmiş. Daha çok şarkı sözü yazarlığıyla tanınan Ümran Çetin’i 43-45. sayfalar arasında okumuştuk. Çetin’in bu kitaba alınan şiirleri de daha ziyade bir şarkı sözü formatında. Mesela, “Sensin” şiiri ve şu dörtlük;
                        Bir daha aşk nedir bilmeyecektim,
                        Koyduğum yasağı silmeyecektim,
                        Artık hiç kimseyi sevmeyecektim,
                        Bana yeminimi bozduran sensin.
            Ümran Çetin’in, kitapta yer alan bir başka şiiri,Şu küstüğün şeye bak”, sanırız sizlere de, Yalçın Benlican’ın yazdığı, Turhan Taşan’ın bestelediği, “Üzüldüğün şeye bak” şarkısını hatırlatmıştır.
            Muammer Baydere’nin, yağı kendinden keşkek fehvasınca, “bestesi kendinden güfte” diyebileceğimiz “Unutmamışım” şiiri, kitaptaki sevdiğim şiirlerden. Şu kıta Baydere’nin şiirinden;
                        Ayrılık acısı böyle yamandır
                        Çaresi ne yardım, ne de amandır
                        Gerçeği sakladım bunca zamandır
                        Aslında ben seni unutmamışım.
            Ve aslında biz bu antolojidekiunutmak” temalı şiirlerden bir yazı oluşturabilirdik. Lakin 24 Ağustos günü kaybettiğimiz, şiirimizin büyük aruz ustası Bekir Sıtkı Erdoğan’ın Unutmak” rubaisini sizlere sunmayı daha cazip bulduk. Böylece, bu tevazu abidesi insanı hem sıcağı sıcağına yâd etmiş, hem de esasen onun, geride unutulmaz ve kendisini unutturmaz abide şiirler bıraktığını teyid etmiş oluruz. Diyor ki Erdoğan o rubaisinde:
                        Sustukça sema kalbime hicranı fısıldar;
                        Gül ismini, bülbül o güzel ânı fısıldar…
                        Derler ki gönül derdine tek çare unutmak!
                        Heyhat!.. Unutmak bile cânânı fısıldar…
            Yılmaz’ın güldestesinde, sizin de severek okuduğunuzu tahmin ettiğim şiirlerden biri, öyle sanıyorum ki Yücel Kurucu’nunMezar Taşları” (s.102) şiiridir. Mezarlık kültürümüzle ilgili kocaman bir kitabı bulunan Sayın İsa Kayacan’a haber vermeli. Şiirin sonunu şöyle bağlamış Kurucu;
                        Bir gün gelecektir bize de ecel
                        Kalmayınca elde, ayakta mecal
                        Toprağa düşünce fani Kul Yücel,
                        Dikilir başına mezar taşları,
                        “Hüvel Baki” yazar mezar taşları.
            Yazımızı, yıllar önce vakitsizce başına mezar taşı dikilen,Kendi pençesiyle kazar / Kurt kabrini azar azar” mısralarının şairi Yetik Ozan’ı (Turgut Günay/1942-1978) bize hatırlatan Enver Özkan’ın bir dörtlüğü ile bitiriyoruz. “Ararım” şiirinden;
                        Ayaklar altına aldım kibrimi
                        Eyyub’un özünden aldım sabrımı
                        Kendi ellerimle kendi kabrimi
                        Kaza kaza hakikatı ararım.
            Ne aradığını bilenlerden ve aradığını bulanlardan olunuz efendim.
            ---------------------------------------------
            *İsmailoğlu Mustafa Yılmaz ve Ozan dergisi için iletişim: ozandergisi@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

07Eyl

Ahmet Tevfik Ozan ve Şiiri

31Ağs
17Ağs

Şiirli Bayramlar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.