Gülderen Canyurt’un Şiirinde


GÜLDEREN CANYURT’UN

 

                 ŞİİRİNDE

 

 

 

 R. MİTHAT YILMAZ

 

 

 

         Okurlarımız sorabilir; “Kimdir Gülderen Canyurt?”

 

         Gülderen Canyurt, 1958 Sivas/Zara doğumlu. Üç şiir kitabı yayınlanmış bugüne kadar:

 

                  *Kırılgandır Yalnızlıklar (2004)

 

                  *Suya Düşen Sözcük (2010)

 

                  *Harf Yutan Balık (2016)

 

         Suya Düşen Balık’la 2010 Cemal Süreya Başarı Ödülü.

 

         Şu an Karabük’te yaşıyor ve Karabük Kültür Sanat Derneği’nde görevli. Birçok kültür-sanat dergisi yanında derneğin yayın organı Tay’da yazıyor. Ayrıca Adana’da çıkanYaşam dergisinin Karabük temsilcisi.

 

         Gülderen Canyurt, üç kitabından son ikisini Kasım-2013 ve Mayıs-2016’da imzalayarak göndermiş bize. Her ikisi de Tay dergisi yayını ve 96’şar sayfa.

 

         Şimdi gelin, Suya Düşen Sözcük’ten başlayarak Canyurt şiirinde şöyle bir gezinti yapalım:

 

         Kitabın ilk şiiri Erik Ağacı (s.8). Harf Yutan Balık’ta da Elma Ağacı (s.36) diye bir şiiri var şairin.

 

         Birçok şairin böylesine ağaçlar üzerine şiirini okumuşsunuzdur. Fakat benim hatırıma Özdemir İnce’nin Erik Ağacı şiiri geldi evvela. Bulun okuyun o şiiri; siz de sevecek ve unutmayacaksınız. Gülderen Canyurt’un Erik Ağacı’nın en güzel yemişleri ise en sondaki iki mısra. Minnacık ama tadı, kokusu doyumsuz; “geldin erikler çiçek açtı.”

 

         Sevgi budur işte; çiçek açtırır.

 

         Kitaba adını veren Suya Düşen Sözcük şiirinin üst kısmındaki boşluğa “sözcük” kelimesinden ok çıkararak şairin Elma Ağacı şiirinin ilk üç mısraını yazmışım:

 

                   ezberimdeydi

 

                   dünü anımsatan sözcük

 

                   unuttum

 

         39. sayfadaki Anne şiiri çok çağrışımlı bir şiir. Ölümü, ayrılığı, hapishaneyi çağrıştıran mısralar var bizce. İnsanoğlu bunaldıkça fıtraten çocukluk yıllarına kaçar ve anne fenomenine sığınır. Şairlerse içlerindeki çocuğu konuşturdukça benim hatırıma hep Jorge Amado’nun sözü gelir; “İnsanın anayurdu çocukluğudur.”

 

         Can/yurt’un Anne şiirinin ilk mısraları da bir ana/yurt sayıklaması değil midir?

 

                   nerede

 

                   yorgun yıllarda

 

                   bıraktığım çocukluğum

 

                            üşüyorum

 

                            gel sarıl anne

 

         Kitaplarında çocuk/luk üzerine çok mısraı, çok şiiri var şairin. Onları okurken siz de demiş olmalısınız benim gibi; “Bu Gülderen Canyurt galiba hep çocuk kalacak.”

 

         Eşik adlı şiirde (SDS/s.76) fark ettiniz mi bilmem, yerini sevmemiş, tenafürlü iki kelime var; olasılık ve us. Us’u nedense çokça kullanmış şair. Böyle şiiriyeti kesat üç kelimenin altını da 26. sayfada çizmişim; ten, tin, im. Bir de karşı sayfadaki atlangıç. Bir an Asaf Hâlet Çelebi’nin şiirinde sandım kendimi.

 

         Harf Yutan Balık’ın ilk şiirinde bir mısra var ki bir kitap şiire bedel. Mısra değil,     mısra-ı berceste; “annemin elbisesi hüzünden.”

 

         Hüzün bir kez girdi mi şiire boş durmuyor, çoğaltıyor yerini. Ha bire yer açıyor kendine. Canyurt şiirinde de öyle olmuş. Sevmiş hüzün Canyurt şiirini ve çoğaltmış sesini, yinelemiş kendini. “biri diğerine benzemeyen sözcükler biriktirdim / hepsi hüzün” (SDS/s.19) demesi boş yere değildir şairin.  Az muğlak olsa da Mehmet Aydın’ın şu tespitine katılıyorum; “O hüzün izleği için üzünç, acı ve ıstırabın ötesinde çığırtkan olmayan şiirsel bir tavır takınır.” (SDS/s.89)

 

         Haklıdır Aydın; şiir, çığırtkanlığı sevmez. Fakat maalesef Canyurt şiiri hakkında görüş beyan eden kimi yazar ve şairler bile bile veya farkında olmadan şairi ideolojik goygoyculuğa, slogan tellallığına; yani çığırtkanlığa çekmek istemişler. Sevindirici olanı, kapılmamış Canyurt bu çağrılara. Gerçek şiir, izm’e, ideolojiye, slogana sığmayacak kadar büyüktür çünkü.

 

         Harf Yutan Balıkta Serçe Yağmuru (s.18) diye bir şiir var. Bu imgenin “kuş yağmuru”şeklinde benzerine birçok şairde rastlamışızdır. Mesela Attilâ İlhan’ın Ayrılık Sevdaya Dâhil kitabında “akşam üstü” şiirinde. Erdem Bayazıt’ın “Kuş Sayfaları” şiirinde. “semazen kuşları yağdı göklerime” mısraıyla Yasin Mortaş’ta. Son olarak, farklı bir imgelemle; “Yağacak, belli artık; hüznün ürkek kuşları.” dizesiyle hemşehrim A. Tevfik Ozan’da.

 

         Kitabın 26. sayfasındaki şiirin sonunu şöyle bağlamış Canyurt; “ıslanmıştık / üşümüştük / şiire sığındık.” Zaten o, bir önceki sayfada ne demişti hani; “üşüyordum/ üşümek için çıktım sokağa.”

 

         Aynı şiirin (s.25) şu mısralarındaki kadın, şairin ta kendisi olmasın;

 

                   bir kadın

 

                   yağmura bata çıka

 

                   şemsiyesiz…

 

                   düş içinde sırılsıklam

 

         İki kitabında da “sığınmalı” birçok mısraı, şiiri var Gülderen Canyurt’un. Şu mısra Suya Düşen Sözcük’teki Çavlan (s.19) şiirinden;

 

yalnızlıklarımda sana sığındım

 

ne kadar ben.

 

         “Sana” ve “şiire” sığınmalı merhum M. Kemal Yılmaz’ın mısraları düştü hatırıma bu dem; “Bir sana sığındım Tanrı’m / Bir de / Şiire”

 

         İçinizden geçirdiğiniz “neden şiire?” sualinin cevabını yine Gülderen Canyurt verir Kayıp Çocuklar Kenti’nde (HYB/s.66):

 

                   bilirim şiir kurtaracak dünyayı

 

                   okuyabilse insan insanı…

 

         Biz normal insanlar karanlıktan korkar kaçarken şair milleti karanlığı sever, ona koşar. Birçoğunun eşref saati geceye denk düşer; şiirini gece vakti kalkıp yazar. Bu geceperestlik, bu karanlıkseverlik Canyurt şiirinde de gösterir kendini. Suya Düşen Sözcük’teki bir şiirinde (s.73); “sabahına ulaşsam/öpeceğim karanlığı alnından” diyen şair diğer kitabındaki bir şiirinde ise (HYB/s.34) “hiç bu kadar sevmemiştim karanlığı” demekten kendini alamaz.

 

         Necip Fazıl, ünlü Kaldırımlar şiirinde “Gündüzler size kalsın (bana) karanlıkları verin” der. İskender Cenap Ege’nin Karanlık şiiri çok daha şaşırtıcıdır:

 

                   Benim gerçek dostum karanlık

 

                   Gayrısı yalan artık

 

                   Işıktan kaçar oldum

 

                   Huzuru karanlıkta buldum

 

         Başta Gülderen Canyurt olmak üzere bütün karanlıksever şairlere, bizim “Karanlığa Aforizmalar” denememizden birer nüsha çıkarıp göndermeli, diye geçiyor içimden.

 

         Siz ne dersiniz, bilmem. İlk kitabının değil ama Gülderen Canyurt’un bu son iki kitabının isimleri biraz garip geldi bana; “Suya Düşen Sözcük” , “Harf Yutan Balık.”

 

         Dün akşam, bir yandan bu yazıyı kotarmaya çalışırken bir yandan da bu isimlerle meşguldü kafam. Bir de baktım içimden geçenleri dökmüşüm kâğıda:

 

         Sözcükleri sulara düşüyor, harflerini balıklar yutuyor… Ne olacak bu Gülderen Canyurt’un hâli? Neyle, nasıl yazacak şimdi şiirini bu kadın?

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

07Eyl

Ahmet Tevfik Ozan ve Şiiri

31Ağs
17Ağs

Şiirli Bayramlar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.