HÜSEYİN POYRAZ’IN


 HÜSEYİN POYRAZ’IN

  “ÇİĞDEM BAHÇESİ”

Hüseyin Poyraz, üçüncü şiir kitabıyla masamızda.

-Kimdir Hüseyin Poyraz?

1933  Tunceli-Nazımiye doğumlu. Elazığ Köy Hizmetleri 7. Bölge Müdürlüğü muhasebe servisinde çalışırken 1981 yılında emekli oldu. Elazığ’da ikamet ediyor.

            Şiir yazma denemelerine, emekli olduktan sonra hız veren Hüseyin Poyraz, ilk kitabı Gönlümün Şiirleri’ni 1994 yılında bastırdı. İkinci kitabı Solmayan Güller’in basım tarihi 2000’dir. Çiğdem Bahçesi (2014), şairin üçüncü şiir kitabı olup 70 sayfadır ve içerisinde Poyraz’ın 43 şiiri bulunmaktadır. Kitabın başında bu fakirin ve Şükrü Kacar Hocanın, Poyraz şiiri üzerine birer değerlendirmesi yer almaktadır.

            Hüseyin Poyraz her ne kadar komşu il Tunceli kütüğüne kayıtlı ise de ömrünün çoğunu, iş hayatının tamamını Elazığ’da geçirmiş; bir anlamda “Elazığlılaşmış” bir şair dostumuzdur. Gönlümün Şiirleri’nde okuduğumuz şu mısralar, onun, vatanımızın her ili için nasıl derin bir muhabbet beslediğinin delilidir;

            Hüseyin der ki görsem vatanımın bütün illerini

            Tunceli’de doğdum, tattım Elazığ’ın aşını, ekmeğini

            Ancak sarraf anlar, vatanımın gerçek değerini

            Bu cennet vatanın, kürede eşi bulunmaz.

            Fakat Poyraz’ın, Elazığ’da yaşaması, Elazığ’a yerleşmesi, doğduğu topraklara olan sevgisini ve hasretini gidermeye yetmez. Onun, iki kitabının da sonunda yer verdiği, “Son Sözüm” başlıklı bir şiiri vardır ki bu şiirden, onun biz doğduğu köyüne nasıl bir özlem duyduğunu rahatlıkla anlamaktayız. Ne diyor bakın şair;

               Hüseyin, düşerim felek ağına

               Köyüme götürün, cennet bağına

               Yüzümü çevirin Düzgün Dağı’na

               Hasretle bakayım, dost toprağına.

            İnsanın fıtratında vardır bu; doğduğu toprakları özler ve şayet şairse o yerler için şiir yazar. Ne güzel söylemiş ecdadımız; “Bülbülü altın kafese koymuşlar, ille vatanım, demiş.”

            Hüseyin Poyraz da tıpkı o kafesteki bülbül gibi ille vatanım, deyip duruyor “Erenler Diyarı Tunceli” şiirinde:

               Kışın Munzur Dağı beyaz giyinir

               Yazın allı morlu renge bürünür

               Ordan Sarı Saltuk Baba görünür

               Erenler diyarı sırdaş Tunceli.

            Hüseyin Poyraz, mütevazı bir insandır. Kimse onun, “Ben büyük şairim, şiirim de güçlü şiirdir.” dediğine rastlamamıştır. Onun şiirini tetkik edenler görecektir ki ilk kitabındaki şiirlerle son kitabındaki şiirler arasında çok fark vardır. Poyraz şiiri geçen yıllar zarfında gözle görülür bir ilerleme kaydetmiştir.

            Hüseyin Poyraz, şiirini hece vezniyle ören bir şairdir. Çiğdem Bahçesi’ndeki 43 şiirin 26’sı hecenin 6+5’lik, 17’si ise 4+4’lük kalıbıyla yazılmıştır. Bu şiirlerde durak, ölçü, kalıp hatası olan mısralar varsa da genel itibariyle formatları böyledir. Şiirlerini dörtlükler halinde; ekseriyetle de koşma tarzında yazan Poyraz, sadece “Çileli Aşk” şiirinde ikili mesnevi tarzını denemiştir. Şu beyitler, adı geçen şiirden;

               Adına aşk denir, bir acı şarap

               Dolusunu içen oluyor harap

 

               Kerem, Aslı gibi yakar kül eder

               Bazen pazarında satlık kul eder.

 

               Her âşık murada nail olmadı

               Gönül yarasına merhem bulmadı.

            Hüseyin Poyraz şiirinde kafiyeler genellikle yarım kafiyelerden seçilmiş olmasına rağmen kulağa hoş gelmektedir. Örnek verecek olursak;

               Geçti bahar vakit doldu

               Has bahçede gülün soldu

               Gönül bağın viran oldu

   Ötmez oldun garip bülbül.

 

   Hüseyin der, sessiz kaldın

   Gam yükünü kimden aldın?

   Benim gibi düşe daldın

   Ötmez oldun garip bülbül.

Onun, güçlü, tam kafiye diyebileceğimiz şiirleri de yok değildir:

   Zalim felek vurur ani

   Ona kimler olur mani?

   Malın, mülkün, şöhret hani?

   Cennet mekân yerin olsun.

Poyraz, Çiğdem Bahçesi’ndeki şiirlerini, bölümlere ayırmadan, kendince bir sıralama ile kitabına yerleştirmiş. Ancak, siz onları dinî muhtevalı, millî muhtevalı şiirler, memleket şiirleri, tabiat şiirleri, kişilere ithafen/atfen yazılmış şiirler ve aşk şiirleri şeklinde kategorize edebilirsiniz. Onun şiirleri genel itibariyle bireysel içerikli şiirlerdir. Poyraz, toplum meselelerine, yergi/taşlama gibi konulara, ideolojik sapmalara şiirini sürmemeye bilhassa özen gösterir. Şair, Alevi terminolojisini içeren şiirlerinde de inanç akidesini işler; lâkin ayrımcı, göndermeci bir dil kullanmaktan özellikle imtina eder.

            Poyraz şiirinde dostluk, vefa, hayatın faniliği ve ölüm, öne çıkan temalardır. Beşerî aşk alanında da şairin kayda değer diyecekleri vardır. Biz, sözümüzü, onun bu vadide bir şiirinden iki dörtlükle bitirmek niyetindeyiz;“Selvi Boylum” şiirinden:

               Sadık yâre gönül verdim

               Vuslatıma yeni erdim.

               Kuş misali kanat gerdim

               Selvi boylum, ahu gözlüm.

 

               Tıp tıp eden yüreğimsin

               Has bahçede çiçeğimsin

               Özde huri meleğimsin

               Selvi boylum, ahu gözlüm.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

07Eyl

Ahmet Tevfik Ozan ve Şiiri

31Ağs
17Ağs

Şiirli Bayramlar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.