KABAKLI’YI ANMAK


            8 Şubat 2016, ilimizin müstesna şahsiyetlerinden Şeyhülmuharririn Ahmet Kabaklı’nın 15. ölüm yıldönümüydü.
            Elazığ, bu yıldönümüne bigâne kalmadı. Belediyemiz Kültür Müdürlüğü ile Ahmet Kabaklı Anadolu Lisesi, ortak bir programla Kabaklı Hoca’yı anma vefakârlığını gösterdi. Gündüzün, adı geçen okulda yapılan etkinliğe ilaveten akşam da Belediye Kültür Merkezi’nde dört başı mamur bir açık oturumla bu güzide insan yâd edildi.
            Adı geçen lisemiz, aylar öncesinden Ahmet Kabaklı konulu bir kompozisyon yarışması düzenlemiş. Bu program çerçevesinde, başarılı üç öğrenciye ödülleri takdim olundu. Etkinliğin açış konuşmasını Belediye Başkanımız Mücahit Yanılmaz yaptılar. Yanılmaz’ın ileriki yıllar için Millî Eğitim Müdürlüğü’ne bir anlamda teklifleri ve belediye adına vaatleri takdire şayan bir proje idi. Ümit ederiz Millî Eğitim Müdürlüğü bu fırsatı değerlendirecek; başkanın önerilerini dikkate alacaktır.
            Şimdi gelin bir hususu objektif nazarla teslim edelim:
            Elazığ için her ne kadar kendi aramızda, şöyle kültür-sanat şehridir, böyle şiirin başkentidir gibi methiyeler diziyorsak da bu abdiâcizin nazarında, edebiyat alanında Türkiye çapında ismi anılacak iki şahsiyet çıkmıştır bu şehirden. Yanılıyorsak, lütfen düzeltin. Biri, destan şairimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’dur bu iki ismin; bir diğeri ise Ahmet Kabaklı. Daha başkaca kimi isimler hatırımıza geliyorsa da henüz onlar tarihe, edebiyat tarihine mal olmuş değillerdir. Bunu zaman gösterecek.
            Vefatının 15. sene-i devriyesinde belediyemiz Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü ile Ahmet Kabaklı Anadolu Lisesi’nin tertip ettikleri bu “Ahmet Kabaklı’yı Anma” faaliyeti yerinde bir kadirbilirliktir. Akşamki panel de çok doyurucu idi. Kimler mi vardı, konuşmacı olarak; Fırat Üniversitesi’nden emekli edebiyat hocası Dr. Naci Onur, Türk Edebiyatı dergisi Genel Yayın Yönetmeni, şair ve hikâyeci Bahtiyar Aslan, yazar Bedrettin Keleştimur ve hem aileden biri hem de değerli bir ses sanatçısı Esat Kabaklı. Panelin yöneticisi ise şehrimizin araştırmacı, iktisat yazarı Nevzat Ülger’di.
            Nevzat Ülger, oturumu açış konuşmasıyla tıklım tıklım dolu olan salonu adeta ruhen ayağa kaldırdı. Kendilerinin daha ziyade bir ekonomi yazarı olmaları hasebiyle, Kabaklı Hoca’nın edebî kişiliği, edebî kimliği üzerine söyledikleri doğrusu dinleyicinin Ülger’den beklemediği bilgilendirmelerdi. Daha işin başındayken, bu açık oturumun ne kadar verimli geçeceği anlaşılmıştı.
            Gerçekten öyle oldu. Naci Onur Hoca, Kabaklı’nın edebî yönünü incelemiş, araştırmıştı. Sakin, sabırlı üslubuyla bize Edebiyatçı Ahmet Kabaklı’yı anlattılar.
            Genç akademisyen Bahtiyar Aslan’ın sahası, Fikir Adamı Olarak Ahmet Kabaklı idi. Bahtiyar Aslan, Kahramanmaraşlı olduğu kadar da bizden biri bir edebiyatçıdır. Onu, Fırat Üniversitesi-Edebiyat Fakültesi’nde okuduğu dönemden tanırız. Ne kadar edebiyata, kültür ve sanata düşkün, şiire yetenekli olduğunu ta o yıllardan biliriz.
            Bu dallarda ilk feyzini bu topraklardan alan Bahtiyar Aslan’ın yıllar sonra, ilk fidesini yine bu topraklardan birinin; Ahmet Kabaklı’nın diktiği “Türk Edebiyatı” dergisinin yönetimini teslim alması bir tesadüften çok bir tevafuk olarak görülmelidir.
            Aslan, o edebî yetkinliğini, o bediî yeteneğini bu akşamki konuşmasıyla fevkalade göstererek Kabaklı Hoca’nın fikir cephesini bizlere aşikâr kıldı. Zaman kısıtlı olmasaydı, biliyoruz ki Bahtiyar Aslan’ın diyeceği daha çok şey vardı.
            Gazeteci, yazar Bedrettin Keleştimur, merhum Kabaklı’nın gazetecilik yönünü anlattı bize. Son Saat’ten Tercüman’a, Yeni Haber’den Türkiye’ye uzanan koca bir hayat… 22 yaşından 77’sine; 55 yılda yirmi binin üzerinde fıkra, makale. Dile kolay!
            Sıra Esat Kabaklı’ya gelende işin seyri değişti. Elazığ’ın, Harput’un, Göllübağ’ın sesini, Türkiye’mizin dört bir yanına ileten bu güçlü sanatçıya çok iş düşüyordu. Biri Kabaklı ailesinden Esat Kabaklı, diğeri Elazığ’dan bir ses ve saz ustası Esat Kabaklı olmak üzere iki Esat Kabaklı vardı karşımızda. Ama doğrusunu demek gerekirse, bu alıçlı, kevenli Göllübağ’ın evladı, her iki Esat Kabaklı’nın da hakkını layık-ı veçhile verdi. Gâh bizleri tebessüm ettirdi, güldürdü; gâh da gözlerimizi yaşarttı, ağlattı. Sazı susmasın, sözü tükenmesin.
            Biz dahi sözün sonunu, Ozan Arif’in, merhum Kabaklı Hoca’nın ardından çalıp söylediği sağudan birkaç dörtlükle getirelim:
                        İyiyim demiştin son gördüğümde;
                        Bu işi pek aklım almadı Hocam.
                        Elini öpüp de yüz sürdüğümde,
                        Hesapta bu yoktu, olmadı Hocam.
 
                        El bilmez bu yürek ne için kanar;
                        Bu ciğer, bu bağır ne için yanar?
                        Ey Harput yiğidi! Pınardın pınar!
                        Hangi gönül senden dolmadı Hocam?
 
                        Elaziz’den elde kalemle çıktın,
                        Yaşarken binlerce meş’ale yaktın.
                        Bilene bulunmaz servet bıraktın,
                        Bazısı kadrini bilmedi Hocam.
 
                        Elâlem mi haklı, Arif mi haklı;
                        Zamanla görecek varsa meraklı.
                        Kim ne derse desin, Ahmet Kabaklı
                        Bana göre asla ölmedi Hocam!

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Ara
07Ara

SATOĞLU’NUN BEŞİNCİ SEDASI

23Kas

Oktay Akbal’ın Günlüğünden

16Kas

Oktay Akbal’a Dair

09Kas

Şiire Giydirilen Ayakkabı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.