KARARTILAN ŞEHİR


Sizin de mi mahallenizde sokak lambaları erken söndürülür?

Bu fakirin mahallesinde ve mücavir mahallelerde henüz ağ iplik kara iplikten ayırt edilmezken sanki muzip bir el şartele dokunur ve “şırrak” diye sokakları karanlığa boğar. Buna Nailbey’de Vali Fahribey ve –haftabaşından itibaren birilerinin tavassutu ile– iki sokak dışında şehrin koca Gazi Caddesi bile dâhildir.

Ramazan öncesi bu uygulama tam da insanların camilere gidiş vaktine; şimdi Ramazan’da ise dakikası dakikasına camiden çıkış zamanına tekabül ediyor.

Yanlış anlaşılmasın, bu işte bir kasıt var demek istemiyoruz. Ama besbelli ki bir idraksizlik, bir aldırmazlık/aymazlık var. O dakikalar, inananların camilere yöneldikleri yahut –şu Ramazan ayında– camilerden evlerine dönüş vakitleri olduğu gibi, işçilerin işlerine, okullar açıkken öğrencilerin okullarına gitmekte, çöpçülerin mesai yapmakta olduğu zamanlardır. Yolcu, kaldırımı göremiyor, sokaktaki tehlikeyi ayırt edemiyor. Keza çöpçü, nereyi, nasıl temizleyeceğini bilemiyor. İlgili kuruluşta ışıkları kapatma görevini uhdesinde bulunduran kardeşimiz, o şarteli indirme kutsal vazifesini çok değil, sadece 15-20 dakika sonra yapıverse kıyamet mi kopar? Yahut elektrik kurumu batar, iflas mı eder?

            Ki iflas etmeyeceği gün gibi aşikâr. Neden, derseniz; çünkü bildiğiniz üzere, günümüz elektrik idaresi (adı her neyse), değil sokak lambalarının sarfiyatını, yaktığının bedelini keyfî olarak ödemeyenlerin ücretini de zerrece “Allah korkusu, kul hakkı” gözetmeden; velâkin “Allah korkusu, kul hakkı” şuurunda olan müşterilerinden tahsil etmektedir. Adeta, sen kendi harcadığın elektriğin ücretini ödediğin gibi, başkalarının tüketip ödemediğinin bedelini de kuzu kuzu vereceksin, demektedir.

            Bunun adı, lütfen söyler misiniz; dürüst ve namuslu vatandaşı cezalandırmak değil de nedir? Adalet, sosyal adalet, hakkaniyet bunun neresinde? Biz, olayı kuzu-muzu diye yumuşatarak ifade ediyoruz da rahmetli dedem olsaydı,“bunların yaptığı, düpedüz adamı eşşek yerine koymak” deyip çıkardı hani.

            Bizde bu daima böyledir. Dürüstler, kurallara/kanunlara riayet edenler, olması gerektiği gibi olanlar hep ziyandadır. Hatırımıza düştü; şu kıssanın tam yeridir:       Adamın birinin canı sigara çekmiş. Etrafına bakmış; görevliye danışayım da öyle içeyim, demiş. Yaklaşmış ve sormuş:

            -Burada sigara içebilir miyim?

            Görevli –ibrikçibaşılık edecek ya– önce kasılmış, sonra celallenerek cevap vermiş:

            -Yassah! İçemezsin!..

            -Ama bak, şu adam içiyor.

            -O bana sormadı ki!

            Tekrar sadede gelip mevzua avdet eyleyecek olursak:

            İlgili kuruluşun yetkili kişisinden ricamız olsun. Bu şehirde saat kaçta ortalık aydınlanıyor, kaçta karanlığın vardiyası bitiyor ve yerini ışığa devrediyor, bir araştırıp tespit ettirsin.  Elbet günlerin uzayıp kısalmasına göre de bunun her gün değiştiğini hesaba katsın. Takvim diye bir şey var efendim; onda ayan beyan yazılı hepsi.

Ve sonra o işgüzar elemanına inip talimat versinYazıktır, desin, elli sene öncesinin dağbaşı köylerine benzetme bu aziz şehri. Yolcuyu, işçiyi, çöpçüyü, öğrenciyi-öğretmeni, namaza gideni, camiden çıkanı düşünerek yak ve söndür şu lambaları.

Tarafın belli olsun, ışıktan yana ol.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

07Eyl

Ahmet Tevfik Ozan ve Şiiri

31Ağs
17Ağs

Şiirli Bayramlar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.