KARINCA KADARINCA MEVLÜT MERGEN


 KARINCA KADARINCA MEVLÜT MERGEN

 

 

 

R. MİTHAT YILMAZ

 

 

 

            Diyarbakır’ın evladı, Diyarbakır sevdalısı Mevlüt Mergen’i biz yıllarca önce tanıdık. Onun, bir sevgiyle; adeta bir aşkla kaleme aldığı “Bibi’nin Diyarbekir Feryadı” isimli kitabında yer alan hatıralarını, sohbetlerini, şiirlerini okuyarak ruh dünyasına aşina olduk.

 

            Sonra kulak verdik ki TRT Diyarbakır Radyosu Müdürü mütevazı insan Fatih Yılmaz ne diyor Mergen için“Bakmayın siz ‘Bibi’nin Feryadı’ dediğine, Diyarbekir için feryad eden ‘Bibi’ değil, Mevlüt Hocamızın kendisidir. Ne zamandan beri diye soracak olursanız, bence doğduğu günden beridir. Yüreği Diyarbekir sevgisiyle öylesine dolu bir insan…”

 

            Mergen’in, adı geçen kitabındaki hayat hikâyesini okurken gâh gülmüş, gâhi de acıyla hüzünlenmişizdir:

 

            Mevlüt Mergen’in çocukluk ve çıraklık yıllarıdır. Yokluk-yoksulluk yılları aynı zamanda. Çocuk Mergen bir tenekecinin yanında çıraktır. Yükseklik korkusuna o günlerde yakalandım, diyor yazar ve diyor ki sonra bir yerde; “Sabahları evden çıkarken annem cebime bir parça ev ekmeğini katıksız olarak koyardı ve ben onunla akşamı ederdim.” 

 

            Mevlüt Mergen’in, yine hatıralarını ve şiirlerin topladığı 2014 basımlı; daha hacimli bir kitabı var şimdi elimizde. “Sevdam Diyarbekir” adını taşıyan bu eser Yelkovan Yayınları arasında çıkmış olup 335 sayfadır.

 

            Diyarbakırlı ünlü ses sanatçısı Celal Güzelses’in torunu –dedesinin ismiyle müsemma– yine Celal Güzelses’in yerinde bir tespiti vardır bu kitabın bir yerinde; “Kimi yaşar yazamaz, kimi yazar yaşamaz; kimi insanlar da önce yaşar, sonra yazar.”

 

            Demek istiyor ki açıkçası Güzelses; Mevlüt Mergen, bu kitaptakileri önce yaşamış, sonra da oturup bir güzelce yazmıştır. “Mevlüt Mergen Beyefendinin bu kitabı, bizlere memleketimiz Diyarbakır’ı daima hatırlatacak bir başucu kitabı(dır)” demeyi de ihmal etmiyor torun Güzelses.

 

            Şu felsefik ifade ise Mevlüt Mergen’in Sevdam Diyarbekire yazdığı “Önsöz”de geçer. Altını çizmişiz okurken“Diyarbakır’da yaşamak başkadır, Diyarbakır’ı yaşamak başkadır.” 

 

            “Sevdam Diyarbekir” eserini okurken bize öyle geldi ki, Mevlüt Mergen, Diyarbakır’da yaşadığı kadar da Diyarbakır’ı yaşayan memleketsever bir insandır. Aşağıdaki iki dörtlük, onun, “Diyarbekir’im” isimli şiirinden alınmıştır:

 

                        On gözü on çeşme köprü müyüm ben,

 

                        Avazım yükselir Ben u Sene’den,

 

                        Duası da tutmaz Kırklar Dağı’nın,

 

                        Ben Diyarbekir’de doğsam yeniden.

 

 

 

                        Yeise kapılmam umut yüklüyüm,

 

                        Ben Diyarbekir’im, ben bir türküyüm,

 

                        Sahabem, evliyam cihana değer,

 

                        Ben bir idealim, ben bir ülküyüm.

 

            Şairin, Diyarbakır’a olan sevgisini, sevdasını işlediği biribirinden uzun şiirleri vardır “Sevdam Diyarbekir” kitabında.

 

Bunlardan biri olan Amid’i (Diyarbakır’ı) yüz üstü bırakıp gidenlerin dilinden” kaleme aldığı, “Ben Seni Terk Edip Gittim Diyarım” şiiri bize biraz da “Harput’u yüz üstü bırakıp gidenleri” hatırlattı. Mergen’in şiirinden aldığımız şu mısraları sanırsınız Harput’tan, Elazığ’dan uzaklara göç etmiş bir hemşehrimiz yazmış gibi:

 

                        Ekmeğini yedim, suyunu içtim,

 

                        Ben seni terk edip gittim diyarım.

 

                        Gün geldi yuvamı gurbette seçtim,

 

                        Ben seni terk edip gittim diyarım.

 

 

 

                        Birazcık dünyalık geçince ele,

 

                        Kapıldım göç denen o çılgın sele,

 

                        Bilmedim feryadım gün gele dile,

 

                        Ben seni terk edip gittim diyarım.

 

            Söz, Harput’tan, Elazığ’dan açılmışken Sayın Mevlüt Mergen’in kitabında, Elazığ’ın sembol oyunu Çaydaçıra’nın ilk kez Dicle nehri kıyılarında Diyarbakır’da oynandığına dair bir bölüm bulunduğunu da zikretmeliyiz. Mergen, büyük bir enginlik göstererek, bu bilgileri kendiliğinden yazmadığını; Evliya Çelebi’den alıntıladığını şerh düşüyor. Ve bir incelikle ekliyor; “Elazığlı gakkoşlar deseler ki, ‘tamam da o oyunun sözlerini biz yazdık, temposunu biz tutturduk, figürler bize ait’ doğrudur derim.”

 

            Oysa biz alışkınız buna.

 

            Sayın Mergen bilirler mi bilmem; bizim, sevgili Muşlularla da Yemen Türküsü üzerine böyle tatlı bir ihtilafımız vardır.

 

            Mevlüt Mergen’in Sevdam Diyarbekir kitabında, 91-94. sayfalar arasında Diyarbakır’ın yetiştirdiği değerli kütüphaneci-bibliyoman Ali Emirî Efendi’den bahsedilir. Mergen bu bölümde, sözü, geçmiş yıllardaki Elazığ-Diyarbakır buluşmalarına getirir ve Manas Yayıncılıktan, Şener Bulut’tan sitayişle bahseder. Çünkü o yıllarda Manas tarafından Enver Demirbağ-Celal Güzelses etkinliğiyle Ali Emirî’ye Saygı programları organize edilerek Diyarbakır-Elazığ buluşmaları gerçekleştirilmiştir.

 

            Bütün bunlar gösteriyor ki Mevlüt Mergen ince ruhlu, vefakâr bir kültür-sanat adamıdır. Bu vefasını o, şehrine, şehrinin insanlarına; hatta komşu şehir Elazığ’a-Elazığlılara da göstermekten imtina etmemiştir.

 

            Yazdıklarında bir iddiası yoktur Mergen’in. Ben şöyle yazarım, böyle şairim demez o. İçinden geldiği gibi yazar; sıcak ve samimi. Zaten kitabının dibacesinde de; “Karınca kadarınca yazmak fikri kafamda oluştu” der. Ve devam eder yazar“Bir akademisyen, bir tarihçi, ne bileyim, bir bilim adamı olmadığım halde yazayım dedim. Yazayım da içinde doğup büyüdüğüm bu şehri insanlar benim dilimden de duysunlar istedim.”   

 

            Diyarbakır’ı ve Diyarbakırlıları tanıyıp sevmek isteyenler, muhakkak Mevlüt Mergen’in “Sevdam Diyarbekir” adlı bu kitabını edinip okumalıdırlar, diyoruz biz de.

 

            Elazığ-Diyarbakır dostluğuna, Diyarbakır’ın tanıtımına ve Mevlüt Mergen’in bu yoldaki çabasının bilinmesine “karınca kadarınca” bizim katkımız da bu olsun efendim.

 

            Saygılarımla.

 

            ……………………

 

            *14 Ocak 2017 tarihinde Manas Yayıncılıkta yaptığımız konuşma metnidir. RMY

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

07Eyl

Ahmet Tevfik Ozan ve Şiiri

31Ağs
17Ağs

Şiirli Bayramlar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.